Prime Video’nun 25 Mayıs’ta tüm sezonunu yayınlayarak beğenimize sunduğu yeni dizisi Spider-Noir tanıtımına hoş geldiniz. Dizi hakkında konuşmadan önce kısaca Spider-Man Noir karakteri nedir, kimdir kısaca buna bir göz atalım ve sonrasında tanıtımımıza başlayalım.
~~ Kısaca Çizgi Roman Tarihi ~~

Spider-Man Noir, Marvel’ın yıllar içinde yarattığı en başarılı alternatif Spider-Man yorumlarından biri olarak kabul ediliyor. Bugün karakteri duymayanların bile aklına siyah fötr şapkası, uzun deri paltosu ve kasvetli atmosferi geliyor. Ancak bu popülerliğe ulaşması aslında oldukça ilginç bir yolculuğun sonucu.
Karakter ilk kez 2009 yılında yayımlanan Spider-Man Noir #1 çizgi romanında okurların karşısına çıktı. Hikaye, Marvel’ın o dönemde başlattığı Marvel Noir projesinin bir parçasıydı. Bu proje, Marvel’ın en tanınmış kahramanlarını 1930’ların Büyük Buhran dönemine ve klasik kara film (film noir) atmosferine uyarlamayı amaçlıyordu. Böylece rengarenk kostümlerle dolu süper kahraman dünyası yerini sisli sokaklara, organize suç örgütlerine, yozlaşmış siyasetçilere ve umutsuz insanların yaşadığı karanlık bir New York’a bıraktı.
Spider-Man Noir’ın yaratıcı ekibinde yazar David Hine, yardımcı yazar Fabrice Sapolsky ve çizer Carmine Di Giandomenico yer alıyordu. Özellikle David Hine’ın karanlık hikaye anlatımı ile Carmine Di Giandomenico’nun gölgelerle bezeli çizimleri karakterin kimliğinin oluşmasında büyük rol oynadı. Ortaya çıkan eser sadece Spider-Man’i siyaha boyayalım fikrinden ibaret olmadı. Ortaya tamamen farklı bir dünya, farklı kurallar ve farklı bir Peter Parker çıktı.

~~ Dizinin Künyesi ~~
Marvel son yıllarda alternatif evrenlere her zamankinden daha fazla yatırım yapıyor. Ancak Spider-Noir, bu projelerin arasında daha ilk duyurulduğu andan itibaren merak uyandıran bir yapım oldu. Bunun en büyük sebeplerinden biri ise karakterin kendisinden çok Spider-Noir evreninin canlı aksiyona nasıl taşınacağının, nasıl bir diziyle karşılaşılacağımızın bilinmemesiydi.
25 Mayıs’ta bizlerle buluşan Spider-Noir, dünya genelinde Prime Video üzerinden yayımlanırken ABD’de ilk gösterimini MGM+ kanalında gerçekleştirdi. Dizinin sekiz bölümü birden tek seferde yayımlandı.
Dizinin kamera arkasında yaratıcı ve yürütücü yapımcı olarak Oren Uziel ile Steve Lightfoot’u görüyoruz. Bu ikiliye Oscar ödüllü Phil Lord ve Christopher Miller ile uzun yıllardır Spider-Man markasının içerisinde bulunan Amy Pascal da yapımcı olarak destek veriyor. Yönetmen koltuğunda ise Harry Bradbeer, Nzingha Stewart, Alethea Jones ve Greg Yaitanes oturuyor.
Sony Pictures Television dizinin ana yapımcısı olarak projeyi üstlenirken, Amazon MGM Studios, Lord Miller, Pascal Pictures ve MGM Television stüdyoları da yapım sürecinde yer alıyorlar.

~~ Konusu ~~
Spider-Noir alışılagelmiş Spider-Man hikayelerinden oldukça farklı bir noktadan başlıyor. Bu kez karşımızda ne liseye giden genç bir Peter Parker ne de şehrin çatılarında heyecanla ağ atan toy bir kahraman var. Dizi bizi doğrudan 1930’ların buhran içindeki New York’una götürüyor.
Hikayenin merkezinde Ben Reilly bulunuyor. Bir zamanlar şehrin tek maskeli kahramanı Örümcek olan Ben, artık eski günlerinden oldukça uzak bir hayat sürüyor. Geçmişini geride bırakmaya çalışarak, geçimini özel dedektiflik yaparak sağlayan ve yaşadığı olayların yükünü omuzlarında taşıyan yorgun bir adam. Dizinin en dikkat çeken yanlarından birisi de kahramanlık anlarında değil maskeyi çıkardıktan sonra geriye kalan insanın nasıl bir insan olduğuna odaklanmasıdır.
Ben’in karşısına çıkan yeni bir soruşturma, onu istemediği halde yıllardır uzak durmaya çalıştığı geçmişiyle yeniden yüzleşmeye zorluyor. Ancak işler bir suçluyu yakalayıp günü kurtardığı soruşturma gibi olmaz. Aksine her yeni ipucu, New York’un yeraltı dünyasına, organize suç ağlarına ve şehrin karanlık yüzüne açılan yeni bir kapı haline geliyor. Bölümler ilerledikçe de dedektiflik hikayesiyle süper kahraman anlatısı iç içe geçmeye başlıyor.

~~ Karakterler ~~

Ben Reilly (Nicolas Cage): Spider-Noir‘ın merkezinde yer alan Ben Reilly, alışık olduğumuz süper kahramanlardan oldukça farklı bir portre çiziyor. Dizinin başında onu, bir zamanlar şehrin umudu olmuş ama artık o günleri geride bırakmaya çalışan yorgun bir özel dedektif olarak tanıyoruz. Kahramanlık yılları geride kalmış gibi görünse de geçmişi peşini bırakmıyor ve Ben de ne kadar kaçmaya çalışsa da yaşadığı şehir onu sürekli yeniden oyunun içine çekiyor.
Ben’i ilginç yapan nokta, sahip olduğu güçlerden çok psikolojik yükü. Sürekli doğru olanı yapmaya çalışan, fakat bunun bedelini fazlasıyla ödemiş bir adam izliyoruz. Bu nedenle Ben Reilly klasik anlamda çok esprili ya da enerjik bir başrol değil. Daha sessiz, gözlemci ve zaman zaman kendi vicdanıyla mücadele eden biri. Tabii ara ara ince ince mizah yaptığını da görüyoruz.

Robbie Robertson (Lamorne Morris): Robbie, dizinin en güven veren karakterlerinden biri. Hikayedeki rolü ilk bakışta geri planda gibi görünse de Ben ile kurduğu ilişki sayesinde anlatının duygusal dengesini sağlayan isimlerden biri haline geliyor. Ben’in içine kapanık yapısının aksine Robbie daha sosyal, daha konuşkan ve olaylara farklı açılardan bakabilen biri olarak öne çıkıyor.
Robbie hikayede sadece başrolü destekleyen bir figür olarak kalmıyor. Gerektiğinde olaylara yön veren, gerektiğinde Ben‘in göremediği ayrıntıları fark eden ve onu doğru kararlar almaya iten önemli bir denge unsuru oluyor. Ayrıca Ben ile aralarında geçen diyaloglar dizinin kasvetli atmosferine güzel neşeli küçük nefesler kazandırıyor.

Cat Hardy (Li Jun Li): Cat Hardy dizide gizem unsurunu temsil eden karakter olarak karşımıza çıkıyor. Karakter ekrana ilk çıktığı andan itibaren bir merak ortaya çıkıyor. Çünkü Cat hakkında hiçbir şey tamamen açık değil. Cat’in söyledikleri kadar söylemediği şeyler de var.
Hikaye boyunca Cat sadece romantik bir karakter olarak karşımıza çıkmıyor. Kendi kişisel hedefleri, kendi sırları ve kendi kararları olan bağımsız bir karakter olarak görüyoruz. Ben ile aralarındaki ilişki klasik bir aşk hikayesinden ziyade karşılıklı güvenin sürekli sınandığı, iniş çıkışlarla dolu bir dinamik üzerine kurulmuş.

Janet Ruiz (Karen Rodriguez): Janet dizinin ayakları en yere basan karakteri olarak karşımıza çıkıyor. Hikaye boyunca olaylara yaklaşım biçimiyle, sezgileriyle ve işine olan bağlılığıyla dikkat çekiyor. New York sokaklarının giderek daha karmaşık hale gelen suç düzeni içinde görevini yapmaya çalışan Janet‘i yalnızca Ben Reilly’nin ofis işlerini yürüten bir asistan değil, aynı zamanda bu kaotik dünyada doğru ile yanlış arasında sıkışmış insanların temsilcisi olarak da görüyoruz.
Janet’ı ilginç kılan nokta, olaylara ne tamamen siyah ne de tamamen beyaz bakması. Büroda işleri düzenlerken ve Reilly‘e yardım ederken sezgilerini de devreye sokuyor; bu yönüyle klasik ve pasif sekreter figürlerinden tamamen ayrılıyor. Özellikle Ben Reilly ile olan diyaloglarında, ofisin bu sakin gücü ile dedektifin fevri bakış açısının zaman zaman çatıştığını, zaman zaman ise birbirini tamamladığını görmek mümkün. Bu da dizinin dedektiflik yönünü ve büro içi dinamikleri güçlendiren detaylardan biri hâline geliyor.

Lonnie “Tombstone” Lincoln (Abraham Popoola): Lonnie Lincoln, namı diğer Tombstone, dizinin fiziksel anlamda en ürkütücü karakterlerinden biri. Fakat onu ilginç yapan şey yalnızca heybeti değil. Sessizliği, soğukkanlı tavırları ve etrafındaki insanlara hissettirdiği baskı sayesinde ekranda bulunduğu her sahnede ağırlığını hissettiriyor.
Karakter, kaba kuvvetten fazlasını temsil ediyor. Konuşurken bile ölçülü davranması, öfkesini bağırarak değil bakışlarıyla göstermesi onu sıradan bir mafya tetikçisinden ayırıyor. Bu da Spider-Noir‘ın noir atmosferine oldukça yakışan bir yaklaşım olmuş. Dizi, Tombstone‘u sürekli ön planda tutmaya çalışmıyor; ancak sahneye her çıktığında izleyicinin dikkatini üzerine çekmeyi başarıyor.

Flint Marko (Jack Huston): Flint Marko, dizinin en trajik karakterlerinden biri olarak öne çıkıyor. İlk bakışta sert ve mesafeli biri gibi görünse de hikâye ilerledikçe onun yalnızca kötü biri olmadığını, içinde bulunduğu koşulların da kişiliğini şekillendirdiğini hissetmeye başlıyoruz. Bu nedenle Flint‘i tek bir kalıba sokmak oldukça zor.
Karakterin en güçlü yanı, sürekli bir iç çatışma hissi taşıması. Bir yanda hayatta kalma mücadelesi, diğer yanda yaptığı seçimlerin sonuçları arasında sıkışıp kalıyor. Dizi de bu ikilemi aceleye getirmeden, zamana yayarak işlemeyi tercih ediyor. Böylece Flint yalnızca aksiyon sahnelerinde görünen bir karakter olmaktan çıkıp duygusal derinlik kazanan bir figüre dönüşüyor.

