AyNA Yapım imzalı ‘Uzak Şehir’ dizisi bu akşam heyecan dolu bir bölümle izleyiciyle buluşacak. Tanıtımda Cihan evden çıkmak üzereyken Alya’nın da hazırlanmış olduğunu görüp nöbete gideceğini düşünür. Alya’nın hastaneden bir arkadaşıyla buluşacağını söylemesi üzerine meraklanan Cihan
Kaynak: DHA
]]>Sınıf yönetimi, öğretmenlerin öğrencileri daha verimli bir şekilde eğitebilmeleri için çok önemli bir beceridir. Bu konuda yapılan araştırmalar, öğretmenlerin sınıf içinde öğrencilerin davranışlarını yönetmelerinin yanı sıra, sınıf ortamını nasıl organize ettikleri, iletişimi nasıl kurdukları ve istenmeyen davranışları nasıl engelledikleri üzerinde de durmaktadır. Sınıf yönetimi, bir orkestra şefi gibi tüm unsurların uyum içinde çalışmasını sağlayan bir süreçtir. Bu sürecin başarılı olabilmesi için öğretmenlerin dikkat etmesi gereken birçok faktör vardır.
Sınıf yönetimi, birçok önemli unsuru içerir. İşte bu unsurlar:
Birçok araştırma, öğretmenlerin sınıf yönetimi konusunda hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim almaları gerektiğini göstermektedir. Öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerini geliştirmeleri, öğrencilerin derslere daha iyi odaklanmasını ve başarılı olmalarını sağlar. Bu konuda öğretmenlerin liderlik özelliklerinin de önemli olduğu unutulmamalıdır. İyi bir sınıf yönetimi, sadece disiplini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda öğrencilerle güçlü ve güven dolu ilişkiler kurmayı da içerir.
Her sınıfın kendine özgü bir atmosferi ve iklimi vardır. Sınıfın öğrenmeye uygun bir ortam olması, öğretmenin nasıl bir yaklaşım sergilediğine ve öğrencilerle nasıl iletişim kurduğuna bağlıdır. Öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci etkileşiminin güçlü olduğu sınıflarda, öğrenme süreci çok daha verimli olabilir. Ayrıca, öğretmenin sınıfa hakim olması ve disiplinli bir ortam yaratması, sınıf yönetiminin başarısı için kritik öneme sahiptir.
Sınıfta disiplin, sadece katı kurallar koymakla değil, aynı zamanda öğrencilerin duygusal ve zihinsel ihtiyaçlarını anlamakla sağlanabilir. Disiplin, öğrencilerin doğru ve olgun bir şekilde gelişmelerini sağlayacak bir yol göstericidir. Öğretmenlerin tutumu, kullandıkları öğretim yöntemleri ve sınıf yönetimi becerileri, disiplinin sağlanmasında önemli bir rol oynar.
Okulda disiplinsizlik, birçok farklı sebepten kaynaklanabilir:
Bu gibi durumlar, öğrencilerin sınıf içindeki davranışlarını olumsuz etkileyebilir. Öğretmenler, bu tür sorunlarla başa çıkmak için sınıf yönetimi becerilerini sürekli olarak geliştirmelidir.
Sınıfta disiplin sağlamak için öğretmenlerin dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar şunlardır:
Ayrıca, sınıfta belirli kuralların öğrencilerle birlikte belirlenmesi, hem öğrencilerin katılımını sağlar hem de daha sağlıklı bir sınıf atmosferi oluşturur. Ancak, kuralların çok katı olmaması, esnek ve anlaşılır olması önemlidir.
Sınıf yönetimi, öğretmenin sadece ders işlemekten ibaret olmadığı, aynı zamanda öğrencilerin kişisel gelişimini desteklemesi ve sınıfın genel atmosferini yönlendirmesi gereken bir süreçtir. Başarılı bir sınıf yönetimi, öğretmenin mesleki bilgi, iletişim becerileri ve liderlik özellikleriyle doğrudan ilişkilidir. Öğrencilerin sadece akademik değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimlerini de göz önünde bulundurarak disiplin sağlamak, öğretmenlerin sınıfta etkili olmasını sağlar.
