Siyasi görüşlerin çatışmadan var olabilmesi için yöneticilerin bulunduğu görevin gereklerini herhangi bir siyasi parti merkezinden talimat almadan, hükümetin seçim pozisyonlarının parçası olmadan hakkıyla yapabilmesi ve her kesime eşit mesafede durması gerekmektedir. Özellikle kamu kurumlarında bunun önemi daha da büyüktür. Liyakate bağlı göreve gelme veya kendi özerk yapısı içinde yönetici seçimiyle göreve gelme, üniversitemiz gibi kamu kuruluşlarının yukarıda açıklanan ilkeye uygun şekilde yönetilmesi için özellikle dikkat edilen bir konudur.
Kurumları temsil eden şahıslar görevleri süresince bu ilkeyi koruyabilmeli, mevzuata uygun ve kurum yararına hareket etmeli, kişileri hedef alan mevzuat dışı kararlardan uzak durmalı ve bulundukları makamdaki gücü kendi liyakatlerinden ve kendilerini seçen çalışanlardan almalıdır. Bu demokratik geleneğimizdir.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) İlçe Örgütü Başkanı Sayın Nahit Öncü, kendi sosyal medya hesabından bir yazı ve bir fotoğraf paylaşarak Mağusa’da seçim çalışmalarına hız verdiğini ifade etmiştir. Yayınlanan fotoğrafta en arkada, adeta yüzünü gizlemeye çalışan bir kişi dikkatimizi çekti: Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Hasan Kılıç.
Aynı fotoğraf karesinde yer alan Genel Sekreterimiz Derviş Ekşici’nin uzun yıllardır ve her dönem UBP’li olduğunu bilmekteyiz, her zaman da bu siyasi kimliğini kişisel olarak ifade etmesini olağan karşıladık. Ancak Rektörümüzün UBP’li olduğunu ve seçim çalışmaları yürüttüğünü resmi olarak ilk kez görmekteyiz.
Aslında sendikamız bir süredir Rektörlüğün kişilere özel kararlar aldığını, mevzuatı yok sayan noktaya geldiğini ve üniversitenin kurullarıyla değil de başka merkezlerle hareket ettiğini söylemekteydi. Hatta bu süreçte doğrudan hükümet tarafından önerilen Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) başkanlarının ve üyelerinin Eğitim Bakanı’nın mevzuat dışı taleplerine uymayarak, görevden alındıklarına tanık olurken, Rektörlüğün tam aksi bir tavır içinde hareket ettiğini görmekteydik.
Böylesi bir durumla ilk kez karşı karşıyayız.
Sendikamız her zaman siyasi partilere üye olma ve herkesin siyasete katkı sağlayabilmesini savunmuştur ve savunmaktadır. Bizim için kişiler her dönem siyasi kimliklerini özgürce koruyabilmelidir. Bir göreve gelme ve bir görevden gitme siyasi kimliklere göre değil liyakate ve mevzuata göre olmalıdır.
Bu çerçevede, elbette Sayın Rektörün bir siyasi partiye gönül vermesi doğaldır, hatta bize göre bunu gizlememeli ve gizlemeye ihtiyaç duymamalıdır.
Ancak Sayın Rektör yürütmekte olduğu görevi etkileyecek, mevzuat dışı ve kişiselleştirilmiş kararlara yönelecek bir duruma hiçbir zaman gelmemeliydi. Rektörlük gücünü kendini seçen çalışanlara değil, siyasi bir iktidara bağlamamalıydı.
Sayın Rektör, doğrudan partili olan ve pratikte partileri tarafından göreve getirilen VYK başkanları ve üyeleri gibi veya en az onlar kadar görevden gitme pahasına mevzuata ve demokratik özerk üniversite ilkelerine sahip çıkabilmeliydi.
Anlaşılan Rektör hangi makamda olduğunu ve bu makama nasıl geldiğini unutmuştur. Anlaşılan, üniversitemiz yeni VYK atamaları ve Rektörlük pozisyonuyla bir partinin ilçe başkanından talimat alarak yönetilebilecek kıvama getirilmiştir.
Gelinen noktada, dün hissedip iddia ettiğimiz durum bugün resmen ortaya çıkmıştır. Maalesef Rektörümüz yönetimsel kararlarını tamamen bir siyasi partiye angaje etmiş, bir partiyle özdeşleştirmiştir. Üyelerimiz ve halkımız bu olgudan gerekli siyasi mesajı çıkararak gereğini yapacaktır. Eminiz.
DAÜ-SEN
]]>İstişare ve Eşgüdüm Komisyonu dün, 15 Ekim 2026 tarihinde saat 10:00’da Milli Eğitim Bakanlığında aşağıdaki gündemle toplandı:
Gündem maddesi oldukça kısa görüşüldü. Sendikamız yazılı görüşünü toplantıda komisyon üyeleriyle paylaştı. Görüşümüzün tam metni ekte bilgilerinize sunulmaktadır.
Gerçekleştirilen toplantıda Rektörümüz, Milli Eğitim Bakanı ve Maliye Bakanı, üniversitenin mali tablosunda iyileşme yaşandığını ifade etmişlerdir. Bu gelişme doğrultusunda, çalışanların maaşlarından “iç borçlanma” adı altında yapılan kesintilerin bir kısmının iade edilmesi gündeme gelmiştir.
Mali İşler ekibinin çalışmasına dayanarak, halihazırda yaklaşık 150 milyon TL olan iç borcun üçte birinin ödenebileceği belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanı, gündemde yer almamasına rağmen, “DAÜ çalışanlarına motivasyon olsun diye” her çalışana en fazla 60 bin TL ödeme yapılmasını önermiştir. Kesintileri bu tutarın altında kalan çalışanlara ise kesinti miktarları kadar ödeme yapılması öngörülmüştür. Söz konusu öneri, Maliye Bakanı ve Rektörlük tarafından da desteklenmiştir.
Sendikamız, çalışanların maaşlarından yapılan kesintilerin bir kısmının iade edilmesine yönelik bu adımı olumlu karşılamaktadır. Bununla birlikte, kalan iç borçlanmanın ne zaman ve hangi koşullarda geri ödeneceğinin belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Maliye Bakanı ise geri ödeme takviminin protokolün son yılına girilirken Nisan 2027’de yapılacak kapsamlı değerlendirme sırasında belirleneceğini ifade etmiştir.