Finn “Silvermane” Byrne (Brendan Gleeson): Spider-Noir denildiğinde akla gelen ilk kötü karakterlerden biri hiç şüphesiz Silvermane. New York’un suç dünyasında söz sahibi olan bu isim, kaba kuvvetten çok zekâsıyla ve kurduğu düzenle korku salıyor. Dizinin başından itibaren hissedilen baskının önemli bir kısmı da onun gölgesinden kaynaklanıyor.
Silvermane, tipik bir mafya lideri gibi davranmıyor. Soğukkanlı, hesapçı ve sabırlı biri. Çoğu zaman ellerini kirletmek yerine başkalarını yönlendirmeyi tercih ediyor. Bu yönüyle klasik noir filmlerindeki organize suç patronlarını hatırlatıyor. Onun için güç, yalnızca silahlardan ya da adam sayısından ibaret değil; bilgiye sahip olmak ve insanları doğru zamanda doğru şekilde yönlendirebilmek de en büyük silahları arasında yer alıyor.
Tüm kadroya buradan ulaşabilirsiniz.

~~ Tırıvırı (Trivia) Bilgiler ~~

~~ Son Söz ~~
Spider-Noir, ilk duyurulduğu günden beri beklentimin yüksek olduğu yapımlardan biriydi. Açıkçası sezonu bitirdiğimde de bu beklentimin büyük ölçüde karşılandığını söyleyebilirim. Dizi her şeyden önce kendi kimliğini oluşturmayı başarıyor. Bunu da sürekli aksiyon sahneleriyle değil, atmosferiyle, karakteriyle ve hikayesini anlatış biçimiyle yapıyor.
En beğendiğim noktalardan biri hiç şüphesiz görsel tarafı oldu. 1930’ların kasvetli New York’unu yansıtan siyah-beyaz estetik, yalnızca göze hoş görünen bir tercih olmaktan çıkıp dizinin ruhunun bir parçası haline gelmiş. Işık kullanımı, gölgeler, kamera açıları ve mekan seçimleri gerçekten başarılı.
Oyunculuk tarafında da oldukça güçlü bir kadroyla karşı karşıyayız. Nicolas Cage’in başrolde olması zaten başlı başına bir merak konusuydu ve bence karaktere beklediğimden daha fazla şey katmış. Bunun yanında yan karakterleri canlandıran oyuncular da rollerinin hakkını veriyor. Dizide öne çıkan tek bir isim yerine, birbirini tamamlayan bir oyuncu kadrosu görmek hoşuma gitti. Bu da karakterlerin daha doğal hissettirmesini sağlamış.
Hikaye tarafında ise dizinin en doğru kararlarından biri, sürekli aksiyonun peşinden koşmaması olmuş. Günümüzde birçok çizgi roman uyarlaması, izleyiciyi ekran başında tutabilmek için neredeyse her bölümde büyük çatışmalar ve gösterişli sahneler sunmaya çalışıyor. Spider-Noir ise bunun tam tersini yapıyor. Karakterlerini tanımak için zaman ayırıyor, olayları aceleye getirmiyor ve gizem duygusunu bölüm bölüm inşa ediyor. Bu yaklaşım bana göre dizinin en güçlü yönlerinden biri.
Diyaloglar da aynı şekilde oldukça başarılı yazılmış. Karakterler konuşurken yalnızca hikayeyi ilerletmek için konuşmuyor; kişiliklerini, geçmişlerini ve içinde bulundukları ruh halini de hissettiriyorlar.
Elbette kusursuz bir yapımdan bahsetmiyoruz. Tempo zaman zaman ağırlaşabiliyor ve aksiyon beklentisiyle başlayan bazı izleyiciler için bu durum sabır gerektirebilir. Ancak ben dizinin bilinçli olarak seçtiği bu anlatım tarzını sevdim. Çünkü Spider-Noir’ın amacı sürekli aksiyon değil; bulunduğu dünyanın ağırlığını izleyiciye hissettirmek. Bana kalırsa bunu da büyük ölçüde başarıyor.
Genel olarak baktığımda Spider-Noir, son zamanlarda izlediğim en farklı süper kahraman dizilerinden birisi oldu. Klasik formüllerin dışına çıkması, noir atmosferini başarıyla yansıtması ve hikayesini karakter odaklı anlatmayı tercih etmesi benim için diziyi daha değerli kılan unsurların başında geliyor. Eğer ikinci sezon onayı alırsa kesinlikle izlerim. Spider-Noir bu tarz bir dizi işte.
~~ Fragman ~~
]]>
Birçok neslin çocukları (ve bir zamanlar çocuk olanlar) tarafından sevilen Laura Ingalls Wilder’ın Little House kitapları, yazarın 1800’lü yıllarda Amerika’nın Batı’sında geçirdiği çocukluk yıllarına dayanmaktadır. Büyük Buhran döneminde yazılan ve ilk olarak 1930’larda yayınlanan Wilder’ın hikayeleri, 1970’lerde ve 80’lerde yaklaşık on yıl boyunca yayınlanan popüler TV dizisi Little House on the Prairie’ye uyarlanmıştır. Şimdi, Netflix’in bu değerli romanların yeniden yorumlanmasıyla yeni bir nesil kendi versiyonuna sahip olacak.
Wilder’ın yarı otobiyografik kitaplarının yeniden uyarlanan versiyonu olan yeni Little House on the Prairie, kısmen aile draması, kısmen destansı bir hayatta kalma öyküsü ve kısmen de Amerikan Batısı’nın köken öyküsüdür. Laura Ingalls rolünde Alice Halsey’in başrolünü üstlendiği dizi, sınır bölgelerini şekillendirenlerin mücadelelerine ve zaferlerine dair çok yönlü bir bakış sunacak.

“Bu dizinin bir aileye dair bir aşk hikâyesi olduğunu söylemeyi hep severim. Onlar, yanında olmak, tanımak ve vakit geçirmek isteyeceğiniz bir aile,” diyor dizinin yürütücü ve yönetici yapımcısı Rebecca Sonnenshine. “İşte ‘Küçük Ev’in özünde yatan şey tam da bu: Birbirlerinin yanında olan, birbirlerine hikâyeler anlatan, kendileriyle ilgili hikâyeler paylaşan bir aile.”
KÜÇÜK EV’İN 1. SEZONU NE HAKKINDA?
Laura Ingalls Wilder’ın Küçük Ev serisinin 1935 yılında yayınlanan üçüncü kitabı olan Little House on the Prairie’ye dayanan 1. sezon, Ma Caroline, Pa Charles, kızları Mary ve Laura’dan oluşan Ingalls ailesinin küçük ama hızla gelişen Kansas’ın Independence kasabası dışında “yeni sonsuzluklarını” kurmalarını anlatıyor. Aile, köpekleri Jack ile birlikte, 1800’lerin bozkır hayatının çoğu zaman sert koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Ateş, kurtlar ve yangın gibi engellerle karşılaşırlar; bunlar, uzun süredir hayran olanların orijinal romanlardan hatırlayacağı engellerdir.

Sonnenshine, “Bu, insanların kim olmak istediklerini belirlemeleri ve daha iyi bir hayat arayışları hakkında” diyor. “Bunu yapmak için hiçbir zaman geç olmadığı fikrine dayanıyor. Her zaman kendinizi yeniden keşfetme ve kim olduğunuzu, sizin için neyin önemli olduğunu, nasıl bir insan olmak istediğinizi, nasıl maceralar yaşamak istediğinizi, nasıl bir hayat aramak istediğinizi yeniden keşfetme şansınız vardır.” Sonnenshine, Little House on the Prairie’nin, kaynak materyalin ilk yayınlanmasından doksan yıl sonra bile hâlâ yankı uyandıracağına inanıyor, çünkü “hepimiz en iyi hayatı arıyoruz.”

Ancak bu uyarlama, hikayeyi Ingalls ailesinin bakış açısının ötesine de taşıyor. Kendilerine “özgür” olduğu söylenen topraklarda bir hayat kurmaya çalışırken, uzun zamandır bu bozkırı yurt edinmiş Osage halkıyla karşılaşıyorlar. Bunların arasında Mitchell, eşi White Sun ve kızları Good Eagle yer alıyor.
Dizinin Osage kültür danışmanı Julie O’Keefe’ye göre, Osage Ulusundan insanlarla yapılan görüşmelerin başlarında ortaya çıkan bir mesaj vardı: “Eğer bu hikayeyi anlatacaksanız, her iki tarafı da anlatmanız gerekir.” Dizi, paralel aile hikayeleri aracılığıyla, yerleşimcilerin fırsatlara yönelik umutları ile batıya doğru genişlemenin yerli topluluklar üzerinde yarattığı yıkıcı sonuçlar arasındaki gerilimi ele alıyor.

O’Keefe, okul müfredatlarında Amerikan tarihinin giderek daha fazla çıkarılmaya veya basitleştirilmeye çalışıldığı bir dönemde, bu uyarlamanın sınır bölgelerindeki yaşamı daha kapsamlı bir şekilde yansıttığı için özellikle önemli olduğunu belirtiyor. “Bu sadece galibin bakış açısı değil; olayın bütününü yansıtıyor” diyor. “Bu benim için gerçekten çok önemli.”
Little House on the Prairie’yi uyarlama sürecinde, Sonnenshine için Osage karakterlerinin yerleşimcilerin bakış açısının ötesinde tam anlamıyla hayata geçirilmesi çok önemliydi. Wilder’ın kitaplarında Osage halkı, yapımcının “dışarıdan içeriye bakış” olarak tanımladığı bir bakış açısıyla gösteriliyor. Sonnenshine, yeni dizinin izleyicilerin bu yeni karakterleri sadece Laura’nın gözünden değil, “onları eşler, anneler, kuzenler ve kız kardeşler olarak görerek” insan olarak tanımalarını sağlamayı amaçladığını söylüyor. “Bazıları, etraflarında filizlenen bu Amerika dünyasına bir ayağıyla, kendi kültürlerine ise diğer ayağıyla bağlıydılar” diye açıklıyor. “Bunun birçok insan için çok tanıdık geldiğini düşünüyorum.”

1. Sezon, spekülatif arazi alım satımları, yerinden edilme antlaşmaları ve yaklaşan demiryolu inşaatı Osage halkının topraklarını yeniden şekillendirirken, onların almak zorunda kaldığı zorlu kararları ele alacak ve bu deneyimleri halkın gerçek günlük yaşamına yerleştirmeyi hedefliyor. Sonnenshine, “Bu sadece fikirler ve siyasi hamlelerle ilgili değil” diyor. “Özellikle Mitchell ailesi söz konusu olduğunda, dizinin temelini ailelerle ilgili gerçek duygusal hikâyeler oluşturuyor — kim oldukları, kim olmak istedikleri.”
Bu hikayeleri doğru bir şekilde anlatmak için yapım ekibi, Osage uzmanı ve Kansas Üniversitesi profesörü Robert Warrior ile işbirliği yaptı. Sonnenshine, “O, kitaplardaki bazı materyalleri gerçek tarihsel bağlamda şekillendirmemize yardımcı oldu ve biz de bunu diziye dahil ettik” diyor. “Her şey hikayeyle başladı.” Bu arada O’Keefe, kostüm, prodüksiyon ve sahne donanımı tasarım ekiplerine uzmanlığını sundu ve dizi için toplam 3.200 parçayı (bunların 1.127’si özellikle Osage tarafından yapılmış) hazırlamak üzere yaklaşık 30 yerli sanatçı ve zanaatkarı işe aldı.
“Ben tek başıma gelen biri değilim; arkamda tüm Kızılderili toprakları var. Bir şeye ihtiyacım olduğunda, insanlarıma, tüm halkıma başvururum” diyor Killers of the Flower Moon’un baş Osage kostüm danışmanı da olan O’Keefe. “Güvenilirlik, kendi halkımla başlar. O olmadan iş de olmaz.”
Dil danışmanı Vann Bighorse ve Yerli oyuncu seçimi direktörü Angelique Midthunder da Mitchell, White Sun, Good Eagle ve halklarının dünyasını çok katmanlı ve gerçekçi bir şekilde hayata geçirmek için çalıştı. Sonnenshine, “Bu kadar eğlenceli karakterlerle tüm bunları canlandırmak ilginçti” diyor. “Bu evlilik çok sevgi dolu ve kızları da Laura gibi biraz ortalığı karıştıran bir tip.”
Sonnenshine için bu uyarlamanın özü, her ne kadar bu gelecek her biri için çok farklı anlamlar ifade etse de, bu iki ailenin tarihin aynı anında bir gelecek arayışını izlemekte yatıyor. “Ingalls ailesini yansıtacak bir aileye sahip olmamız çok önemliydi” diye açıklıyor. “Onlar için en iyi geleceğin ne olduğunu ve bu geleceğin nasıl bir şey olacağını anlamaya çalışan bir aile.”
NETFLİX’İ YENİ KÜÇÜK EV UYARLAMASININ YARATICI EKİBİ KİMLERDEN OLUŞUYOR?
Rebecca Sonnenshine (The Boys, The Vampire Diaries, Archive 81), tıpkı Ingalls ailesinin maceralarına kendilerini kaptıran kendinden önceki nesillerin okuyucuları ve izleyicileri gibi, bu serinin ömür boyu hayranlarından biri.
Sonnenshine, “5 yaşındayken bu kitaplara derinden aşık oldum” diyor. “Bu kitaplar, yazar ve film yapımcısı olmam için bana ilham verdi. Bu hikayeleri yeni bir izleyici kitlesi için uyarlama fırsatı bulduğum için onur duyuyorum ve çok heyecanlıyım.”