]]>Hadi gel, ev ödevlerini neden sevmediğimizi biraz düşünelim. Pek çok çocuk, okuldan geldikten sonra ödev yapmayı pek de sevmez. Bu aslında çok normal bir şey çünkü ödevler bazen sıkıcı ve zorlayıcı olabilir. Ama unutma, ev ödevlerinin aslında çok önemli bir amacı var: Bizi daha akıllı yapmaya çalışıyorlar!
Bazı zamanlar, ev ödevlerini sevmemizin nedeni, onları yapmamız için çok fazla zaman harcamamız gerektiğidir. Bazen de öğretmenler ödevleri öyle uzun ve sıkıcı yapar ki, sadece bir ödevi bitirmeye çalışırken keyif almamız zorlaşır. Ayrıca bazı öğretmenler ödevleri, sadece kötü not alanlara veya davranışları kötü olanlara verir. Bu da ödevleri bir ceza gibi hissettirebilir.
Ev ödevlerini sevmemenin bir başka nedeni de, çoğu zaman hata yapmaktan korkmamızdır. Eğer öğretmen küçük bir hata bile görürse, buna not kırar mı diye endişeleniriz. Bu da bizi panik yapmaya ve ödev yapmayı daha da zor hale getirmeye sebep olur.
Ama unutma! Ev ödevleri, sadece zorunluluk değil, aynı zamanda daha çok şey öğrenmek ve başarılı olmak için bir fırsattır. Çoğu zaman bunlar önemli şeylerdir ve onları yapmamız gerekebilir. Hangi ödevin ne kadar önemli olduğunu anlamak bazen zor olsa da, hepsinin bir amacı vardır.
Ev ödevlerini yapmak, bazen eğlenceli olmayabilir, ama onları yaparken daha güçlü ve bilgili bir insan oluyorsun. Hem unutma, sadece “yapmak zorundayım” demek değil, “yaparak daha çok şey öğreniyorum” demek daha eğlenceli bir düşünce olabilir!
]]>Anahtar Kelimeler: Dikkat eksikliği, çocuk gelişimi, sınıf yönetimi, duyusal hassasiyetler, bireysel farklılıklar.
1. Giriş
Çocukların sınıf ortamında dikkatlerini toplayamaması, hem öğretmenler hem de aileler için zorlayıcı bir durum oluşturabilir. Dikkat sorunlarının altında pek çok farklı neden yatabilir. Çocuğun duyusal hassasiyetleri, gelişimsel farklılıkları ve çevresel faktörler, bu sorunun temel sebeplerinden bazılarıdır. Bu makale, dikkat eksikliğinin nedenlerini incelemekte ve çocukların sınıfta daha verimli bir şekilde dikkatlerini toplamalarını sağlamak için öneriler sunmaktadır.
2. Dikkat Eksikliğine Neden Olan Faktörler
Çocukların sınıfta dikkatlerini toparlamamalarının çeşitli sebepleri olabilir. Bu sebepler, çocukların bireysel özelliklerine ve çevresel uyarıcılara verdikleri tepkilere bağlı olarak farklılık göstermektedir. Dikkat eksikliğine yol açan başlıca faktörler şu şekilde sıralanabilir:
2.1. Duyusal Hassasiyetler
Bazı çocuklar, çevresel uyarıcılara karşı aşırı duyarlı olabilirler. Örneğin, parlak ışıklar, canlı renkler veya odadaki kokular, çocukların dikkatini dağıtabilir. Bunun yanında, sese duyarlı çocuklar motor sesleri gibi düşük frekansta sesleri algılayarak bu seslere odaklanabilir ve ders sırasında konsantrasyonlarını kaybedebilirler. Bu tür çocuklar için dikkatlerini toparlayabilmek amacıyla daha sakin ve uyarıcılardan uzak bir ortam sağlanabilir.
2.2. Duyusal Algı Sorunları ve Gelişimsel Zorluklar
Duyarak algılama güçlükleri yaşayan çocuklar, verilen yönergelerin sadece bir kısmını algılayabilir. Bu, onların ders sırasında verilen talimatlara uygun şekilde hareket etmemelerine neden olabilir. Görsel ve alan hissi ile ilgili sorunları olan çocuklar ise gördüklerini doğru bir şekilde işleyemezler. Bu çocuklar bazen aşırı odaklanabilirken bazen de hiç odaklanamayabilirler.