Ancak önerilen ödeme, tüm çalışanlar açısından eşit bir sonuç doğurmamaktadır.
Sendikamız, olumlu bir adım atılmış olmasını teslim etmekle birlikte, kalan iç borçlanmanın geri ödenmesine ilişkin bağlayıcı bir takvimin belirlenmemiş olması nedeniyle öneriye çekimser oy kullanmıştır.
Maaşlardan kesilen paranın bir kısmını geri vermek borcu kapatmaz. Kalan borcun hangi tarihte ve hangi koşullarla ödeneceği açıkça yazılı olarak belirtilmelidir. Önerilen modelin bir de adalet sorunu var. Kişi başına 60 bin TL üst sınır konduğunda, kesintisi bu tutarın altında kalan çalışanlar alacaklarının tamamını geri alıyor. Akademik personel ise alacağının yalnızca küçük bir kısmını alıyor. Oysa iç borçlanmanın yükünü oransal olarak en çok akademik personel taşıdı. Milli Eğitim Bakanı, Maliye Bakanı ve Rektörlüğün desteklediği bu model, en fazla katkı yapanı en az gözetiyor. Bunu doğru ve adil bulmuyoruz.
Sendikamız, tüm çalışanların haklarının korunması ve kalan iç borçlanmanın geri ödenmesine ilişkin takvimin en kısa sürede belirlenmesi için süreci takip etmeye devam edecektir.
DAÜ-SEN
]]>Çavuşoğlu’nun münhal ve istihdam talebi yok iddiasını daha önce bakanın kendi gönderdiği gündem ile yanıtlamış, münhal ve istihdam taleplerinin gerçek olduğunu ispatlamıştık.
Bugün ise son 2 yıldır münhalsiz yönetsel personel istihdamının nasıl yapıldığını açıklıyoruz. Söz konusu usulsüz istihdam konusunda daha önce Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nu uyarmamıza rağmen uyarılarımızı dikkate almamış, isim isim açıklamamızı istemişti. Sendikamız 2024’den sonra münhalsiz istihdam edilen çalışan bilgisini kendi imkânlarıyla derlemiş ve ortaya 29 kişilik bir liste çıkmıştır. Ancak tespit edemediğimiz ve hizmet alımı yoluyla gerçekleştirilen istihdamlar bu listeye dâhil değildir. Söz konusu kişiler yarı zamanlı akademik personel statüsünde, yönetsel personel olarak istihdam edilmiştir. İstihdam edilen 29 personelin 23’ünün hiç ders vermediği, sadece idari görevler aldığı ve ders veriyormuş gibi yük tanımlanıp ödendiği tespit edilmiştir. Bu listede yer alan 6 personelin ise kısmen ders verdiği, kısmen de idari görevler üstlendiği, verdikleri dersler için fazladan kredi tanımlanarak ödendiği tespit edilmiştir.
Bu liste bugün Eğitim Bakanlığı ve VYK’ya iletilmiştir. Eğitim Bakanı Sayın Nazım Çavuşoğlu’na düşen görev bu liste ile ilgili kamuoyuna açıklama yapmaktır. Burada önemli olan isimler değil, Nazım Çavuşoğlu’nun bu konuları görmezden gelmesi veya bilmiyormuş gibi yapmasıdır.
Nazım Çavuşoğlu hem münhal ve istihdam talebi yoktur diyerek hem de hiç istihdam yapılmadı diyerek kamuoyunu da, Bakanlar Kurulu’nu da, Başbakan’ı da yanıltmakta; sendikamızı ise yalancılıkla suçlamaktadır.
Artık Sayın Nazım Çavuşoğlu’nun yapması gereken, sendikamızı suçlamak yerine ortaya koyduğumuz 29 kişilik listeyle ilgili kamuoyunun karşısında şu sorulara açıkça yanıt vermektir: Bu istihdamlar nasıl yapılmıştır? Kimlerin bilgisi ve onayıyla gerçekleştirilmiştir?
DAÜ-SEN
]]>Doğu Akdeniz Üniversitesi, Times Higher Education sıralamasında KKTC üniversiteleri arasında dördüncü sıraya gerilemiştir. Sıralamadaki değişim kuşkusuz tek bir etkene dayanmamaktadır. Ancak akademik ihtiyaçları ve kurumsal karar alma mekanizmalarını devre dışı bırakan bir yönetim anlayışının bu tablodan bağımsız olduğunu düşünmek mümkün değildir. Kıdemli Öğretim Üyesi ve Seçkin Profesör görevlendirmelerinde yaşanan süreç, bu anlayışın en güncel örneğidir.
2026–2027 akademik yılı Güz dönemi görevlendirme listeleri, Haziran ayında bölümlerin akademik ihtiyaçlarına göre hazırlanmış ve fakülte kurulu kararlarıyla Rektörlüğe iletilmiştir. Bölümler ve fakülteler ders planlamalarını bu listeler ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde tamamlamışlardır. Aynı süreçte yarı zamanlı öğretim elemanı münhalleri kapatılmış, değerlendirmeler yapılmış ve alımlar sonuçlandırılmıştır.
Derslerin başlamasından iki gün sonra ise Rektörlük tarafından fakültelere seçkin profesörlük ve kıdemli öğretim üyeliği statüleriyle ilgili DAÜ mevzuatında bulunmayan yeni kriterler sözlü olarak iletilmiştir. Bu kriterlere göre, görevlendirilmesi planlanan öğretim üyelerinin bir kısmı tümüyle kapsam dışında bırakılmış, bir kısmının ders yükü ise planlananın altına çekilmiştir. Güz döneminin üçüncü haftasında olmamıza rağmen bazı derslerin kim tarafından verileceği hâlâ daha belli değildir.