Sonnenshine, uyarlama projesini yazar ve yürütücü yapımcı olarak yönetirken, yönetici yapımcı Joy Gorman Wettels ise bu sevilen hikayeyi yeni nesil için yeniden kurgulama fırsatı gördü. Gorman Wettels, Dünyanın her yerinde ve Hollywood’da çok sayıda Laura Ingalls Wilder hayranı var” diyor. “The Boys üzerinde çalışan ve Netflix’te Archive 81’ı yeni bitirmiş olan Sonnenshine’ın — bu türden korkusuz bir yazarın — bu kitaplara aşık olması ve onlara bir tür dizisine yaklaşır gibi yaklaşacak olması heyecan verici bir sürprizdi: bizim yaşamadığımız ama Amerikan tarihinde çok önemli bir dönemi konu alan yepyeni bir dünya inşa etmek.”
Dana Fox, Susanna Fogel ve Friendly Family Productions adına Trip Friendly, Sonnenshine ve Gorman Wettels ile birlikte yönetici yapımcı olarak görev alıyor. Friendly’nin babası Ed Friendly, 1974’ten 1984’e kadar NBC’de yayınlanan Little House televizyon filmleri ve dizisinin yapımcılığını üstlenmişti.
Friendly Family Productions’ın CEO’su Friendly, “Babamın mirasını devam ettirmek ve Wilder’ın klasik Amerikan hikayelerini, hem kitapların hem de orijinal televizyon dizisinin hayranlarını bir araya getirecek şekilde 21. yüzyıl izleyicisine uyarlamak uzun zamandır hayalimdi” diyor.

Little House on the Prairie, Virgin River, Sweet Magnolias, My Life with the Walter Boys ve Ransom Canyon gibi hayranların keyifle izleyebileceği, içten ve sıcak hikayelerden oluşan Netflix kataloğuna katılıyor.
1930’larda ilk kez yayınlandığından bu yana, Little House kitap serisi 100’den fazla ülkede 73 milyondan fazla kopya sattı ve en az 27 dile çevrildi. 1974’te ilk kez yayınlanmasının üzerinden yarım asır geçmesine rağmen, Nielsen’in raporlarına göre bu nostaljik dizi, yalnızca 2024 yılında 13,25 milyar dakika izlenme süresi elde etti.
Netflix Drama Dizileri Başkan Yardımcısı Jinny Howe, “Little House on the Prairie, dünya çapında pek çok hayranın kalbini ve hayal gücünü ele geçirdi. Bu ikonik hikayeye yeni bir bakış açısı getirerek, umut ve iyimserlik gibi kalıcı temalarını paylaşmaktan heyecan duyuyoruz,” diyor. “Rebecca’nın vizyonu, bu sevilen klasiğin hem yeni hem de eski hayranlarını memnun edecek duygusal bir derinlikle mükemmel bir denge kuruyor.”
Evet, Laura’nın hikâyesi daha yeni başlıyor. Küçük Ev dizisi, 1. sezonun yayınlanmasından önce 2. sezon için onay aldı.
Sonnenshine şöyle diyor: “İlk sezonumuzu hayata geçirmek için yüreklerini ve emeklerini ortaya koyan harika oyuncu kadromuza ve ekibimize son derece minnettarım. Little House kitaplarının bu yeni uyarlamasını dünyayla paylaşmak için sabırsızlanıyoruz ve Netflix’in bize hikayeyi devam ettirme fırsatı verdiği için çok heyecanlıyız.”
2. sezon, Laura Ingalls Wilder’ın dünyasından en ikonik karakterlerden birini de tanıtacak: Laura’nın en büyük rakibi, Willa Dunn (Only Murders in the Building, The Runarounds) tarafından canlandırılan Nellie Oleson. Kadroya ayrıca Nellie’nin enerjik ve komik annesi Margaret Oleson rolünde Charlotte Sullivan (Law & Order: Organized Crime, FBI) ve sevilen öğretmen Eva Beadle rolünde Rachelle Lefevre (Under the Dome, North by North, Liz Here Now) katılıyor. Eva, kısa sürede Mary ve Laura için yol gösterici bir figür haline geliyor.
KÜÇÜK EV’İN KADROSUNDA YER ALAN OYUNCULAR VE KARAKTERLERİ

Alice Halsey (LAURA INGALLS)
Herkes Laura’da kendinden bir parça görür. Laura Ingalls Wilder’ın Küçük Ev kitaplarının nesiller boyu sevilmesinin nedenlerinden biri de budur. Laura, maceramızın zeki, dürüst ve otoriteye karşı çıkan genç kahramanıdır. “O bana gerçekten ilham veriyor” diyor Halsey. “Kendinden çok emin. Kendine güveni tam. Ve bence bu, hikâyesinin başından sonuna kadar ona fayda sağlıyor.”
1. sezonda Laura, bir devrimci ve bir Amerikan ikonu. Çocuklukla ilgili modern fikirlerinizi unutun; 19. yüzyılda yaşayan çocuklar için riskler çok yüksek. Küçük zevkler ve ablasıyla yaşadığı önemsiz tartışmaların arasında, hayatta kalma ve cesaretle ilgili gerçek başarılar yer alıyor. Laura gözlemci, şefkatli, iradeli ve öfkeli bir karakter. Hanımefendiye yakışır davranışların sınırlarına karşı çıkıyor. Bunun yerine, çıplak ayakla koşmayı ve yüzünde güneşi hissetmeyi seviyor. Şiddetle seviyor ve köpeği Jack’e tamamen bağlı. Bazı yetişkinleri rahatsız ediyor — çok fazla zor soru, çok fazla kişilik, çok fazla enerji — ama önemli olan insanlar için o parlak bir ışık. Etrafında gördüğü her ayrıntıyı özümsüyor ve bunları bir gün dünyayla paylaşacağı hikayeler için biriktiriyor.
10 yaşındaki Halsey, dünyayı olağanüstü bir şekilde anlıyor. Sonnenshine, bunu gözlerinde ve insanlarla etkileşiminde görebileceğinizi söylüyor. “Onda bir cesaret, bir dürüstlük, performansında ve kişiliğinde ortaya çıkan ve Laura’nın kim olduğunu gerçekten yansıtan doğal bir merak var,” diyor dizi yapımcısı. Öncesinde Lessons in Chemistry, Days of Our Lives dizilerinde rol alan Halsey, rolü alma ihtimalinin “çok düşük” olduğunu düşünüyordu. Rolü aldığını bildiren telefonu aldığında ailesi ve kız kardeşi yanındaydı. “Ağladım!”

Luke Bracey (CHARLES INGALLS)
Charles Ingalls, Laura’nın sert yüz hatlı, yakışıklı ve çekici babasıdır. Kızlarının gözünde ideal baba olan “Pa”, bir çiftçi, avcı, marangoz ve sanatçıdır. O bir iyimser; her zaman bardağın dolu tarafını gören biridir. Ama aynı zamanda bir gezgindir; her zaman daha verimli topraklar arayışındadır. Şair, müzisyen ve yetenekli bir hikaye anlatıcısı olan Charles, karların içinde beş km yol kat ederek karısını kış dansına götürerek onun kalbini kazanmıştır.
Elvis, Hacksaw Ridge ve Little Fires Everywhere gibi işlerde karşımıza çıkan Bracey, seçmelere katıldığında Little House dünyasına yeni girmişti. Avustralyalı aktörün, tıpkı Charles gibi herkesi rahatlatma yeteneği Sonnenshine’ı etkiledi. Bracey senaryoları ilk okuduğunda, Pa’nın nezaketi ve ailesi için iyi bir hayat kurma kararlılığı onu cezbetti. “Bunun öte yandan” diyor Bracey, “birinin güçlü yanları genellikle zayıf yanları da olabilir, bu yüzden bazen hayata pembe gözlüklerle bakabilir ve belli bir saflığa sahip olabilir.” Bracey, Fitzgerald’ın yanında kendi deyimiyle “pahalı kostüm giyme” oyununu oynamaktan da büyük heyecan duyuyor. “Evlilik de aslında budur” diyor. “Orada bir dostluk, güven ve birbirinizin yanında olacağınızı bilme duygusu vardır.”
Charles’ı canlandırmak Bracey’e önemli bir ders verdi: Muhtemelen o da tek başına bozkırda pek iyi idare edemezdi. “Kimsenin tek başına hayatta kalabileceğini sanmıyorum,” diyor. “Bu dizide öğrendiğimiz şey de bu: Birçok, birçok insan gerekir.”

Crosby Fitzgerald (CAROLINE INGALLS)
Caroline, Laura’nın sakin, sabırlı ve pratik annesidir; ama içinde çelik gibi bir irade barındırır. “Ma”, Charles’la çıkar evliliği yapmamıştı, birbirlerine derinden aşık olmuşlardı. Bu muhteşem bir aşktı ve hala da öyle. Caroline’ın neşeli, romantik bir yanı vardır, ama sonuçta bu aileyi ayakta tutan kişidir. “Kadınlar, Amerikan Batısı’nın belkemiğiydi” diyor Sonnenshine. “Aslında etrafta silahla dolaşan erkekler değildi; kocalarını destekleyen ve aileleri kuran kadınlardı. Her şeyin yerleşmesinin sebebi ailelerdi.”
Caroline ve Charles, 19. yüzyılda nadir görülen eşitlikçi bir evliliğe sahiptir. Caroline’ın Charles’a olan güveni bazen sınansa da, aşklarının gücü devam eder. Caroline bir aile kurmak için öğretmenlik kariyerinden vazgeçmiştir, ancak bağımsızlığa olan özlemi hiç kaybolmamıştır. Fitzgerald, Caroline’ın geleneklerin ötesine geçip kendisinin yeni yönlerini keşfetmeyi içten içe arzuladığına inanıyor. “Charles’ı bu kadar çok sevmesinin nedeni bu, çünkü o bir nevi ‘Hadi şuraya gidelim’ diyebilecek cesur bir gezgin” diyor Fitzgerald. “Sonuçta, onun yapmak istediği şey bir maceraya atılmak.”
Öncesinde Crime 101 ve Palm Royale gibi işlerde rol alan Fitzgerald, Caroline rolünü oynamayı birkaç nedenden dolayı “biraz göz korkutucu” buldu. “Bu şimdiye kadarki en büyük rolüm” diye açıklıyor. “Ayrıca, daha önce hiç aşk ilişkisi yaşamadım.” Ancak Bracey, Fitzgerald’ın sette kendini evinde hissetmesini hızla sağladı. “Hemen çok sıcakkanlı davrandı ve bana güvenli bir ortam sağladı” diyor. Fitzgerald, en azından güneş kremi olmadan, kendisinin de bozkırda çok uzun süre dayanabileceğini sanmıyor. “Bunun pek mümkün olacağını sanmıyorum!”