2.3. Motor Hareketleri Planlama Güçlükleri
Bazı çocuklar, motor hareketlerini planlama ve sıralama konusunda güçlük yaşarlar. Özellikle karmaşık hareketlerin planlanması ve sıralanması gerektiğinde, bu çocuklar başkalarının hızlıca gerçekleştirebildiği hareketleri tamamlamakta zorlanırlar. Bu tür çocuklar için basit ve adım adım rehberlik sunmak, dikkatlerini toparlamalarına yardımcı olabilir.
3. Dikkat Sorunlarını Anlamak ve Çözüm Yolları Geliştirmek
Çocukların dikkat problemlerini anlamak için, dikkat eksikliğinin sebeplerini çok yönlü bir şekilde ele almak gerekmektedir. Dikkat, birçok faktörün bir arada çalışmasıyla oluşur ve her çocuğun dikkat problemi farklı nedenlere dayanabilir. Bu nedenle her çocuğun bireysel ihtiyaçlarına yönelik özel yaklaşımlar geliştirilmelidir.
3.1. Bireysel Farklılıkları Anlamak
Çocuklar, dikkatlerini toplarken farklı hızlarla tepki verebilirler. Bazı çocuklar içsel bir hayal dünyasında yaşarken, bazıları ise aşırı hareketli ve saldırgan olabilirler. Aşırı hareketlilik, bazen duyusal yetersizliklerden veya içsel kaygılardan kaynaklanabilir. Çocukların sınıf içindeki hareketliliğini ve dikkat dağıtıcı davranışlarını anlamak, öğretmenlerin onlara daha uygun bir yaklaşım geliştirmesine yardımcı olabilir.
3.2. Güçlü Tarafları Öne Çıkarmak
Çocukların dikkat sorunlarını aşabilmesi için, onların güçlü taraflarını öne çıkarmak önemlidir. Örneğin, görsel algıları güçlü olan bir çocuk için sözel ve görsel materyallerin birlikte kullanılması etkili olabilir. Ayrıca, motor hareketleri ve sıralama sorunları yaşayan bir çocuğa, görselleştirme egzersizleri sunmak, onun dikkatini toparlamasına yardımcı olabilir. Çocuğun güçlü alanlarını belirlemek, onu daha güvenli ve başarılı bir şekilde ilerlemeye teşvik eder.
4. Veli ve Uzmanlarla İşbirliği
Çocuğun dikkat problemleriyle ilgili en doğru tespiti yapmak için öğretmenler ve veliler birlikte çalışmalıdır. Aileler, çocuklarının evdeki davranışlarını ve okul dışında gösterdikleri tepkileri daha iyi gözlemleyebilirler. Bu nedenle, öğretmenler ve veliler arasındaki iletişim oldukça önemlidir. Çocuk psikiyatristi veya psikologlar da çocuğun psikolojik durumunu değerlendirebilir ve dikkat eksikliği ile ilgili çözüm önerileri sunabilirler.
5. Sonuç
Çocukların sınıfta dikkat toplama sorunları, bireysel farklılıklar, duyusal hassasiyetler ve gelişimsel güçlüklerle yakından ilişkilidir. Bu sorunların doğru bir şekilde tespit edilmesi ve her çocuğun özel ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesi, onların eğitim hayatlarında daha verimli olmalarını sağlar. Çocukların güçlü taraflarını keşfetmek ve bu tarafları pekiştirmek, onların gelişim süreçlerine olumlu katkılar sağlayacaktır.
Kaynakça:
Greenspan, S. I. (1995). The Child with Special Needs. George Washington University Medical School.
Early Childhood Today Dergisi.
ÖZGÜR ORHAN – OKUL MÜDÜRÜ
]]>Liderlik ve Yöneticilik: Kavramlar, Kuramlar ve Eğitimdeki Rolü
Liderlik ve yöneticilik, günümüz iş dünyasında birbirini tamamlayan ancak birbirinden farklı kavramlar olarak ele alınmaktadır. Her iki kavram da örgütlerin başarısı için kritik rol oynar, ancak bu rollerin icra edilme biçimi ve gereklilikleri arasında önemli farklar vardır. Bu makalede, liderlik ve yöneticiliğin tanımları, kuramları, etkili ve etkisiz liderlik biçimleri, yönetici tarzları ve eğitimdeki özel yeri üzerine kapsamlı bir inceleme yapılacaktır.