Kıdemli Öğretim Üyesi ve Seçkin Profesör statüleri ve kriterleri Toplu İş Sözleşmesinde tanımlanan kıstaslar çerçevesinde, Üniversite Yönetim Kurulu , Senato ve nihayetinde Bakanlar Kurulunun oluşturduğu mevzuata dayanmaktadır. Bu statülere ilişkin kriterleri belirleme ve değiştirme yetkisi de aynı kurullara aittir. Oysa Rektörlük tüm mevzuatı ve onu oluşturan paydaşları yok sayarak sözlü ve kişilere özel kriterler yaratmış ve dönem başladıktan sonra hiç bir mali ve akademik açıklaması olmayan yeni bir fiili durum yaratmıştır. Haziran ayında mevzuata uygun olarak akademik ihtiyacı saptayan bölüm ve fakültelerin görüşünün yerine dönem başladıktan sonra hiç bir akademik kurulu dikkate almayan Rektörlüğün kişiselleştirilmiş kararları konmuştur. Bu durum demokratik üniversite ilkeleriyle ve mevzuatla bağdaşmamaktadır.
Rektörlüğün, mevzuatta yer almayan “sözlü kişilere özel kriterleri” yetkili akademik kurullarda görüşülmeden belirlenmiş, önceden duyurulmamış ve dönem planlaması tamamlandıktan sonra uygulaması fakültelerden istenmiştir. Bu yöntem mevzuatın yanında şeffaflık, katılımcılık ve öngörülebilirlik ilkelerinin üçünü birden çiğnemektedir. Bunun bedelini ise kararı alanlar değil, görevlendirme koşulları keyfi kararlarla dönem başladıktan sonra değiştirilen öğretim üyeleri ve ders düzeni belirsizleşen öğrenciler ödemektedir. Ortaya çıkan tablo, öngörülebilir ve önlenebilir bir yönetim başarısızlığıdır.
DAÜ’nün akademik birikimi, mevzuatına ve yıllar içinde oluşmuş ortak karar alma geleneğine dayanır. Üniversitemizin işleyişi keyfi kararlara ve yetkili kurulları yok sayan yöntemlere dayandırılamaz. Oluşan sorunların çözümü de demokratik üniversite yapısı da, bu kurulları çalıştırmaktan geçer.
Bu nedenle taleplerimiz açıktır:
DAÜ’yü DAÜ yapan; demokratik ve özerk yapısı, akademik birikimi, kurumsal aklı ve ortak karar alma kültürüdür. Üniversite yönetiminden beklentimiz, bu değerlere sahip çıkması ve öğrencilerimizin ve meslektaşlarımızın yaşadığı belirsizliği derhâl gidermesidir.
DAÜ-SEN
]]>DAÜ’de 7 ay önce tüm VYK üyeleri Eğitim Bakanı Sayın Nazım Çavuşoğlu’nun talebi, Bakanlar Kurulunun önerisi ile Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman tarafından görevden alındı ve yerlerine yenileri atandı. Cumhurbaşkanı öneren de atayan da sorumludur diyerek çekincelerini ifade etti ama öneriyi hayata geçirdi. Görevden alma gerekçesi olarak Bakanlar Kurulu her ne kadar da mali başarısızlık ifadesini kullansa da, pratikteki gerekçenin Eğitim Bakanı’nın isteğine karşı gelinmesi olduğunu herkes yaşayarak gözlemledi.
Şimdi 7 ay sonra VYK Başkanı Sayın Şemi Bora’nın, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun talebi ve 16 Eylül 2026 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, uyumsuzluk gerekçe gösterilerek görevden alınması ve yerine Sayın Anıl İmre’nin atanması Cumhurbaşkanına önerilmiştir. Bu karardan 2 hafta sonra ise 2 Ekim 2026 tarihinde aynı Bakanlar Kurulu yeni bir öneri yaparak Anıl İmre’nin iş yoğunluğunu gerekçe göstererek Şemi Bora yerine VYK başkanı olarak Sayın Recai Ergün’ü önermiştir.
7 aylık bir zaman dilimi içinde seçimlere 2 ay kala, aynı hükümetin yaptığı bu değişiklik önerileri kamu kuruluşlarının sağlıklı yönetimi açısından başlı başına ciddi bir sorundur.
Son 2 aylık dönemde DAÜ’de en üst karar organı olan VYK bilinçli bir nisap sorunu ile çalışamaz hale getirilmiştir. Bu tabloyu yaratan gerçek nedenler kamuoyundan gizlenmemelidir.
VYK Başkanı Şemi Bora seçim arifesinde gündeme getirilen münhal ve ihale taleplerinden bahsetmektedir.
DAÜ-SEN olarak bizler münhal ve istihdam talebinin Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun Başkanı olduğu istişare ve eşgüdüm komisyonunun resmi toplantı çağrısında gündemde olduğunu, sonrasında ise VYK Başkanı ve DAÜ-SEN’in tepkileriyle gündemden çıkarıldığını açıklamıştık.
DAÜ PER-SEN ise yaptığı açıklamada Şemi Bora’nın münhalleri durdurduğunu iddia etmiş ve görevden alınması gerektiğini savunmuştu.
Bakan ise münhal ve istihdam talebi iddialarını yalanlamıştı.
Gelinen noktada Sayın Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman atama makamı olarak görevden alma gerekçelerini sorgulayabilmeli, göreve atamalardaki liyakat değerlendirmelerini de açıklayabilmelidir. Kamuoyunun bu olağandışı görevden alma ve atamalarla ilgili doğru ve sağlıklı bilgi alabilme hakkı vardır. Sayın Cumhurbaşkanı bir önceki atamada haklı olarak öneren de atayan da sorumludur demişti. Geldiğimiz noktada aylardır yaşanan VYK sorununda öneren ve atayanın sorumluluğunun ne olduğu kamuoyuyla paylaşılabilmelidir.
DAÜ-SEN hem Bakanlar Kurulunun öneri yapma yetkisine hem de Cumhurbaşkanı’nın görevden alma ve atama yetkisine saygı duymaktadır. Ancak açık ve tartışılmaz olan bir diğer unsur da yetkinin beraberinde sorumluluk da getirdiğidir. Tüm anayasal ve yasal yetkiler kamu yararı için kullanılmalıdır. Yetkiyi kullananlar aldıkları veya almadıkları kararlarla oluşabilecek olumsuz etkilerle ilgili yetkileri oranında sorumluluğu da paylaşabilmelidir. DAÜ- SEN olarak beklentimiz görevden alma ve atamalarda yetki ve sorumluluğun nasıl paylaşıldığının da şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılabilmesidir.
Aslolan genelde kamunun özelde ise bir kamu kuruluşu olarak DAÜ’nün iyi yönetilmesi, kötü yönetim durumunda ise sorumluların görünür kılınmasıdır. Aksi durumda, yanlış yapanların haklı, doğru yapanların ise haksız göründüğü bir tablo sağlıklı kamu yönetimine vurulan en büyük darbe olacaktır.