Skywalker Hughes (MARY INGALLS)
Mary, Laura’nın ablası ve tam zıttıdır. Sessiz ve çalışkan olan Mary, kurallara uyan ve her zaman “iyi kız” olmaya çalışan biridir. O, itaatkar, hanımefendi gibi ve daha güzel olan kişi olmak ister. Diğer ebeveynler Mary’yi sever. Kız kardeşinin aksine, doğada kendini rahat hissetmez: Güneş çok sıcak, kar ise çok soğuktur. Güzel kurdeleleri, şiir okumayı ve uzun öğleden sonraları dikiş dikmeyi sever. Başka bir deyişle, Laura ve Mary su ile yağ gibidir. En iyi arkadaşlar ve ölümcül düşmanlar olan ikili, birbirlerini derinden sever ve şiddetle tartışırlar. Ama sonunda, her zaman birbirlerinin arkasını kollarlar; bu vahşi yeni ortamda birbirlerini korumaktan başka seçenekleri yoktur.
“Sadece azarlayan bir Mary değil, şefkatli bir Mary istedik” diyor Sonnenshine. Gerçek hayatta da abla olan Hughes, aynı şefkatli ruhu sete taşıdı. Çekimler arasında, Fitzgerald’a tığ işi ve örgü örmeyi bile öğretti.
Öncesinde I, Object ve Joe Pickett gibi işlerde rol alan Hughes, Mary’nin abla olmaktan gurur duyduğunu düşünüyor. “Bu yüzden bu konuda başarısız olduğunda, biraz suçluluk duyuyor,” diyor. Hughes ve Halsey’nin kimya okuma seansı sırasında, müstakbel kız kardeşler “Row, Row, Row Your Boat” şarkısını söylediler. Little House kitapları, Hughes’un hatırlayabildiği kadarıyla hayatının bir parçası olmuştur. “Küçücükten beri bu kitaplar yatağımın başucunda dururdu ve annemden bana her zaman onları okumasını isterdim!”

Good Boy (JACK THE DOG)
Jack, Ingalls ailesinin bozkırı aşarken at arabasını takip eden, dağınık görünümlü ama sadık köpeğidir. Laura’nın vazgeçilmez arkadaşı olur ve ailenin en zor anlarına ve en mutlu maceralarına tanıklık eder.

Warren Christie (JOHN EDWARDS)
John Edwards, Tennessee’li bir İç Savaş gazisidir. O, ilçedeki tüm bekar kadınların (ve belki de evli olanların da) dikkatini çeken, girişken ve gizemli bir adamdır.
Sonnenshine, Edwards karakteriyle çok şey kaybetmiş ve hayatında bir anlam bulmaya çalışan birini canlandırmak istedi. Ingalls ailesiyle tanıştığında karanlık bir dönemden geçmektedir. “Hayatta kalmaya çalışıyor, başarılı olamıyor,” diyor yazar. Ancak Laura, Mary, Charles ve sonunda Caroline ile kurduğu bağlar “ona devam etmek için bir neden veriyor.”
Öncesinde The Watchful Eye ve A Royal Montana Christmas gibi işlerde rol alan Christie, Edwards’ın başından ne geçerse geçsin, iyi kalbini asla kaybetmemesini takdir ediyor. “Çok fazla travma yaşamış bir adamdan bahsediyorsunuz” diyor. “En azından dünyada bir parça umut arıyor.”

Jocko Sims (DR. GEORGE TANN)
Dr. Tann, cömert ve iyi kalpli bir adamdır; hastalarına karşı sergilediği çekici tavırları sayesinde toplum içinde bir köprü görevi görmektedir. Dr. Tann sadece kitaplardaki bir karakter değil, aynı zamanda gerçek bir kişiydi. Sims (New Amsterdam, Grosse Pointe Garden Society), rol için seçildikten sonra, gerçek Dr. Tann’in Independence’da yaşadığını ve Ingalls ailesi sıtmaya yakalandığında onları kurtardığını öğrendi. Aktör, “İnternette mezar taşını buldum ve Ingalls ailesinin hayatını kurtardığı için ona şükran duyuluyor” diyor. “Dr. Tann olmasaydı, Küçük Ev dizisi de olmazdı.”
Rolüne hazırlanmak için Sims, Frederick Douglass’ın otobiyografisini okudu. Sims, “Frederick Douglass’ın o dönemde yaşadığını ve gerçek Dr. Tann’in de onu okumuş olabileceğini biliyorum” diyor. Dr. Tann, İç Savaş sırasında doktor olarak görev yaptığı için Sims, onu şekillendiren deneyimleri, sayfada yazanların ötesinde anlamak istedi. “Karakter tanımında yazanların ötesinde, onun ne düşündüğünü ve gerçekte ne tür deneyimler yaşadığını anlamak istedim: karakter tanımında onun çok karizmatik olduğu ve çok gülümsediği yazıyordu.”
Doktor, 1. sezonda her göründüğünde kasıtlı olarak takım elbise giyiyor. Kostüm tasarımcısı Mitchell Travers, kıyafetinin “eğitim, istikrar ve banka hesabı” mesajını vermesini istedi.

Barrett Doss (EMILY HENDERSON)
Station 19 dizisinin hatırlayacağımız Barrett Doss’ın canlandırdığı Emily Henderson, hem insanlarla hem de rakamlarla arası iyi olan çekici bir kadındır; bu özelliği, bakkalı işletmesine yardımcı olmaktadır. Emily, kasabaya gelen yetim çocuk Caleb’ı şefkatle evine alır.
Caroline, ailesinin dükkanını tek başına işleten Emily’den çok şey öğrenir. Fitzgerald, “O, tek başına geçimini sağlayan ve bir çocuğu yetiştiren, Caroline’ın memleketinde gördüklerinden çok farklı bir hayat süren bağımsız bir kadın,” diyor.

Meegwun Fairbrother (WILLIAM MITCHELL)
Mitchell, ailesiyle birlikte Kansas’ta yaşayan, yufka yürekli, melez Osage kökenli bir adamdır. Hayatını bozkırda kurmuştur; burada başarılı bir çiftçi olmuş ve ilçedeki en etkileyici çiftlik evini inşa etmiştir. Fairbrother (Avatar: The Last Airbender, Outlander, SkyMed), “O, bir bekçi gibi toprağın ve halkının güvenliğine ve korunmasına büyük önem veriyor” diyor.
Orijinal kitapta Osage halkı, Sonnenshine’in “dışarıdan bakış” olarak tanımladığı bir perspektifle tasvir edildiği için, yaratıcı ekip “onların kim olduklarına ve neler yaşadıklarına dair bize fikir verecek, ama sadece fikir olarak değil, insanlar olarak” bir hikaye oluşturdu. Sonnenshine, Mitchell ailesiyle ilgili olarak, “Ingalls ailesini yansıtan bir aile istedim; evli bir çift, bir kız çocuğu ve gerçekten harika bir romantik ilişki, ama aynı zamanda Caroline ve Charles gibi anlaşmazlıkları da olan bir aile” dedi. Bracey, Charles ve Mitchell’ın “bilinçaltında birbirlerinde birbirlerini gördüklerini” düşünüyor.
Osage akademisyeni ve danışmanı Robert Warrior, dizideki Osage ailesinin bir beyaz ebeveyn ve bir Yerli ebeveynden oluşması gibi “kolay bir klişeye” başından beri karşı çıktı. “Bu, çok sık kullanılan bir anlatı kısayolu,” diyor. Ojibwe ve Cree dil sistemleriyle büyüyen Fairbrother, genellikle tarihi rollerde yer almadığını belirtiyor. “Bu türde yazılmış çok fazla melez yerli rolü yok” diyor. “Bu yüzden ilk seçmelerde bunu gördüğümde, hayrete düştüm.”
Fairbrother, bir şefin oğlu olan Osage yerlisinin fotoğrafından ilham alarak Mitchell’ın görünüşünün şekillenmesine de katkıda bulundu. “Saçları geriye taranarak küçük bir mohawk şekline getirilmişti, ama arkada dikenler vardı” diyor. Bu görüntü, yaratıcı ekibi hemen ikna etti: “Hemen ‘İşte bu!’ dedik.”

Alyssa Wapanatâhk (WHITE SUN)
White Sun, kendine özgü fikirleri olan, güzel ve keskin bir mizah anlayışına sahip bir karakterdir. Bazen dünyaya, kocası Mitchell’dan daha alaycı bir bakış açısıyla bakar. Cree kökenli Wapanatâhk (Peter Pan and Wendy, Riverdale), White Sun karakterinin tanıtımını ilk gördüğünde, Osage karakterlerinin gerçekçi betimlemelerine ve Mitchell ailesinin tanıtımına hemen ilgi duymuş. “Osage ailesinin orijinal dizide yer almadığını biliyordum ve ‘Aman Tanrım, bir tür hareket ve değişim yaratacağız’ diye düşündüm,” diyor.
Wapanatâhk, Mitchell ve White Sun’ın ilişkisinin merkezinde yer alan “yerli sevgisi”nden özellikle etkilendi. “Birbirlerine nasıl değer verdiklerini ve saygı duyduklarını, bunu ekranda yeterince görmüyoruz” diyor.
White Sun’ın kıyafetleri, geleneksel Osage eteği, şalı ve kurdeleleri, hepsi el yapımıydı. Sette, Osage kültür danışmanı Julie O’Keefe, Wapanatâhk’ı “Osage kadınlarının çocuklarını giydirdiği şekilde” giydiriyordu. “Çekimlerin sonuna kadar, beni doğru ve otantik bir şekilde sarmaladığından emin olmak için karavanıma gelirdi” diyor. “O ‘teyze’ enerjisini hissetmek çok sevgi dolu bir deneyim.”