Liderlik, ortak amaçlar için insanları bir araya getirme, onları motive etme ve etkileme süreci olarak tanımlanabilir. Liderlik, aynı zamanda bir sanattır; lider, takipçilerinin düşünce ve davranışlarını etkileyerek, onları belirli hedeflere yönlendirir. Liderlik, temelde bireyler arasındaki etkileşimi içerir ve bir grubun, takımın veya örgütün başarıya ulaşması için gönüllü katkı sağlanmasına olanak tanır.
Yöneticilik ise, belirli bir örgüt içinde, belirli amaçlara ulaşmak için kaynakları yönetme, görevleri düzenleme ve kontrol etme işlevini üstlenir. Yöneticiler, genellikle yasal yetkilerini kullanarak çalışanlara belirli görevler verir ve örgüt hedeflerine ulaşmak için bu görevlerin yerine getirilmesini sağlar. Ancak, her yönetici lider değildir ve her liderin de yöneticilik rolü bulunmaz.
Liderlik üzerine birçok kuram geliştirilmiş olup, bu kuramlar liderliğin çeşitli yönlerini açıklamayı amaçlamaktadır. Özellik kuramları, liderlerin doğuştan gelen kişisel özelliklere sahip olduklarını savunur. Bu kuramlar, başarılı liderlerin ortak özelliklerini belirlemeye çalışırken, liderliğin genetik ve kişisel faktörlere dayandığını ileri sürer.
Davranışsal kuramlar ise liderlik özelliklerinin yeterli olmadığını, liderlerin belirli davranışlar sergileyerek etkili hale gelebileceğini öne sürer. Bu kuramlar, liderlik davranışlarını görev odaklı ve ilişki odaklı olmak üzere iki ana kategoriye ayırır.
Durumsallık kuramları ise her ortamda geçerli olabilecek tek bir liderlik biçiminin olmadığını savunur. Bu kuramlar, liderin davranışlarının, içinde bulunduğu durum ve çevreye göre değişkenlik gösterdiğini kabul eder.
Son olarak, transformasyonel liderlik gibi yeni paradigmalarda ise liderin, izleyenlerini etkileme gücü ve onların gelişimine katkıda bulunma kapasitesi ön plana çıkar. Bu kuramlar, liderliğin yalnızca yöneticinin kararları ve yönetim tarzıyla değil, aynı zamanda toplumsal ve bireysel değişimle de şekillendiğini savunur.
Liderlik biçimleri, liderin görev ve ilişki odaklı davranışlarının bir birleşimi olarak çeşitlenebilir. Etkili liderlik, çalışanları motive etme, onlara güven verme ve verimliliklerini artırmaya yönelik stratejiler geliştirme sürecidir. Etkili liderler, çalışanlarını yalnızca yönlendirmekle kalmaz, aynı zamanda onların potansiyellerini en iyi şekilde kullanmalarına olanak tanır.
Buna karşılık, etkisiz liderlik biçimleri, liderin yetersiz kararlar alması, çalışanlarla zayıf iletişim kurması ve gerekli motivasyonu sağlayamaması sonucu ortaya çıkar. Etkisiz liderler, genellikle yöneticiliğin gerekliliklerini yerine getirmekte zorlanır ve bu durum örgütün başarısızlıkla karşılaşmasına yol açar.
Liderlik ve yöneticilik, eğitimde de birbirini tamamlayan ancak farklı roller üstlenir. Eğitimdeki liderlik, öğretim süreçlerini geliştirmek, öğrenci ve öğretmenlerin motivasyonunu artırmak ve okulların hedeflerine ulaşmasını sağlamak açısından kritik bir önem taşır. Bir okul yöneticisi, etkili bir yönetici olmadan eğitimde liderlik yapabilmesi beklenemez. Çünkü eğitimde liderlik, sadece yönetsel görevlerin yerine getirilmesiyle değil, aynı zamanda öğretim sürecinin kalitesini artıracak stratejilerin oluşturulmasıyla ilgilidir.