DAÜ-SEN
]]>60 Yıldır Mesleğimizi Koruyoruz, Statümüzü Güçlendiriyoruz, Geleceğimizi Şekillendiriyoruz Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk öğretmen sendikaları POED, KTÖS, OELMEK, KTOEÖS, OLTEK ve DAÜ-SEN olarak, 1966 tarihli ILO/UNESCO Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın 60. yıl dönümünü anmak üzere Dünya Öğretmenler Günü’nde bir araya geliyoruz. Tavsiye Kararı; öğretmen yetiştirme ve mesleki gelişim, adil ücret, güvenceli istihdam, çalışma koşulları, mesleki özerklik ve öğretmenlerin eğitim politikalarının belirlenmesine katılımı konusunda standartlar ortaya koymuştur. Aradan geçen altmış yıla rağmen bu standartların gerekleri hala tam olarak yerine getirilmemiştir.
Dünya genelinde öğretmen açığı derinleşirken ve kamusal eğitim üzerindeki baskılar artarken, öğretmenlik mesleğini korumak herkesin nitelikli eğitime erişim hakkı için vazgeçilmez bir önemdedir. Öğretmenler sadece akademik olarak öğrencilere eğitim vermiyorlar. Öğrencilerin eşitsizlikleri, çatışmaları, iklim değişikliğini, hızlı teknolojik dönüşümü ve demokrasiye yönelik tehditleri de anlamalarına ve bunlarla baş etmelerine de yardımcı oluyorlar. Bu büyük sorumlulukları öğretmenler tek başlarına taşıyamazlar. Bizler öğretmen sendikalar olarak, kamusal eğitime sürekli yatırım yapılmasını, yeterli öğretmen ve kaynak sağlanmasını, adil ücret ve güvenceli istihdamı, mesleki özerkliğe ve akademik özgürlüğe saygı gösterilmesini, öğretmen sendikalarıyla etkili sosyal diyalog ve toplu pazarlık yürütülmesini talep ediyoruz.
Öğretmenlerin statüsünü güçlendirmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini de gerektirir. Kıbrıs’ta ve dünya genelinde öğretmenlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.
Buna rağmen birçok kadın eğitimci ayrımcılık, şiddet ve tacizle, ayrıca yönetici konumlarına gelmelerinin önündeki engellerle karşılaşmaya devam ediyor. Fırsat eşitliği ve güvenli çalışma ortamları, öğretmenlik mesleğini güçlendirme çabalarının merkezinde olmalıdır. Bizler, Kıbrıs’ta, karşılıklı saygı ve anlayış temelinde adamız için daha iyi bir gelecek kurma sorumluluğunu paylaşıyoruz. Bugünün çocuklarının herkes için daha aydınlık bir geleceği şekillendirebilmesi için okullarımızda barış kültürünü, demokrasiyi ve sosyal adaleti öğretmeye kararlı olduğumuzu bir kez daha yineleriz.
POED – KTÖS – OELMEK – KTOEÖS – OLTEK – DAÜ-SEN
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
Joint Statement of Cypriot Education Unions World Teachers’ Day
5 October 2026 Standing with Teachers: 60 Years of Protecting the Profession, Advancing its Status, and Shaping Our Futures We, the Greek Cypriot and Turkish Cypriot education unions POED, KTÖS, OELMEK, KTOEÖS, OLTEK and DAÜ-SEN, come together on World Teachers’ Day to mark the 60th anniversary of the 1966 ILO/UNESCO Recommendation concerning the Status of Teachers. The Recommendation established standards for teacher education and professional development, fair salaries, secure employment, working conditions, professional autonomy and teachers’ participation in education policy.
Sixty years later, its promise remains unfulfilled. As teacher shortages worsen worldwide and public education comes under growing pressure, protecting the profession is essential to every learner’s right to quality education. Teachers are also helping learners navigate inequality, conflict, climate change, rapid technological change and challenges to democracy. They cannot carry these responsibilities alone. Together, we demand sustained investment in public education, sufficient staffing and resources, fair pay and secure employment, respect for professional autonomy and academic freedom, and meaningful social dialogue and collective bargaining with education unions. Advancing the status of teachers also requires gender justice.
Women form the majority of the teaching profession in Cyprus and worldwide. Yet many women educators continue to face discrimination, violence and harassment, and barriers to leadership. Equal opportunities and safe workplaces must be central to strengthening the profession. In Cyprus, we share a responsibility to build a better future for our island through mutual respect and understanding. In our schools, we are committed to teaching the values of peace, democracy and justice, so that the children of today can help shape a brighter future for all.