Wren Zhawenim Gotts (GOOD EAGLE)
Öncesinde Echo dizisinde rol ana Goots tarafından canlandırılan Good Eagle, Mitchell ve White Sun’ın kızıdır. Son derece yaratıcı bir hayal gücüne sahiptir ve ailesi içinde hikâye anlatıcısı olarak bilinir.
Sonnenshine ve senaristler bu karakteri özellikle dizi için yarattılar. Laura gibi Good Eagle de alışılmışın dışında, biraz erkek fatma bir karakterdir ve bazen aile hayatının beklentilerine tam olarak uymakta zorlanır. “Olan biteni gerçekçi bir bakış açısıyla ele almak istedik. Hikayenin temel unsurlarını korurken, derin bir insancıllık ve duygusallık katmak istedik.” Halsey, farklı geçmişlerine rağmen Laura ve Good Eagle’ın pek çok ortak yönü olduğu konusunda hemfikir. “İkisi de doğayı ve fiziksel aktiviteleri seviyor, el işleri yapmaktan hoşlanıyor” diyor. “Good Eagle, Laura’ya okumayı da dahil olmak üzere pek çok şey öğretti. İkisi de birbirlerini takdir ediyor.”
Travers, Good Eagle’ın kostümlerinin, geleneksel Osage kültürü ile Ingalls kızlarıyla olan dostluğunun etkileri arasında nasıl bir ikilem içinde olduğunu yansıttığını söylüyor. Kostüm tasarımcısı, “Onu geleneksel kıyafetler içinde göstermek istedik, ama aynı zamanda modern bir dostluk bileziği gibi arkadaşlarından aldığı şeyleri de benimsediğini göstermek istedik” diyor.
Dizinin kadrosunda yer alan diğer oyuncular ve karakterleri:
78. Primetime Emmy Ödülleri’nin adayları bugün belli oldu. Adaylıkları Liza Colón-Zayas (The Bear) ve Jeff Hiller (Somebody Somewhere) birlikte duyurdu.
Bu yılki Primetime Emmy töreni 14 Eylül’ü 15 Eylül’e bağlayan gece yapılacak. Töreni NBC yayınlayacak, sunuculuğu ise Mariska Hargitay (Law and Order: SVU) üstlenecek.
EN İYİ DRAMA
“The Diplomat”
“The Gilded Age”
“A Knight of the Seven Kingdoms”
“Paradise”
“The Pitt”
“Pluribus”
“Slow Horses”
“Your Friends and Neighbors”
EN İYİ KADIN OYUNCU (DRAMA)
Carrie Coon, “The Gilded Age”
Chase Infiniti, “The Testaments”
Keri Russell, “The Diplomat”
Rhea Seehorn, “Pluribus”
Zendaya, “Euphoria”
EN İYİ ERKEK OYUNCU (DRAMA)
Sterling K. Brown, “Paradise”
Gary Oldman, “Slow Horses”
Mark Ruffalo, “Task”
Rufus Sewell, “The Diplomat”
Noah Wyle, “The Pitt”
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU (DRAMA)
Taylor Dearden, “The Pitt”
Fiona Dourif, “The Pitt”
Allison Janney, “The Diplomat”
Katherine LaNasa, “The Pitt”
Sepideh Moafi, “The Pitt”
Julianne Nicholson, “Paradise”
Karolina Wydra, “Pluribus”
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU (DRAMA)
Patrick Ball, “The Pitt”
Billy Crudup, “The Morning Show”
Shawn Hatosy, “The Pitt”
Gerran Howell, “The Pitt”
Jack Lowden, “Slow Horses”
Tom Pelphrey, “Task”
Carlos-Manuel Vesga, “Pluribus”
EN İYİ KONUK KADIN OYUNCU (DRAMA)
Brittany Allen, “The Pitt”
Tal Anderson, “The Pitt”
Tina Ivlev, “The Pitt”
Miriam Shor, “Pluribus”
Merritt Weaver, “The Gilded Age”
Shailene Woodley, “Paradise”
EN İYİ KONUK ERKEK OYUNCU (DRAMA)
Colman Domingo, “Euphoria”
Ernest Harden Jr., “The Pitt”
Jeff Hiller, “Pluribus”
Jeff Kober, “The Pitt”
Jonathan Pryce, “Slow Horses”
Bradley Whitford, “The Diplomat”
EN İYİ KOMEDİ
“Abbott Elementary”
“The Bear”
“Hacks”
“Margo’s Got Money Troubles”
“Nobody Wants This”
“Only Murders in the Building”
“Shrinking”
“Widow’s Bay”
EN İYİ KADIN OYUNCU (KOMEDİ)
Quinta Brunson, “Abbott Elementary”
Ayo Edebiri, “The Bear”
Elle Fanning, “Margo’s Got Money Troubles”
Lisa Kudrow, “The Comeback”
Jean Smart, “Hacks”
EN İYİ ERKEK OYUNCU (KOMEDİ)
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU (KOMEDİ)
Dale Dickey, “Widow’s Bay”
Hannah Einbinder, “The Diplomat”
Janelle James, “Abbott Elementary”
Kate O’Flynn, “Widow’s Bay”
Michelle Pfeiffer, “Margo’s Got Money Troubles”
Megan Stalter, “The Diplomat”
Jessica Williams, “Shrinking”
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU (KOMEDİ)
Colman Domingo, “The Four Seasons”
Paul W. Downs, “Hacks”
Harrison Ford, “Shrinking”
Nick Offerman, “Margo’s Got Money Troubles”
Stephen Root, “Widow’s Bay”
Michael Urie, “Shrinking”
Tyler James Williams, “Abbott Elementary”
EN İYİ KONUK KADIN OYUNCU (KOMEDİ)
Leslie Bibb, “Hacks”
Jamie Lee Curtis, “The Bear”
Betty Gilpin, “Widow’s Bay”
Cherry Jones, “Hacks”
Laurie Metcalf, “Hacks”
Kaitlin Olson, “Hacks”
Lauren Weedman, “Hacks”
EN İYİ KONUK ERKEK OYUNCU (KOMEDİ)
Michael J. Fox, “Shrinking”
Brett Goldstein, “Shrinking”
Hamish Linklater, “Widow’s Bay”
Christopher McDonald, “Hacks”
Rob Reiner, “The Bear”
Connor Storrie, “Saturday Night Live”
EN İYİ MİNİ DİZİ
“All Her Fault”
“The Beast in Me”
“Beef”
“DTF St. Louis”
“Love Story: John F. Kennedy Jr. and Carolyn Bessette”
EN İYİ TV FİLMİ
“Heads of State”
“Miss You, Love You”
“People We Meet on Vacation”
“Remarkably Bright Creatures”
“Tom Clancy’s Jack Ryan: Ghost War”
EN İYİ KADIN OYUNCU (MİNİ DİZİ / TV FİLMİ)
Claire Danes, “The Beast in Me”
Sally Field, “Remarkably Bright Creatures”
Carey Mulligan, “Beef”
Sarah Pidgeon, “Love Story: John F. Kennedy Jr. and Carolyn Bessette”
Sarah Snook, “All Her Fault”
EN İYİ ERKEK OYUNCU (MİNİ DİZİ / TV FİLMİ)
Riz Ahmed, “Bait”
Jason Bateman, “Black Rabbit”
Charlie Hunnam, “Monster: The Ed Gein Story”
Oscar Isaac, “Beef”
Matthew Rhys, “The Beast in Me”
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU (MİNİ DİZİ / TV FİLMİ)
Linda Cardellini, “DTF St. Louis”
Dakota Fanning, “All Her Fault”
Laurie Metcalf, “Monster: The Ed Gein Story”
Joy Sunday, “DTF St. Louis”
Youn Yuh-jung, “Beef”
Constance Zimmer, “Love Story: John F. Kennedy Jr. and Carolyn Bissette”
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU (MİNİ DİZİ / TV FİLMİ)
Jason Bateman, “DTF St. Louis”
Richard Gadd, “Half Man”
David Harbour, “DTF St. Louis”
Richard Jenkins, “DTF St. Louis”
Charles Melton, “Beef”
Nick Offerman, “Death By Lightning”
EN İYİ ANİMASYON
“Bob’s Burgers”, Grand Pre Pre Pre Opening
“Rick and Morty”, There’s Something About Morty
“The Simpsons”, Homer? A Cracker Bro?
“Smiling Friends”, Le Voyage Incroyable de Monsieur Grenouille
“South Park”, Sermon on the ‘Mount
“Star Wars: Visions”, “Black
EN İYİ SESLENDİRME PERFORMANSI
Pamela Adlon, “King of the Hill”
Julie Andrews, “Bridgerton”
Hank Azaria, “The Simpsons”
Trey Parker, “South Park”
Matt Vogel, “The Muppet Show”
Steven Yeun, “Invincible”
EN İYİ REALITY/YARIŞMA PROGRAMI
EN İYİ REALITY ŞOV SUNUCUSU
RuPaul Charles, “RuPaul’s Drag Race”
Alan Cumming, “The Traitors”
Kristen Kish, “Top Chef”
Ariana Madix, “Love Island USA”
Jeff Probst, “Survivor”
EN İYİ OYUN ŞOVU
“Celebrity Family Feud”
“Jeopardy!”
“The Price Is Right”
“Wheel of Fortune”
“Who Wants to Be a Millionaire”
EN İYİ OYUN ŞOVU SUNUCUSU
Steve Harvey, “Celebrity Family Feud”
Ken Jennings, “Jeopardy!”
Colin Jost, “Pop Culture Jeopardy”
Jimmy Kimmel, “Who Wants to Be a Millionaire”
Martin Short, “Match Game”
EN İYİ VARIETY ŞOV
“The Daily Show”
“Jimmy Kimmel Live!”
“Last Week Tonight With John Oliver”
“The Late Show With Stephen Colbert”
“Saturday Night Live”
EN İYİ VARİETY ŞOV (ÖNCEDEN ÇEKİLMİŞ)
“Dave Chappelle: The Unstoppable…”
“The Muppet Show”
“Nikki Glaser: Good Girl”
“Taylor Swift: The Eras Tour: The Final Show”
“Wicked: One Wonderful Night”
EN İYİ VARIERY SPECIAL (CANLI)
“The Apple Music Super Bowl LX Halftime Show Starring Bad Bunny”
“83rd Annual Golden Globes”
“68th Annual Grammy Awards”
“The Oscars”
“78th Annual Tony Awards”
EN İYİ SENARYOSUZ (UNSTRUCTURED) REALITY PROGRAM
“America’s Sweethearts: Dallas Cowboys Cheerleaders”
“Love On The Spectrum”
“RuPaul’s Drag Race: Untucked”
“Summer House”
“Welcome To Wrexham”
EN İYİ SENARYOLU (STRUCTURED) REALITY PROGRAM
“Antiques Roadshow”
“Diners, Drive-ins And Dives”
“Love Is Blind”
“Queer Eye”
“Shark Tank”
Netflix, geçtiğimiz Mart ayında ünlü Norveçli yazar Jo Nesbø’nun ikonik roman karakter serisi Harry Hole kitaplarının uyarlamasını izlerle buluşturdu.
İlk sezon “Şeytan Yıldızı” isimli, Harry Hole serisinin beşinci kitabından uyarlandı. Dizinin ilk sezonu 10 bölümden oluşmakta olup bölüm süreleri 45-60 dakika aralığında değişmekte. Jo Nesbø’nun Harry Hole serisi 13 kitaptan oluşmakta olup son kitabı 2023 yılında yayınlandı. Dizinin devamı ile ilgili resmi bir haber olmasa da geleceğini düşünüyorum.
Dizinin mutfağında yazar Jo Nesbø’nun dışında Tim Bevan, Eric Fellner gibi isimler bulunmakta.

Harry Hole (Tobias Santelmann), alkolün dibine vuran, kendi kurallarına göre aykırı yöntemler kullanmaktan çekinmeyen bir polis memurudur. Oslo’daki kurallar gereği polislerin silah taşıması yasaktır ancak Harry için kurallar genel geçer şeylerdir, o elindeki vakaları çözmeye odaklanır.
Genç bir kadın Oslo’daki dairesinde öldürülür. Sol elinden bir parmağı kesilmiş, göz kapaklarından birisinin altında ise beş köşeli yıldız şeklinde küçük kırmızı bir elmas bulunur yani bir nevi şeytan yıldızı. Harry bu soruşturmada pek de yıldızının barışmadığı Tom Waaler (Joel Kinnaman) ile birlikte görevlendirilir. Harry’nin yöntemleri ve şüpheleri onu katil için tanıdık bir isme yönlendirir. Cinayetin çözümü ve ispatlanması hiç de kolay olmayacaktır fakat katil öldürmeye devam etmektedir.