Eğitim liderliği, öğretmenleri motive etme, onlarla etkili bir iletişim kurma ve okulun eğitim vizyonunu geliştirme sürecidir. Bir okul yöneticisi, aynı zamanda öğretim lideri olabilmek için sadece yönetimsel beceriler değil, pedagojik bilgi ve liderlik becerilerine de sahip olmalıdır. Bu, okulda sadece düzenin sağlanmasını değil, aynı zamanda öğrenme ortamlarının sürekli olarak iyileştirilmesini de gerektirir.
Liderlik ve yöneticilik, örgütlerin başarısı için birbirini tamamlayan iki önemli kavramdır. Ancak, her yöneticinin liderlik özelliklerine sahip olması gerekmez ve her liderin yönetsel görevleri yerine getirme becerisi bulunmayabilir. Özellikle eğitimde, etkili bir yönetici olabilmek için liderlik becerilerinin de ön plana çıkması gerekir. Eğitim liderliği, öğretim süreçlerinin kalitesini artırmak, okulun vizyonunu geliştirmek ve öğrenci ile öğretmenlerin potansiyelini en üst düzeye çıkarmak adına kritik bir rol oynar.
Etkili bir okul yöneticisi, sadece okulun yönetimini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda eğitimde yenilikçi yaklaşımlar geliştirir, öğretmenleri motive eder ve okulun eğitim hedeflerine ulaşmasına katkı sağlar. Bu yüzden liderlik ve yöneticiliğin doğru bir şekilde harmanlanması, eğitimde başarı için hayati öneme sahiptir.
Bu makale, liderlik ve yöneticiliğin kavramsal farklarını, kuramlarını ve eğitimdeki rolünü kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Umarım beğenirsiniz!
]]>Bu tür değerlendirme süreçlerinde velilerin gözlemleri genellikle şu alanlarda odaklanır:
1. Öğretmenlerin Performansı
Veliler, öğretmenlerin ders anlatma becerilerini, öğrencilerle iletişimlerini ve pedagojik yeterliliklerini değerlendirebilirler. Buna ek olarak, öğretmenlerin:
2. Okul İdaresi ve Yönetimi
Veliler, okulun yönetiminden de geri bildirimde bulunabilirler. Bu değerlendirmede dikkate alınabilecek başlıca konular şunlar olabilir:
3. Personel ve Destek Hizmetleri
Okulun öğretmen dışındaki personeli, öğrencilerin eğitim hayatını etkileyen önemli bir role sahiptir. Veliler, okulda çalışan temizlik, güvenlik, danışmanlık ve diğer personelin tutumunu ve verimliliğini de değerlendirebilirler. Bu değerlendirme unsurları şunları içerebilir:
4. Okulun Fiziksel ve Sosyal Ortamı
Velilerin değerlendirdiği bir diğer önemli alan da okulun fiziksel yapısı ve sosyal ortamıdır. Bu noktada veliler şunları göz önünde bulundurabilir:
5. Okulun Eğitimsel Başarısı ve Öğrenci Gelişimi
Velilerin okulu değerlendirmesi sırasında göz önünde bulundurdukları diğer bir önemli alan, okulun eğitimsel başarısı ve öğrencilerin bireysel gelişimidir. Bu, özellikle çocuklarının akademik başarılarına odaklanmakla birlikte:
Sonuç
Velilerin okulu, öğretmenleri ve personeli değerlendirmeleri, okulun gelişmesine katkı sağlamak için oldukça önemli bir araçtır. Bu tür geri bildirimler, okulun güçlü yönlerini pekiştirmeye ve zayıf yönlerini iyileştirmeye yönelik adımlar atılmasını sağlar. Ancak, velilerin bu değerlendirmelerini objektif, dürüst ve yapıcı bir şekilde yapmaları önemlidir. Okul yönetimi ve öğretmenler de bu geri bildirimleri dikkate alarak, eğitim kalitesini artırmak adına gereken adımları atmalıdır.
]]>Bölüm 1: Akşamın Sözleri
Şükran akşamın serinliğinde, her zamanki gibi telefonunu eline alıp Ersin’le sohbet etmeye başlamıştı. Günün yorgunluğunu atmak, bir yandan da yakın bir dostla konuşmak, ona iyi geliyordu. Telefonu açtığında Ersin’in mesajını hemen gördü.