POED – KTÖS – OELMEK – KTOEÖS – OLTEK – DAÜ-SEN GR
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
Κοινή Ανακοίνωση Εκπαιδευτικών Οργανώσεων για την Παγκόσμια Ημέρα Εκπαιδευτικών – 5 Οκτωβρίου 2026 Στεκόμαστε δίπλα στους Εκπαιδευτικούς: 60 Χρόνια Προστασίας του Επαγγέλματος, Αναβάθμισης του Κύρους και Διαμόρφωσης του Μέλλοντός μας Οι ελληνοκυπριακές και τουρκοκυπριακές εκπαιδευτικές οργανώσεις ΠΟΕΔ, KTÖS, OELMEK, KTOEÖS, OLTEK και DAÜ-SEN, ενώνουμε τις φωνές μας με την αφορμή την Παγκόσμια Ημέρα Εκπαιδευτικού, για να τιμήσουμε την 60ή επέτειο της σύστασης της Διεθνούς Οργάνωσης Εργασίας (ILO) και της UNESCO του 1966 σχετικά με το Καθεστώς των Εκπαιδευτικών. Η Σύσταση της ILO/UNESCO του 1966 για το Καθεστώς των Εκπαιδευτικών αποτελεί ένα διεθνές κείμενο που θέτει κοινά πρότυπα και αρχές για το επάγγελμα του εκπαιδευτικού. Η Σύσταση καθιέρωσε πρότυπα για την εκπαίδευση και την επαγγελματική ανάπτυξη των εκπαιδευτικών, για τις δίκαιες απολαβές, την εργασιακή ασφάλεια, τις συνθήκες εργασίας, την επαγγελματική αυτονομία και τη συμμετοχή των εκπαιδευτικών στη διαμόρφωση της εκπαιδευτικής πολιτικής. Εξήντα χρόνια αργότερα, οι βασικές αρχές και οι στόχοι της εξακολουθούν να μην έχουν υλοποιηθεί πλήρως. Καθώς οι ελλείψεις εκπαιδευτικών εντείνονται παγκοσμίως και η δημόσια εκπαίδευση δέχεται ολοένα και μεγαλύτερες πιέσεις, η προστασία και η ενίσχυση του εκπαιδευτικού επαγγέλματος αποτελούν απαραίτητη προϋπόθεση για τη διασφάλιση του δικαιώματος κάθε παιδιού σε ποιοτική εκπαίδευση. Οι εκπαιδευτικοί καλούνται επίσης να στηρίζουν τα παιδιά και τους νέους ώστε να κατανοούν και να αντιμετωπίζουν την κοινωνική ανισότητα, τις συγκρούσεις, την κλιματική αλλαγή, τις ραγδαίες τεχνολογικές εξελίξεις και τις προκλήσεις που αντιμετωπίζει η δημοκρατία. Σε αυτό το πλαίσιο, οι εκπαιδευτικοί δεν μπορούν να επωμίζονται μόνοι τους αυτές τις ευθύνες. Η στήριξη του εκπαιδευτικού έργου απαιτεί πολιτικές και κοινωνικές δεσμεύσεις και ουσιαστική στήριξη της δημόσιας εκπαίδευσης. Μαζί απαιτούμε σταθερές και ουσιαστικές επενδύσεις στη δημόσια εκπαίδευση, επαρκή στελέχωση και τους αναγκαίους πόρους, δίκαιες απολαβές και ασφαλή και αξιοπρεπή εργασία, σεβασμό στην επαγγελματική αυτονομία και την ακαδημαϊκή ελευθερία, καθώς και ουσιαστικό κοινωνικό διάλογο και συλλογικές διαπραγματεύσεις με τις εκπαιδευτικές οργανώσεις. Η αναβάθμιση του ρόλου, του κύρους και της θέσης των εκπαιδευτικών στην κοινωνία απαιτεί επίσης την προώθηση της έμφυλης ισότητας. Οι γυναίκες αποτελούν την πλειοψηφία του εκπαιδευτικού προσωπικού στην Κύπρο και παγκοσμίως. Ωστόσο, πολλές γυναίκες εκπαιδευτικοί παγκοσμίως εξακολουθούν να αντιμετωπίζουν διακρίσεις, βία και παρενόχληση, καθώς και εμπόδια στην πρόσβαση και συμμετοχή τους σε θέσεις ευθύνης και ηγεσίας. Οι ίσες ευκαιρίες, η ισότιμη συμμετοχή και η διασφάλιση ασφαλών και αξιοπρεπών χώρων εργασίας πρέπει να αποτελούν αναπόσπαστο μέρος κάθε προσπάθειας για την ενίσχυση και αναβάθμιση του εκπαιδευτικού επαγγέλματος. Στην Κύπρο, έχουμε κοινή ευθύνη να οικοδομήσουμε ένα καλύτερο μέλλον για το νησί μας, στη βάση του αμοιβαίου σεβασμού, της κατανόησης και της συνεργασίας. Στα σχολεία μας, δεσμευόμαστε να καλλιεργούμε τις αξίες της ειρήνης, της δημοκρατίας και της δικαιοσύνης, ώστε τα παιδιά και οι νέοι του σήμερα να μπορούν να συμβάλουν στη διαμόρφωση ενός πιο ειρηνικού, δημοκρατικού και δίκαιου μέλλοντος για όλους.
POED – KTÖS – OELMEK – KTOEÖS – OLTEK – DAÜ-SEN
Kıbrıs Öğretmen Sendikalarının Ortak Açıklaması
Dünya Öğretmenler Günü – 5 Ekim 2026 Öğretmenlerle Omuz Omuza:
60 Yıldır Mesleğimizi Koruyoruz, Statümüzü Güçlendiriyoruz, Geleceğimizi Şekillendiriyoruz Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk öğretmen sendikaları POED, KTÖS, OELMEK, KTOEÖS, OLTEK ve DAÜ-SEN olarak, 1966 tarihli ILO/UNESCO Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın 60. yıl dönümünü anmak üzere Dünya Öğretmenler Günü’nde bir araya geliyoruz. Tavsiye Kararı; öğretmen yetiştirme ve mesleki gelişim, adil ücret, güvenceli istihdam, çalışma koşulları, mesleki özerklik ve öğretmenlerin eğitim politikalarının belirlenmesine katılımı konusunda standartlar ortaya koymuştur. Aradan geçen altmış yıla rağmen bu standartların gerekleri hala tam olarak yerine getirilmemiştir.
Dünya genelinde öğretmen açığı derinleşirken ve kamusal eğitim üzerindeki baskılar artarken, öğretmenlik mesleğini korumak herkesin nitelikli eğitime erişim hakkı için vazgeçilmez bir önemdedir. Öğretmenler sadece akademik olarak öğrencilere eğitim vermiyorlar. Öğrencilerin eşitsizlikleri, çatışmaları, iklim değişikliğini, hızlı teknolojik dönüşümü ve demokrasiye yönelik tehditleri de anlamalarına ve bunlarla baş etmelerine de yardımcı oluyorlar. Bu büyük sorumlulukları öğretmenler tek başlarına taşıyamazlar. Bizler öğretmen sendikalar olarak, kamusal eğitime sürekli yatırım yapılmasını, yeterli öğretmen ve kaynak sağlanmasını, adil ücret ve güvenceli istihdamı, mesleki özerkliğe ve akademik özgürlüğe saygı gösterilmesini, öğretmen sendikalarıyla etkili sosyal diyalog ve toplu pazarlık yürütülmesini talep ediyoruz.
Öğretmenlerin statüsünü güçlendirmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini de gerektirir. Kıbrıs’ta ve dünya genelinde öğretmenlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.