Diziyi uzun zaman önce bitirdim. Jo Nesbø çok sevdiğim bir yazardır ve “Hamamböcekleri” ile “Nemesis” kitaplarından seriye aşinaydım. Hatta Nemesis efsane bir polisiye hikayesidir, umarım devamında onu getirirler. İskandinav polisiyelerini de severim; Jo Nesbø, Netflix ve İskandinav polisiye üçlüsünden gayet güzel bir yemek çıkmış. Bu yılın eli yüzü düzgün yeni dizileri arasında gösteririm diziyi, devamı gelir diye de düşünüyorum.
İzlemek isteyenlere iyi seyirler dilerim.
]]>
2024 yılında Netflix‘te yayınlanan ve kısa sürede dünya çapında büyük yankı uyandırarak yılın en çok konuşulan yapımlarından biri hâline gelen Baby Reindeer dizisinin yaratıcısı ve başrol oyuncusu olan Emmy ödüllü Richard Gadd, yeni projesi Half Man ile televizyon ekranlarına geri döndü. İlk bölümü 23 Nisan’da HBO Max‘te, bir gün sonra ise BBC ekranlarında yayınlanan dizi, şimdiden 2026 yılına damga vurdu. Dizi toplamda altı bölümden oluşuyor ve şu an için tek sezonluk bir mini dizi olarak planlanmış durumda.
Yapımın kamera arkasında da dikkat çekici bir ekip bulunuyor. Dizinin yönetici yapımcılığını Richard Gadd, Tally Garner, Morven Reid, Gaynor Holmes ve Gavin Smith üstlenirken yönetmen koltuğunda ise Alexandra Brodski ile Eshref Reybrouck oturuyor.

Konusu:
Dizi, merkezine Ruben ve Niall arasındaki yaklaşık 40 yıla yayılan, tanımlaması güç bir ilişkiyi yerleştiriyor. Annelerinin sevgili olması sebebiyle aynı çatı altında büyüyen bu gece ile gündüz gibi farklı olan iki karakter, zaman içerisinde birbirlerinin hayatlarında vazgeçilmez bir yere sahip oluyorlar. Ancak onları birbirine bağlayan şey sadece geçmişleri değil, zaman içerisinde büyüyen kırgınlıklar, bastırılmış duygular ve kopması neredeyse imkansız hale gelen bağları oluyor.
Dizi doğrusal bir anlatım tercih etmiyor. Bunun yerine farklı zaman dilimleri arasında gidip gelerek karakterlerin günümüzde neden bu halde olduklarını anlamlandırarak işliyor. Bu zaman değişimleri ile birlikte sadece olayların nasıl geliştiğini değil, aynı zamanda karakter gelişimlerini de gözlemliyoruz.
Yüzeysel olarak baktığımızda Richard Gadd dizide iki karakterin yıllar içerisinde değişen ilişkisini anlatıyor gibi görünse de diziyi derinlemesine inceleyince insan doğasının çeşitli karanlık sorularını sorduğu bir yapım olduğu görülüyor. Erkeklik algısı, aile içi dinamikler, bastırılan duygular ve geçmişin bugünü belirleyen etkileri hikayenin temel yapı taşını oluşturuyor. Psikolojik drama ağırlıklı yapısıyla, olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına ve aralarındaki duygusal çatışmalara odaklanıyor.

Karakterler:


Dizide ayrıca Niall’ın annesi Lori rolünde Neve McIntosh, Ruben’in annesi Maura rolünde Marianne McIvor, yetişkin Joanna rolünde Kate Robson-Stuart, genç Joanna rolünde Julie Cullen, yetişkin Alby rolünde Charlie de Melo ve genç Alby rolünde Bilal Hasna karşımıza çıkıyor.
Tüm kadroya buradan ulaşabilirsiniz.

Tırıvırı (Trivia) Bilgiler:

Son Söz:
Dizi çıktığında izleyecektim aslında güncel olarak. Ama hayatımda olan bazı şeylerden ötürü uzun bir süre elim hiçbir şeye gitmedi. Sadece kafamı dağıtacak çerezlik şeyler izledim ya da oynadım. Kendimi kafa olarak toparladıktan sonra da tam anlamıyla dizilere geri döndüm ve ilk durağım Half Man oldu.
Açıkçası uzun zamandır beni içerisine bu denli çeken bir dizi izlememiştim. 6 bölümü peş peşe ve ara vermeden tek oturuşta izledim. Şu anda çoğu yapımın gereğinden fazla sakız gibi sündürülerek uzatıldığını düşünürsek Half Man anlatması gerekeni 6 bölümde anlatıp boş yan hikayelere sapmıyor.
Dizideki oyunculuk performanslarını oldukça beğendiğimi söylemem lazım. Richard Gadd ve Jamie Bell başta olmak üzere yan karakterler de oldukça iyi performans sergilediler. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar ve duygusal yükü sanki kendileri yaşıyormuşçasına yansıtarak bunu izleyenlere geçirdiler. Özellikle Richard Gadd’ın hem dizinin başrolü hem de yaratıcısı olarak ortaya koyduğu performans, oyuncunun hikayeye olan hakimiyetini ve karakterini ne kadar iyi tanıdığını gösteriyor.
Dizinin en güçlü yanı ise kesinlikle senaryosuydu. Gadd, karakterleri tek bir yönüyle tanımlamayıp geçmişlerini, zaaflarını ve kararlarını ilmek ilmek işleyerek gerçekçi bir anlatım sunmuş. Bu anlatım tarzıyla yalnızca yaşanan olayları merak ederek değil, aynı zamanda karakterlerin psikolojisini çözmeye çalışırken buluyoruz kendimizi. Geçmiş ve günümüz arasında gidip gelerek yapılan anlatım ise her bölümde hikayenin yeni bir noktasını açığa çıkararak yavaş yavaş finale doğru ilerliyor.
Güçlü oyunculukları, karakter odaklı harika senaryosu ve izleyenleri bir sonraki bölümü merak etmeye iten akıcı anlatımıyla Half Man, benim açımdan bu senenin en iyi işlerinden biri oldu kesinlikle. Sene sonu Yılın Dizileri Oylaması’nda ilk üç sırada yer alacağı kesin gibi gözüküyor. Richard Gadd, Baby Reindeer sonrasında artan beklentimi rahatlıkla karşıladı. İki dizisiyle de beğenimi kazandı. Gelecekte yaratacağı yeni hikayeleri büyük bir merakla bekleyeceğim.
Psikolojik derinliği, güçlü karakter yazımı ve etkileyici oyunculuklarıyla Half Man, 2026’nın en dikkat çekici yapımlarından biri olmayı fazlasıyla hak ediyor. Kısa sürede bitirilebilecek ama etkisi uzun süre akılda kalacak bir drama arayanlar için kesinlikle tavsiye edebileceğim dizilerden biri.
Fragman:
]]>
Temmuz ekranı sizlerle…

2 Temmuz – Human Vapor (NETFLIX) (Fragman)

9 Temmuz – The Five Star Weekend (PEACOCK) (Fragman)

15 Temmuz – Ride or Die (PRIME) (Fragman)

17 Temmuz – The F Ward (STAN) (Fragman)

17 Temmuz – The Westies (MGM+) (Fragman)

19 Temmuz – Treasure & Dirt (ABC) (Fragman)

23 Temmuz – Stuart Fails To Save The Universe (HBO MAX) (Fragman)

26 Temmuz – President Curtis (HBO MAX) (Fragman)
Naked, 2025 yılı sonbaharında WDR ve ARD’de yayınlanmış olan Almanya yapımı bir mini dizi. Psikolojik drama, erotik drama ve romantizm gibi ögeler içeren dizi, 6 bölümden oluşmakta. Bölüm süreleri 44-56 dakika aralığında değişmekte.

Dizinin senaryosunu Silke Eggert ve Sebastian Ladwig kaleme almış. Yönetmenliğini Bettina Oberli üstlenmiş. Yapımcı kadrosunda ise Juliane Thevissen, Sebastian Schelenz, Geronimo Beckers ve Julia Röskau gibi isimler bulunmakta.

Marie ve Luis isimli, tutkulu bir çifti merkezine alıyor dizimiz. Luis, bir reklam firmasında çalışmakta. Marie ise bir ressam ama bu işi profesyonel olarak yapmıyor. Geçimini idame ettirmek için ise bir lisede öğretmenlik yapmakta. Marie, boşanmış bir kadın. Küçük bir oğlu var.

Hikayemiz Köln şehrinde geçmekte. Marie ve Luis, bir gece kulübündeki bir kostümlü partide tanışıyorlar. Luis vampir, Marie ise Meryem Ana kılığında partiye gelmiştir. Yoğun ve tutkulu bir karşılaşma olur ve geceyi birlikte geçirirler. Seks, Marie’de etkileyici bir tat bırakır ve sonrasında da Luis’e doğru çekilmeye devam eder. Luis de ondan etkilenmiştir ve birlikte bir ilişkiye doğru yelken açarlar. Luis’in bazı davranışları Marie’nin bakış açısından çeşitli şekillerde garip ve rahatsız edicidir ama bu durum Marie’nin ona aşık olmaya başlamasına engel değildir.
Luis ile ilgili bahsetmek gereken çok önemli bir şey daha var ki o da bir seks bağımlısı oluşu. Bakalım bu çifti bu ilişki sürecinde ne gibi şeyler beklemekte?

Marie rolünde Crooks, Spy/Master, Deutschland89, Zeit der Geheimnisse, The Empress ve Zarah: Wilde Jahre gibi dizilerde boy göstermiş olan Svenja Jung‘u izliyoruz. Luis rolüne ise Dangerous Truth ve Bad Banks gibi dizilerden anımsanabilecek Noah Saavedra hayat vermekte.

Kadroda ayrıca Malaya Stern Takeda (Love Addicts, Parallel Me), Hanna Hilsdorf (A Thin Line, The Empress), Jonathan Berlin, Martin Vischer, Thore Anker, Juliane Köhler ve Aurel Mertz gibi isimler mevcut.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim ve yeterli buldum. Söz konusu çift, yeterince ilgi çekici durumda. 6.2’lik düşük IMDB puanına rağmen şans verilebilir bir dizi gibi durmakta.



Hellfjord, Norveç kanalı NRK’da 2012 yılı sonbaharında yayınlanmış olan bir komedi dizisi. Tek sezon ve 7 bölümden oluşmakta. Bölüm süreleri ise 25-30 dakika uzunluğunda.
Dizinin senaryosunu Stig Frode Henriksen, Zahid Ali ve Tommy Wirkola birlikte kaleme almışlar. Patrik Syversen ise yönetmenliğini üstlenmiş.

Salmander isimli Pakistan göçmeni bir adam var hikayemizin merkezinde. Başkent Oslo’da polislik yapmakta. Ülkenin bir bayram/kutlama gününde meydanda atlı polis olarak görev yapmaktayken ona zimmetli olan polis atı rahatsızlanıp yere yığılıyor. Salmander de atı acı çekmesin diyerekten gaddarca öldürüyor oracıkta. Ve tüm gazetelere manşet oluyor.
Bunun sonucunda Emniyet Müdürlüğü onu doğal olarak işten atmak istiyor ama göçmen yasası gereğince 3 ay önceden bildirmeksizin bu işten çıkarma eyleminde bulunamıyorlar. Bu mecburi 3 ayını geçirmesi için de onu Hellfjord’a sürmekte buluyorlar çareyi. Norveç’in kuzey batısında fiyortlarla bezeli bir ada Hellfjord. Oldukça küçük bir yerleşim yeri. Deniz, göl, yeşillik falan görsel açıdan güzel bir yer aslında ama insan popülasyonu için aynı şeyi söylemek mümkün değil pek. Nüfusu oldukça yaşlı, suratsız ve bir o kadar da garip insanlardan oluşmakta. Bakalım bizim Salmander’i şeriflik yapacağı bu garip yerleşim yerinde ne gibi sürprizler beklemekte?