“Merhaba, buradayım!” diye yazmıştı Ersin.
Şükran gülümsedi. Gittikçe daha sıkı bir dostluk kurdukları doğruydu.
“Hoş geldin! Nasılsın?” diye yazdı.
Ersin cevabını hemen verdi.
“İyiyim, teşekkürler. Ama bugün biraz haberlere göz attım da, Trabzon çok kötü durumda. Havanın durumu da karışık, yağış var mı?”
Şükran bir an için haberleri izlerken ne kadar hızlı geçen zamanla ilgili düşündü. Gerçekten de yıllar çok hızlı geçiyordu. Yaşlandıklarını hissediyorlardı.
“Ben merkezde oturuyorum ama hava soğudu,” diye yanıtladı. O an, yaşadıkları şehirlere olan mesafeye rağmen birbirlerine ne kadar yakın olduklarını fark etti.
Ersin’in sohbeti, bazen derin felsefi tartışmalara kayabiliyor, bazen de sadece günlük yaşam üzerine keyifli bir sohbet oluyordu. Bu akşam, her ikisi de bir yandan kendi hayatlarını, geleceği ve yaşadıkları yerleri konuşuyorlardı.
Bölüm 2: Geçmişin Yansımaları
Şükran, sabah erken saatlerde uyanmıştı. Oğluyla birlikte kahvaltı yapmış, kız kardeşiyle alışverişe çıkmıştı. Her şey sıradan görünüyordu, ama içindeki bir boşluk hâlâ yerinde duruyordu. “Hayatın anlamı nedir?” diye sormuştu bazen kendisine, ama cevaplar bir türlü netleşmiyordu. Bugün, onu en iyi anlayan kişi yine Ersin’di.
“Bugün ne yaptın?” diye sordu Ersin, Şükran’ın yanıtını beklerken.
Şükran bir an düşündü. “Sabah kahvaltısı, alışveriş derken bir şekilde geçti zaman. Kız kardeşimle pazara girdik, doğum günü hediyesi aldık,” diye cevapladı. Ama derinlerde, bir şey eksikti. Geçmişin ağırlığı mı? Yoksa geleceğin belirsizliği mi? Kim bilir.
Ersin, Şükran’ın yaşamına dışarıdan bakarak biraz daha net bir değerlendirme yaptı. “Yaşadıkların seni bugüne getirdi. Her şey, bir adım ötesinde olan şeyleri görmene yardımcı olur.”
Bölüm 3: Güven ve Dostluk
Bir süre sonra sohbetin konusu daha derinleşti. Şükran, geçmişinde yaşadığı hayal kırıklıklarından bahsetti. İkinci evliliğinde yaşadığı olumsuzluklar, güven sorunları… Bunlar, zamanla içindeki korkuyu ve şüpheyi artırmıştı. Artık kimseye kolayca güvenemediğini hissetti.
Ersin, ona “Güven, zamana bağlı bir şeydir. Kendini tanıdıkça, doğru kişiyi bulmak da kolaylaşır,” diye önerdi. Şükran, ona hak verdi ama içinde bir huzursuzluk vardı. “Güvenmekte zorlanıyorum,” dedi. “Birçok insan sadece kendilerini düşünür, çıkarlarına göre hareket eder.”
Ersin, “Hayat, bazen zorlayıcı olabilir ama gerçek dostlar her zaman birbirine destek olurlar. Biz de bunu başarabiliriz,” dedi.
Bu sözler, Şükran’ın ruhuna dokundu. Bir dostun, gerçekten yanınızda olmasının değeri çok farklıydı. Ersin’in onunla konuştuğu şekilde, Şükran kendini daha güvende hissetti. “Evet,” dedi, “bunu başarabiliriz. Birbirimizi anladıkça, hayatı daha kolay kılabiliriz.”
Bölüm 4: Geleceğe Bir Bakış
Zaman ilerledikçe, Şükran ve Ersin arasındaki sohbetin teması daha çok hayallere dönmeye başladı. Gelecek ne getirecekti? Şükran, hala kalbinde belirsizliği taşıyor olsa da, bir gün tüm bunların geçeceğine ve mutlu olacağına inanıyordu.