Buna rağmen birçok kadın eğitimci ayrımcılık, şiddet ve tacizle, ayrıca yönetici konumlarına gelmelerinin önündeki engellerle karşılaşmaya devam ediyor. Fırsat eşitliği ve güvenli çalışma ortamları, öğretmenlik mesleğini güçlendirme çabalarının merkezinde olmalıdır. Bizler, Kıbrıs’ta, karşılıklı saygı ve anlayış temelinde adamız için daha iyi bir gelecek kurma sorumluluğunu paylaşıyoruz. Bugünün çocuklarının herkes için daha aydınlık bir geleceği şekillendirebilmesi için okullarımızda barış kültürünü, demokrasiyi ve sosyal adaleti öğretmeye kararlı olduğumuzu bir kez daha yineleriz.
POED – KTÖS – OELMEK – KTOEÖS – OLTEK – DAÜ-SEN
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
Joint Statement of Cypriot Education Unions World Teachers’ Day
5 October 2026 Standing with Teachers: 60 Years of Protecting the Profession, Advancing its Status, and Shaping Our Futures We, the Greek Cypriot and Turkish Cypriot education unions POED, KTÖS, OELMEK, KTOEÖS, OLTEK and DAÜ-SEN, come together on World Teachers’ Day to mark the 60th anniversary of the 1966 ILO/UNESCO Recommendation concerning the Status of Teachers. The Recommendation established standards for teacher education and professional development, fair salaries, secure employment, working conditions, professional autonomy and teachers’ participation in education policy.
Sixty years later, its promise remains unfulfilled. As teacher shortages worsen worldwide and public education comes under growing pressure, protecting the profession is essential to every learner’s right to quality education. Teachers are also helping learners navigate inequality, conflict, climate change, rapid technological change and challenges to democracy. They cannot carry these responsibilities alone. Together, we demand sustained investment in public education, sufficient staffing and resources, fair pay and secure employment, respect for professional autonomy and academic freedom, and meaningful social dialogue and collective bargaining with education unions. Advancing the status of teachers also requires gender justice.
Women form the majority of the teaching profession in Cyprus and worldwide. Yet many women educators continue to face discrimination, violence and harassment, and barriers to leadership. Equal opportunities and safe workplaces must be central to strengthening the profession. In Cyprus, we share a responsibility to build a better future for our island through mutual respect and understanding. In our schools, we are committed to teaching the values of peace, democracy and justice, so that the children of today can help shape a brighter future for all.
POED – KTÖS – OELMEK – KTOEÖS – OLTEK – DAÜ-SEN GR
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
Κοινή Ανακοίνωση Εκπαιδευτικών Οργανώσεων για την Παγκόσμια Ημέρα Εκπαιδευτικών – 5 Οκτωβρίου 2026 Στεκόμαστε δίπλα στους Εκπαιδευτικούς: 60 Χρόνια Προστασίας του Επαγγέλματος, Αναβάθμισης του Κύρους και Διαμόρφωσης του Μέλλοντός μας Οι ελληνοκυπριακές και τουρκοκυπριακές εκπαιδευτικές οργανώσεις ΠΟΕΔ, KTÖS, OELMEK, KTOEÖS, OLTEK και DAÜ-SEN, ενώνουμε τις φωνές μας με την αφορμή την Παγκόσμια Ημέρα Εκπαιδευτικού, για να τιμήσουμε την 60ή επέτειο της σύστασης της Διεθνούς Οργάνωσης Εργασίας (ILO) και της UNESCO του 1966 σχετικά με το Καθεστώς των Εκπαιδευτικών. Η Σύσταση της ILO/UNESCO του 1966 για το Καθεστώς των Εκπαιδευτικών αποτελεί ένα διεθνές κείμενο που θέτει κοινά πρότυπα και αρχές για το επάγγελμα του εκπαιδευτικού. Η Σύσταση καθιέρωσε πρότυπα για την εκπαίδευση και την επαγγελματική ανάπτυξη των εκπαιδευτικών, για τις δίκαιες απολαβές, την εργασιακή ασφάλεια, τις συνθήκες εργασίας, την επαγγελματική αυτονομία και τη συμμετοχή των εκπαιδευτικών στη διαμόρφωση της εκπαιδευτικής πολιτικής. Εξήντα χρόνια αργότερα, οι βασικές αρχές και οι στόχοι της εξακολουθούν να μην έχουν υλοποιηθεί πλήρως. Καθώς οι ελλείψεις εκπαιδευτικών εντείνονται παγκοσμίως και η δημόσια εκπαίδευση δέχεται ολοένα και μεγαλύτερες πιέσεις, η προστασία και η ενίσχυση του εκπαιδευτικού επαγγέλματος αποτελούν απαραίτητη προϋπόθεση για τη διασφάλιση του δικαιώματος κάθε παιδιού σε ποιοτική εκπαίδευση. Οι εκπαιδευτικοί καλούνται επίσης να στηρίζουν τα παιδιά και τους νέους ώστε να κατανοούν και να αντιμετωπίζουν την κοινωνική ανισότητα, τις συγκρούσεις, την κλιματική αλλαγή, τις ραγδαίες τεχνολογικές εξελίξεις και τις προκλήσεις που αντιμετωπίζει η δημοκρατία. Σε αυτό το πλαίσιο, οι εκπαιδευτικοί δεν μπορούν να επωμίζονται μόνοι τους αυτές τις ευθύνες. Η στήριξη του εκπαιδευτικού έργου απαιτεί πολιτικές και κοινωνικές δεσμεύσεις και ουσιαστική στήριξη της δημόσιας εκπαίδευσης. Μαζί απαιτούμε σταθερές και ουσιαστικές επενδύσεις στη δημόσια εκπαίδευση, επαρκή στελέχωση και τους αναγκαίους πόρους, δίκαιες απολαβές και ασφαλή και αξιοπρεπή εργασία, σεβασμό στην επαγγελματική αυτονομία και την ακαδημαϊκή ελευθερία, καθώς και ουσιαστικό κοινωνικό διάλογο και συλλογικές διαπραγματεύσεις με τις εκπαιδευτικές οργανώσεις. Η αναβάθμιση του ρόλου, του κύρους και της θέσης των εκπαιδευτικών στην κοινωνία απαιτεί επίσης την προώθηση της έμφυλης ισότητας. Οι γυναίκες αποτελούν την πλειοψηφία του εκπαιδευτικού προσωπικού στην Κύπρο και παγκοσμίως. Ωστόσο, πολλές γυναίκες εκπαιδευτικοί παγκοσμίως εξακολουθούν να αντιμετωπίζουν διακρίσεις, βία και παρενόχληση, καθώς και εμπόδια στην πρόσβαση και συμμετοχή τους σε θέσεις ευθύνης και ηγεσίας. Οι ίσες ευκαιρίες, η ισότιμη συμμετοχή και η διασφάλιση ασφαλών και αξιοπρεπών χώρων εργασίας πρέπει να αποτελούν αναπόσπαστο μέρος κάθε προσπάθειας για την ενίσχυση και αναβάθμιση του εκπαιδευτικού επαγγέλματος. Στην Κύπρο, έχουμε κοινή ευθύνη να οικοδομήσουμε ένα καλύτερο μέλλον για το νησί μας, στη βάση του αμοιβαίου σεβασμού, της κατανόησης και της συνεργασίας. Στα σχολεία μας, δεσμευόμαστε να καλλιεργούμε τις αξίες της ειρήνης, της δημοκρατίας και της δικαιοσύνης, ώστε τα παιδιά και οι νέοι του σήμερα να μπορούν να συμβάλουν στη διαμόρφωση ενός πιο ειρηνικού, δημοκρατικού και δίκαιου μέλλοντος για όλους.