*Salmander karakterinde dizinin aynı zamanda senarist ekibinde saydığımız Zahid Ali‘yi izliyoruz.
*Salmander ile birlikte karakolda görev yapan, sınırları olmayan, ucube bir yaşlı adam olan Kobba rolüne yine dizinin senarist ekibinde saydığımız Stig Frode Henriksen hayat vermekte.
*Kobba’nın parayla satın almak suretiyle Finlandiya’dan getirtmiş olduğu genç ve güzel gelini Riina rolünde tanıdık bir yüz var: Pihla Viitala. Finlandiya’nın önde gelen aktrislerinden biri olan Pihla Viitala’yı Karppi, Mustat Lesket, Cold Courage, Toinen Tuleminen ve Ivalo gibi dizilerden tanıyoruz. Riina da tıpkı Kobba gibi karakolda takılıyor.

Westworld dizisine ek olarak Jo Nesbo’s Detective Hole, La Palma, Die Saat – Tödliche Macht ve Heksejakt gibi dizilerle de tanınan Ingrid Bolsø Berdal‘ı Hellfjord’un meraklı ve güzel gazetecisi Johanne rolüyle izliyoruz. Hellfjord’da garip bir şeyler olduğunu düşünüyor.

Hellfjord nüfusunun yüzde 60’ına sahip olduğu balık fabrikasında iş imkanı sağlayan gizemli iş adamı Bosse Nova rolünü Thomas Hanzon canlandırıyor.
Kadroda ayrıca Maria Bock ve Knut-Erik Helland Barland gibi isimler mevcut.

Dizinin ilk bölümünü izledim ve yeterli buldum. Kast ve karakterler, yeterince ilgi çekici. Komedisi de kıvamında. Hikayenin ne derece potansiyel barındırdığını izledikçe tartacağız artık.






Mies Joka Kuoli (İngilizce adıyla: The Man Who Died), Finlandiya yapımı bir dizi. 6’şar bölümlük 2 sezondan oluşmakta. İlk sezonu Elisa Viihde’de 2022 yazında, ikinci sezonu ise Ruutu’da 2025 yazında yayınlanmış. Bölüm süreleri ise 41-45 dakika aralığında değişmekte.

Antti Tuomainen‘in 2016 yılında yayımlanan aynı isimli romanından uyarlanmış dizi. Roman, Brendan Foley ve Markku Flink tarafından senaryolaştırılmış. Yönetmenlik görevini ise Samuli Valkama üstlenmiş.

Dizimizin merkez kahramanı Jaakko Kaunismaa isimli bir adam. Karaktere Jussi Vatanen hayat vermekte.
Başarılı bir mantar girişimcisi olan Jaakko Kaunismaa’ya doktor tarafından zehirlenme sonucu ölmek üzere olduğu söylenir. Jaakko bu durumu çok geç öğrenmiştir ve bu konuda ölümünü beklemekten başka yapacak bir şeyi yoktur. Zamanı daralırken Jaakko hâlâ yapabileceği bir şeyler yapmaya karar verir.
Piyasadaki yeni rakiplerine direnerek mantar işini kurtarmak, yaklaşan hasadı toplamak, Japon müşterilerle kararlaştırmış olduğu siparişi hazırlamak ve elbette müstakbel katilini yani onu zehirleyen kişiyi ortaya çıkarmak. Katil konusunda öne çıkardığı adaylar ise şunlar: Kendisini bir çalışanıyla boynuzlamakta olan karısı ve de iş ortağı Taina (Saara Kotkaniemi), karşısına çıkıp onu kibarca tehdit eden mantar işindeki yeni rakip firma mensupları ve son olarak da Japon müşteriler.

Nymfit ve Mixtape gibi dizilerden anımsanabilecek Sara Soulié, kadroda öne çıkan isimlerden biri. Jaakko’nun şirketinde görev yapan bir mantar uzmanı olan Sanni rolünde.
Taina ile ilişkisi olan şirketin minibüs şoförü Petri rolünde Elias Westerberg‘i izliyoruz.
Kadroda ayrıca Matti Onnismaa, Kari Hietalahti, Antti Virmavirta, Satu Tuuli Karhu, Janne Reinikainen, Eiji Mihara, Jari Virman, Natsumi Kuroda, Sakari Kuosmanen, Matvei German ve Kati Outinen gibi isimler mevcut.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim ve yeterli buldum. Eğlenceli bir dizi olduğunu söylemek mümkün.


Channel 5’ın yeni dizisi The Fortune, 2 Haziran’da başlamış. Bu da fragmanı:
Yaklaşık 45’er dakikalık 4 bölümden oluşan psikolojik gerilim türündeki dizinin senaryosu Aschlin Ditta (The Inheritance, The Feud) tarafından kaleme alınmış. Yönetmenliğini Andy De Emmony (The Feud, Babes in the Wood, Him) üstlenmiş. Yapımcısı ise Lesley Douglas.

Poldark dizisiyle tanınan Eleanor Tomlinson‘ın başrolde olduğu dizinin konusu kısaca şu şekilde:
Kayıtlara intihar vakası olarak geçen Martin Worrall (Denis Lawson) isimli yaşlı ve de varlıklı bir adamın vefatının ardından Eleanor Tomlinson’ın karakteri Amanda Blakefield‘a 2 milyon sterlini aşan bir miras kalacak. Martin, vasiyetini çok kısa bir süre önce değiştirmiş ve mirasının büyük bir bölümünü Amanda’ya bırakmaya karar vermiş. Amanda ise Martin’i tanımamakta. Haliyle bu miras haberini alınca onu büyük bir merak bulutu sarmalamaya başlıyor. Bakalım eşeledikçe bunun altından neler çıkacak?

Amanda, evli bir kadın. Luke (James Younger) isimli küçük bir oğlu var. Arkadaşı Sandy (Danielle Walters) ile birlikte küçük bir kafe işletmekte. Kocası Jimmy (Matthew Lewis) de söz konusu kafede çalışmakta. Amanda’nın yaşlı bakım evinde kalan Linda (Paula Wilcox) isimli bir annesi var bir de.
Martin de evli bir adam. Fiona (Rebecca Front) isimli bir karısı ve Anthony (Callum Woodhouse) isimli yetişkin bir oğlu mevcut. Fiona ve Anthony de Martin’in ölümü ve açıklanan sürpriz vasiyeti sonrası büyük bir şok yaşıyorlar elbette. Amanda’yı tanımıyorlar ve mirası ona kaptırmayı hiç istemiyorlar. Worrallların yanında çalışan Boots (Stephen Tompkinson) isimli yaşlı bir adam mevcut bir de hikayede.
Nina Wadia ise Martin’in avukatı Laura Mistry rolüyle karşımıza çıkmakta.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim. Vasat ama izlenmekte denebilir. Eleanor Tomlinson’u özlemişim ve bu sebeple izliyorum aslında. Dizinin oyuncu kadrosu da onu saymazsak epey zayıf bence zaten.

Yaz sezonunu bu ayla birlikte resmi olarak açmış bulunuyoruz.
Haziran ekranı sizlerle…

2 Haziran – Not Suitable For Work (HULU) (Fragman)

4 Haziran – Two Years Later (PARAMOUNT+) (Fragman)

8 Haziran – Alice and Steve (DISNEY+) (Fragman)

10 Haziran – Every Year After (PRIME) (Fragman)
10 Nisan’da Güney Kore’nin MBC TV kanalında yayınlanmaya başlayan ve dünyaya Disney+ aracılığıyla yayılan dizi Perfect Crown tanıtımıyla sizlerleyiz bugün. Haftada 2 bölüm olarak şu ana kadar 10 bölümü yayınlanan dizi 15 ve 16 Mayıs’ta yayınlanacak bölümlerle final yapacak.
Dizinin yapımcılığını MBC ve Kakao Entertainment üstlenirken, hikaye Yoo Ji-won tarafından kaleme alınıyor ve yönetmenlik koltuğuna ise Alchemy of Souls ve What’s Wrong with Secretary Kim gibi ünlü ve sevilen yapımların yönetmenliğini de yapmış olan Park Joon-hwa oturuyor.
NOT: Dizide en çok çalan parçayı şuraya bırakayım. Ben baya sevdim ve sık sık dinliyorum. Belki sizde seversiniz.
NOT 2: Dizi aynı zamanda 21st Century Grand Prince’s Wife ismi ile de bilinmekte.

Konusu:
Dizi 21. yüzyılda anayasal monarşi ile yönetilen Güney Kore’de alternatif bir dünyada geçiyor. Ülkenin önde gelen holding ailelerinden birinin kızı olan Seung Hui-Ju, hırslı, başarılı ve özgüveni oldukça yüksek olsa da özel hayatında bazı zorluklar çekmektedir. Çünkü kendisi ailesinin gayrimeşru çocuğudur. Bu durumu hem iş hayatında hem de ailesinin içerisinde devamlı karşısına çıkmaktadır.
Ülkenin büyük Prensi I-AN ise çok farklı bir durumun içerisindedir. Kral olan ağabeyi öldükten sonra tahta yeğeni geçmiş ve yeğeni çok küçük olduğu için kendisine naiplik yapmaktadır. I-AN ağabeyinin ölümü ile ilgili bazı gerçekleri öğrendikten sonra hayatıyla alakalı önemli kararlar almaya başlar.
Bir gün sarayda özel bir gün düzenlenir ve bu davete Seung Hui-ju da katılır. Hui-Ju, Prens I-AN ile aynı üniversiteye gitmiştir. Birbirlerini tanımakta ve aynı zamanda birbirlerinden pek haz etmemektedirler. Hui-Ju ile I-AN davet sırasında karşılaşırlar ve Hui-Ju’nun aklına parlak bir fikir gelir. Davetten sonra I-AN ile görüşmeye çalışır. Amacı I-AN’ı kendisiyle mantık evliliğine ikna etmeye çalışmaktır. I-AN bir süre düşünür ve kabul eder. Başlarda yalan olan bu evlilik zaman içerisinde gerçek aşka dönüşecek mi?

Karakterler:

– Seung Hui-Ju (IU): Kendisi ülkenin önde gelen holding ailelerinden birinin gayrimeşru kızı ve Castle Beauty şirketinin CEO’su. Güzel, zeki, başarılı, inatçı, hırslı birisi. Gayrimeşru çocuk olması çoğunlukla ailesinin içerisinde karşısına çıkıyor. Ailesi tarafından sevilmiyor ve kabul görmüyor. O da her şeyi kendi başına halletmeye çalışıyor. Bu yüzden oldukça hırslı birisi.
Kendisini kabul ettirmek adına bir plan yapıyor ve ülkenin büyük Prensi I-AN’a evlenme teklif ediyor. Şimdi önünde çok zor bir görev bütünü vardır; kendisini saray ahalisine kabul ettirmek ve üzerine gelecek baskıyı göğüslemek.