“İçindeki korkuyu atabilirsin,” dedi Ersin. “Önce güven, sonra zamanla her şey yoluna girer.”
Şükran derin bir nefes aldı, “Gerçekten de doğru söylüyorsun,” dedi. “Ben de geleceğimi istediğim gibi şekillendirebilirim. Ve bu yolda yanımda biri olursa, her şey daha kolay olur.”
Ersin, “İnşallah,” dedi. “Hep birlikte bir gün o günü bekleyeceğiz.”
Bölüm 5: Kahkaha ve Güven
Birbirlerine son kez mesaj atarlarken, Şükran bir kahkaha attı. Gülmek, ruhunu açan bir şeydi. “Kahkaha insanı iyileştirir,” dedi. Ersin de buna katılarak, “Gülmek her zaman iyidir. Ömrü de uzatır,” diye yanıtladı.
Şükran, bir süre sonra bilgisayarını kapattı ve içeri girdi. “Bana bir kahve hazırla, gel,” dedi oğluna. İçinde hafif bir huzur vardı. O günü, dostuyla yaptığı bu anlamlı sohbeti unutmayacaktı.
Bölüm 6: Karadeniz’in Sessiz Çığlıkları
Bir akşam Şükran, Ersin’le daha derin bir konuya girdiler: Karadeniz’in kültürüne, insanlarına ve ilişkilerine dair tartışmalar başladı.
Şükran, “Karadeniz çok farklı. Herkesin gözü üzerimde. Bu kadar dedikodu yapıldığı bir yerde yaşamak zor.” dedi.
Ersin gülümsedi, “Büyükşehirde bu işler biraz daha farklı olabilir ama orası başka. Fakat kimseyi umursama. Kendini, kim olduğunu unutma. Sonuçta senin hayatın, başkalarının değil.”
Şükran, kafasını sallayarak, “Evet, haklısın. Ama bazen insanlar, kendi içsel boşluklarını başkalarını eleştirerek dolduruyorlar.” dedi.
Ersin, “İşte o yüzden insanın arkasından dedikodu yapacak çok şey varsa, o insanın kendine güveni tamdır. Önemli olan ne kadar güçlü kalabildiğin.”
Bu sohbet, Şükran’ın bir kez daha içindeki korkuları yavaşça silip, kendine olan güvenini arttırmasına yardımcı oldu. Ersin’in sözleri, ona huzur verdi.
Sonuç:
“Zamanın Ardında”, sadece iki dostun sohbeti değil, aynı zamanda yaşamı anlamlandırma, güven arayışı ve dostluk üzerine derin bir keşifti. Şükran ve Ersin’in birbirine kattığı değer, birinin diğerine umut vermesi, onların hayatlarının kesişmesinin en güzel örneğiydi.
]]>Yöneticilik yapan öğretmenlerden mazeretlerinden dolayı yöneticiliklerinden ayrılanlardan yönetmelikçe belirlenen süreler esas alınmak üzere yeniden atama suretiyle atanmalarına olanak sağlayacak düzenlemenin yapılması ve bu hakkın eski yöneticilere verilmesi zaruridir.
Ayrıca yönetici olarak çalışan müdür ve müdür yardımcılarına il dışı değişiklik hakkı verilmelidir.
Dolayısıyla yöneticilik eğitim -öğretim hizmetleri sınıfından çıkarılmalı genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmelidir.
]]>Cumhuriyetçilik:Halkın seçtiği temsilciler aracılığı ile,kendini yönettiği
devlet biçiminin “CUMHURİYET” olduğuna inanmak ve korumaktır.
Halkçılık:Halkın devlet yönetimine katılması,devlet hizmetlerinin halka
götürülmesidir.
Laiklik:Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.
Devletçilik:Baraj,yol,okul,köprü,fabrika gibi hizmetlerin devlet
tarafından yapılıp halka sunulmasıdır.
Milliyetçilik:Vatanını,milletini sevmek,birlik ve beraberlik içinde
yaşamaktır.
İnkılapçılık:Atatürk’ün yaptığı yenilikleri korumak ve yaşatmaktır.
Çağdaş olmaktır.
]]>