POED – KTÖS – OELMEK – KTOEÖS – OLTEK – DAÜ-SEN
]]>“Öğretmenlerle Omuz Omuza” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte, öğretmenlik mesleğine ilişkin 60. yıl vurgusu yapıldı.
Etkinliğin mesajı, “Mesleğimizi koruyoruz, statümüzü güçlendiriyoruz, geleceğimizi şekillendiriyoruz” oldu.
Etkinlikte POED, KTÖS, OELMEK, KTOEÖS, OLTEK ve DAÜ-SEN bir araya geldi.
]]>Üniversitemizde Rektörlük tarafından sürekli olarak “istenilmeyen” veya “uygun olmayan” kişiler ilan edilmekte ve bu kişiler hedef haline getirilmektedir.
Daha önce yaşadığımız süreçlerde, önce “istenilmeyen” dekanlar belirlenmiş, ardından bu dekanlar görevden alınmıştır. Sonrasında ise fakülteleri tarafından defalarca yeniden seçilmelerine rağmen, uzun süre Rektörlük tarafından göreve atanmaları istenmemiştir.
Dekanların ardından, Rektörlük tarafından “istenilmeyen” enstitü müdürü sorunu yaşanmıştır. Bir önceki Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) döneminde, fakülteleri tarafından yapılan seçimlerle yeniden seçilen dekanlar görevlerine iade edilmiş; yükseltilmeleri yapılmayan veya engellenen akademisyenlerin yükseltilmeleri de yine aynı VYK tarafından gerçekleştirilmiştir.
Bu kez ise söz konusu kararları alan VYK Başkanı ve üyeleri “istenilmeyen kişiler” olarak ilan edilmiştir.
Yaklaşık yedi ay önce VYK üyelerinin tamamı Hükümet önerisi ile görevden alınmış ve yerlerine yeni üyeler atanmıştır. Ancak üniversitedeki “istenilmeyenler” sorunu maalesef sona ermemiştir. Yeni VYK döneminde de “istenilmeyen enstitü müdürü” sorunu devam etmiş; sonunda, iki kez yapılan seçimlerde tekrar tekrar seçilen enstitü müdürü, Rektörlüğün direncine rağmen VYK tarafından yeniden göreve atanmıştır.
Değerli Meslektaşlar,
Maalesef Rektörlüğün “istenilmeyen kişiler” sorunu, yeni VYK atamalarıyla da sona ermemiştir. Şimdi de “istenilmeyen” yeni bir VYK Başkanı ve üyeleri vardır.
Yani kişiler ve isimler değişse de sorunlar değişmemektedir. Çünkü sorun kişilerde değil, kurumsal ve ilkesel bir yönetim anlayışının ortaya konulamamasındadır.
Bu süreç maalesef devam etmektedir. Son dönemde bu anlayışın bir başka yansıması da 65 yaş ve üzerindeki akademik personel konusunda ortaya çıkmıştır. Yapılan toplantılarda bu yaş grubundaki akademisyenlerin üniversitede istenmediği yönünde değerlendirmeler dile getirilmiş, bunun sonucunda da söz konusu akademik personelin sözleşmelerinin Toplu İş Sözleşmesine aykırı olarak uzatılmamasına karar verilmiştir. VYK başkanının mevzuat ihlali ve tazminat yükü uyarısına rağmen bu kapsamda olan 4 hocamız, 6 ayı ve/veya 1 yılı kalmış olmalarına rağmen istenilmemişlerdir. Bu da yetmemiş bu hocalarımızın kidemli veya seçkin profesör olarak görev almaları da istenilmemiş ve kişilere özgü kriterler uydurulmuştur. Böylece “istenilmeyen kişiler” yaklaşımı, yöneticilerden ve akademik birim temsilcilerinden sonra, yıllarını üniversiteye vermiş deneyimli akademisyenleri de kapsayacak şekilde genişlemiştir.
“İstenilmeyen” VYK Başkanı ve üyelerinden, “istenilmeyen” dekanlara, bölüm başkanlarına ve/veya yardımcılarına ve nihayetinde “istenilmeyen” kıdemli ve seçkin öğretim üyelerine kadar uzanan bir noktaya gelinmiştir.
Değerli Meslektaşlar,
Rektörlüğün bu süreçlerde aldığı kararların hiçbirinin ilkesel, mali, akademik ve/veya yönetsel bir gerekçesi bulunmamaktadır. Asıl neden kişiseldir. Söz konusu kişilerin Rektörlüğün yönetim anlayışını eleştirebilmesi, onları “istenilmeyen” kişiler haline getiren temel neden olarak karşımıza çıkmaktadır.
Rektörlük, hem VYK ile hem de bazı fakülte ve bölümlerle sürekli ve ciddi bir çatışma içerisindedir. Bugüne kadar da bu çatışmaları ortadan kaldıracak kurumsal ve ilkesel bir yönetim anlayışı ortaya koymuş değildir. Rektörlük ne VYK ile ne de ÜYK ve Senato ile sağlıklı bir yönetim birlikteliği sergileyebilmektedir.
Rektörlük son olarak, toplu elektronik posta gönderiminin engellenmesi konusunda önce bu durumdan haberi olmadığını belirtmiş, ardından ise haberi olmadığını söylediği bu engeli, mealen, “şahsi postaların gönderilmesi uygun değildir” şeklinde açıklamıştır. Böylece bir tüzel kişiliğin temsilcisi olan Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanı’nın “şahsi posta” gönderebileceği ihtimalini de tarihte ilk kez öğrenmiş olduk.
Rektörlük, halen görevde bulunan VYK Başkanı’na karşı sergilediği bu antidemokratik yaklaşımla, üniversitedeki kurumsal ilişkilerin yanı sıra insani ilişkileri de ciddi biçimde zedelemiştir.
Rektörlük aynı tavrı Mühendislik Fakültesi Dekanlığı konusunda da sürdürmektedir. Buna göre, Rektörlüğün düzenlediği seçimde, üç aydır seçilmiş olan Dekanın asaleten atanmasına ilişkin karar hala VYK’nın gündemine sunulmamıştır.
Değerli Meslektaşlar,
Ülkedeki seçim atmosferinin yarattığı olumsuz etkilere bağlı olarak oluşan; “bizden olanlar, bizden olmayanlar” yaklaşımı nedeniyle de bu sorun maalesef her geçen gün daha da derinleşmektedir.
Üzülerek ifade etmeliyiz ki bu durum sürdürülebilir değildir.
Rektör, bir an önce Üniversiteyi ilkesel temelde, kurumsal bir yönetim anlayışına yeniden döndürmeli; üniversitenin kurullarıyla birlikte çalışmalı ve ortak akıl temelinde kurumsal kararlar üretebilmelidir.
Yanlışın neresinden dönülürse kardır.
Sayın Rektör’e açık çağrımızdır:
Kriz daha fazla derinleşmeden Üniversite Yönetim Kurulu (ÜYK) ve Senato’yu acilen toplantıya çağırınız.
Toplantıların gündemi; Üniversitede mevzuata uygun, kurumsal yönetim anlayışının yeniden tesis edilmesi ve bu doğrultuda gerekli kararların alınması olmalıdır.
Mevzuatı, VYK’yı, ÜYK’yı ve Senato’yu yok sayan uygulamalarda ısrar etmeyiniz. İlgili fakültelerin ve akademik kurulların değerlendirmelerini ve akademik dönemin başlamış olduğunu dikkate alınız.
Bu yaklaşım, DAÜ’nün kurumsal yapısının, akademik özerkliğinin ve demokratik üniversite anlayışının korunması açısından olmazsa olmazdır.
DAÜ-SEN
]]>
Üniversitede, VYK’nın kendi içinde, Rektörlüğün ise hem VYK hem de bölümler ve fakültelerle yönetimsel uyumu ortadan kalkmıştır. Seçim yasaklarına 2 hafta kala üniversite, yönetim kademeleri arasında ilkesel temelde uyumlu kararlar üretemez hale gelmiştir. Kararlar maalesef kişisel pozisyonlara bağlı olarak üretilmekte ve üniversite yönetimsel bir kaosa sürüklenmektedir.
İlgili bölüm ve fakülteler üzerlerine düşen görevleri yaklaşık iki ay önce tamamlamış, akademik planlamalarını buna göre yapmış ve görevlendirilmesi öngörülen öğretim üyelerini Rektörlüğe bildirmiştir. Buna rağmen görevlendirmeler zamanında yapılmamış, dönem başladıktan sonra yeni kriterler ortaya konmuş ve önerilen 30 öğretim üyesinden yalnızca 20’sinin görevlendirilmesi uygun bulunmuştur.
Burada mesele yalnızca 10 öğretim üyemizin görevlendirilmemesi değildir. Mesele, üniversitenin kendi mevzuatının, akademik planlamasının ve kurumsal işleyişinin yok sayılmasıdır. Dersler başlamış, bölüm programları hazırlanmış, öğrencilerin dersleri ve öğretim üyelerinin görevleri aylar öncesinden planlanmıştır. Rektörlüğün böylesi bir noktada mevcut planlamayı son dakika kararlarıyla bozması ve akademik karar alma süreçlerini sıfırlaması, ancak ve ancak kaotik yönetim anlayışıyla açıklanabilir.
DAÜ kişilere ve siyasi tercihlere göre yönetilmemeli ve mutlak surette yönetim kademeleri arasındaki uyum korunabilmelidir. DAÜ-SEN olarak daha önce de belirttiğimiz gibi Rektörlük, seçim arifesinde yer alan siyasi pozisyon alma çekişmelerinden üniversiteyi koruyabilme ve yönetim kademeleri arasındaki uyumu sağlayabilme becerisini gösterebilmelidir. Yapılabilecek en büyük yanlış uyum sorununu daha da derinleştirmek ve yönetimsel kaosu büyütmektir.
Rektörlük bu yanlıştan bir an önce dönebilmeli, yapıcı yönetişim becerilerini sergilemeli ve üniversitenin önünü açmalıdır.
DAÜ-SEN
]]>Gündem:
İstişare ve Eşgüdüm Komisyonu Başkanı toplantı çağrısını yapar ve gündemi belirler.
DAÜ-SEN’in açıklamasının ardından ise 20 Eylül 2026 tarihinde saat 16:53’te, 22 Eylül toplantısı için yeni bir gündem dağıtılmıştır:
Gündem:
Sayın Bakan Nazım Çavuşoğlu’na soruyoruz:
İlk gündemde yer alan “Münhal taleplerinin görüşülmesi” ve “Uluslararası tanıtım ofisine bir istihdam talebi” maddeleri kim tarafından ve hangi gerekçeyle gündeme konmuştur?
Madem herhangi bir münhal veya istihdam talebi yoktur, bu iki madde neden ilk gündemde yer almaktadır ve neden daha sonra gündemden çıkarılmıştır?
VYK Başkanı Şemi Bora’nın bu gündem maddelerine itiraz etmiş olduğu bilginizde değil mi?
Bu iki gündem açık ve net bir şekilde resmi olarak paylaşılmışken Bakanın DAÜ-SEN’in iddialarını gerçek dışı olarak niteleyebilmesini kamuoyu nasıl yorumlamalıdır?
DAÜ-SEN
]]>