– Büyük Prens I-AN (Byeon Woo-seok): Ülkenin karizmatik büyük prensi. Kral olan ağabeyi öldükten sonra ülkenin tahtına yeğeni geçiyor. Yeğeni çok küçük olduğu için yönetimde söz hakkını annesi olan Kraliçe Ana’ya değil I-AN’a veriyorlar ve kendisi naiplik görevini yerine getiriyor.
Zaman içerisinde ağabeyinin ölümüyle alakalı bazı durumları keşfediyor ve hayatıyla alakalı bazı kararlar almaya başlıyor. Hui-Ju’nun kendisine ettiği evlilik teklifini düşünüp kendi çıkarları doğrultusunda kabul ediyor. Bu evlilik ile birlikte Kraliçe Ana dahil çoğu saray ahalisini karşısına alıyor.
Oldukça sessiz, içine kapanık, işinde gücünde biriyken Hui-Ju ile takılmaya başladıktan sonra yavaş yavaş huyları değişmeye başlıyor.

– Başbakan Min Jeong-woo (Steve Sanghyun Noh): Ülkenin Başbakanı. Kendisi Hui-ju ve I-AN ile birlikte aynı üniversiteye gitmiş. Üniversite zamanlarından beri Hui-ju’ya platonik olarak hisleri var. Hislerinden dolayı her koşulda Hui-Ju’nun yanında olup onu desteklemeye ve yanında olmaya çalışıyor. Kafası oldukça çalışan, dikkatli ve titiz birisi.
Bölümler ilerledikçe Hui-ju‘ya karşı olan hisleri kendisinin değişik kararlar vermesine ve işleri karmaşıklaştırmaya başlıyor.

– Kraliçe Ana Yoon Yi-rang (Gong Seung-yeon): Eski Kral’ın dul eşi ve mevcut Kral olan I-Yun’un annesi olan Kraliçe Ana. Yönetimde sözü olsa da ülke yönetiminde söz naip olan I-AN’da. Hırslı, otoriter ve korkulan birisi. Oğlunun tahtta oturması onun açısından çok büyük önem arz ediyor.
Kendisi önemli bir aileden geliyor. Babası vakti zamanında kendisini veliaht prens ile (I-AN’ın ağabeyi) evlendiriyor ve tahtta kendi kanından birinin olmasını garantiliyor.
Ayrıca I-AN’ın sadık yaveri Choi rolünde Yoo Su-bin, Seung Hui-Ju’nun sağ kolu Do Hye-jung rolünde Lee Yeon, Hui-ju’nun babası Seong Yeong-guk olarak Jo Seung-yeon, mevcut Kral I-yun rolünde Kim Eun-oh karşımıza çıkıyor.
Tüm kadro için bu – ra – ya bakabilirsiniz.

Son Söz:
Başlangıçta Perfect Crown’ı izlemek gibi bir niyetim hiç olmamıştı. Üstüne üstlük böyle bir dizinin varlığından bile haberim yoktu. Eşimin telkinleri ile başladık ve şu ana kadar izlediğimiz 10 bölüm sonucu diziden oldukça memnunum. Komedisi, romantizmi gayet dozunda ayarlanmış ve hikayesi de fena gitmiyor. Karakterler arasındaki kimya da oldukça hoşuma gitti. Özellikle yaver Choi karakterini oynayan oyuncu kiminle aynı sahnede olursa olsun gayet komik ve güzel iş çıkartıyor.
Diziyle alakalı sıkıntı şu; klasik Kore romantik dizilerinde karşımıza çıkan sorun var. Biri birinden hoşlanıyorsa ya çok geç kavuşuyorlar, erken kavuşurlarsa da başlarına her türlü musibet geliyor. Kore dizilerinde başıma gelen bir diğer sorun da şuydu; birçoğunun finali tam olarak tatmin etmedi beni. Bu hafta sonu Perfect Crown’a da veda edeceğiz ama kafamda acabalar dolaşıyor.
Perfect Crown’ı diğer Kore dizileriyle karşılaştırdığımızda (normalde 80-90 dk. civarı) dizinin bölüm süreleri de oldukça makul seviyelerde (bölüm başına 60-65 dk). Perfect Crown oldukça eğlenceli ve güzel zaman geçirten bir dizi. Romantik bir yapım izlemek isteyenlere tavsiye niteliğindedir.
İzleyecek olanlara iyi seyirler dilerim.
Fragman:
]]>
ABC ve FOX‘un 2 ve NBC‘nin 4 yeni diziye verdiği ortamda, CBS, 2026-2027 sezonu için 1’i komedi, 2’si drama toplam 3 diziye yeşil ışık yaktı.

Matthew Gray Gubler, Melissa Fumero
EINSTEIN
CBS’in başta 2025-26 sezonu için hazırladığı ama sonrasında 2026-27 sezonuna ertelediği, sezon ortasında izleyiciyle buluşacak olan polisiye dizi Einstein, Albert Einstein’ın zeki ama hayatında bir yön bulamayan torunu Lewis Einstein’ın hikayesini anlatıyor. Lewis, rahat bir kadrolu profesör olarak günlerini geçirirken, pervasız davranışları yüzünden başını kanunla belaya sokar ve yerel bir polis dedektifine en karmaşık vakalarını çözmesinde yardım etmek zorunda kalır.
DİZİNİN KADROSUNDA YER ALAN OYUNCULAR VE KARAKTERLERİ
Matthew Gray Gubler (Criminal Minds), ikonik teorik fizikçi Albert Einstein’ın büyük torunu Lew Einstein’ı canlandıracak. Lew, Princeton’da popüler bir profesördür… tabii derslere geldiği zamanlarda. Saygısız ve yanlış yönlendirilmiş olan Lew, dehası ve ünlü soyadının yükünü omuzlarında taşır, ancak kötü çocuk maskaralıkları yüzünden başı kanunla derde girdiğinde ve yerel bir polis dedektifinin en şaşırtıcı davalarını çözmesine yardım etmek için yeteneğini kullanmak zorunda kaldığında, nihayet hayatına bir yön ve amaç kazandırabilir.

Matthew Gray Gubler
Melissa Fumero (Brooklyn Nine-Nine), New Jersey Eyalet Polisi’nde dedektif müfettiş olarak görev yapan Teri rolünü üstlenecek. Zeki ve disiplinli bir kişilik olan Teri, meslektaşlarından çok şey beklerken kendinden daha da fazlasını talep eder ve Profesör Einstein ile çalışmak konusunda çelişkili duygular yaşıyor. Başlangıçta karakteri Rosa Salazar canlandıracaktı ama dizinin sonraki sezona ertelenmesi ve kanalın sözleşme opsiyonunu uzatmama kararı almasının ardından Salazar’ın talebi kabul edildi ve iki taraf karşılıklı anlaşma ile yollarını ayırdı.
Aunjanue Ellis-Taylor (King Richard, Justified: City Primeval), deneyimli polis memuru Yüzbaşı Frost rolünü üstlenecek. Sahada on bin saatlik deneyime sahip olan Frost, ortağıyla birlikte emekli olacağı günü iple çekiyor.
Monk’un yaratıcısı/yönetici yapımcısı Andy Breckman, dizinin yürütücü ve yönetmen Randy Zisk, Michael Rauch, Tariq Jalil, Rose Hughes, Rodrigo Herrera Ibarguengoytia ve Lauren Gussis ile birlikte yönetici yapımcısı. Matthew Gray Gubler yapımcı olarak görev alıyor.

Allegra Edwards, Ed Weeks, Parker Young
ETERNALLY YOURS
CBS’in hit komedi dizisi Ghosts’un yürütücü ve yönetici yapımcıları Joe Port ve Joe Wiseman’ın imzasını taşıyan Eternally Yours, Charles ve Liz adlı bir vampir çiftin etrafında şekillenen bir aile komedisi. Bir zamanlar tutkulu olan aşkları, 500 yıllık birlikteliğin ardından cansız bir evliliğe dönüşmüştür.
Günümüz Seattle’ında tuhaf cadı topluluğuyla yaşayan çift, sonsuz bir monotonluğa kapılmış durumdadır; ta ki kızlarının ciddi insan erkek arkadaşı beklenmedik bir şekilde hayatlarına girip, aşklarının sonsuza kadar sürüp sürmeyeceğini ya da sonsuzluğun bir ömür boyu hapis cezası olup olmadığını sorgulamaya zorlayana kadar…
DİZİNİN KADROSUNDA YER ALAN OYUNCULAR VE KARAKTERLERİ
Ed Weeks (The Mindy Project), şu anda bitmek bilmeyen bir evliliğin beşinci yüzyılında olan vampir Charles karakteri canlandırıyor. Orta Çağ’da asilzade olan Charles, artık bir büro memurudur ve ailesiyle birlikte, hiç yaşlanmadıkları gerçeğine dikkat çekmemek için birkaç yılda bir taşınmak zorundadır. Charles, modernliği ve içinde yaşayan zayıf iradeli insanları hor görür, bu da vampir kızının artık böyle biriyle çıktığını öğrendiğinde durumu daha da kötüleştirir.
Allegra Edwards (Upload), zeki ve dünyayı iyi tanıyan, bir eş, anne, tarih profesörü vampir Liz karakterine hayat veriyor. M.S. 1526’dan beri bir vampirdir. Aşkları romantik romanlara konu olacak kadar güzel olan Liz ve Charles, artık sıradan ve bitmek bilmeyen evliliklerinin beşinci yüzyılında sıkışıp kalmış durumdadır. Kendi alışkanlıklarına saplanmış kocasının aksine Liz, zamanın gereklerine ayak uydurup gelişmek ve değişmek istemektedir ve Charles’ı 21. yüzyıla sürüklemek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.
Helen J Shen (The Devil Wears Prada 2), alaycı ve iğneleyici bir kişiliğe sahip Emma, vampir ebeveynleri Charles ve Liz ile birlikte bir cadılar meclisi içinde yaşayan, zeki ve şefkatli bir veteriner hekimdir. Ebeveynlerinin zorlu evliliğine uzun süredir tanık olan Emma, ilişkilerde her an bir terslik çıkmasını bekleyen, bağlanmaktan korkan biridir.
Jaren Lewison (Never Have I Ever), iyileştirilmeye muhtaç, yaralı insanlara çekilen umutsuz bir romantik olan Max’i canlandıracak. Ancak bu sefer, belki de boyunu aşan bir işe kalkışmıştır; zira yeni kız arkadaşı Emma, babası insanlardan nefret eden ve bağlanmaktan korkan bir vampirdir.
Parker Young (The United States of Al), aşırı düşünceli insanların arasında sevimli bir şapşal ve pek kafa yormayan Jesse rolünü oynayacak. 1800’lerin ortalarından beri Charles ve Liz’in vampir topluluğunun bir parçası olan Jesse’nin sonsuza dek birine bağlanmaktan kaçınmanın sırrı, yalnızca insanlarla evlenmesidir. Kendisinin de dediği gibi, “Bir süre eğlenirsin, sonra o öldüğünde yeni bir model bulursun.” Tek sorun, insanların eskiden olduğundan çok daha uzun yaşaması. Sonuç olarak, artık kolaylıkla annesi gibi görünen bir kadınla çok sevgi dolu bir evliliğin 40. yılında.
Rose Abdoo (Hacks), 1985 yılında Trans Am arabasıyla yanına gelen kocası Jesse (Parker Young) ile tanışan Phyllis rolünü oynayacak. Bir vampir ailesiyle yaşadığından ve ve üstelik yarı vampir ikizler olan Mort ve Henry’yi dünyaya getirdiğinden haberi yok. Artık Jesse’nin annesi olarak geçebilecek yaşta olsa da, bir süveter takımı giydiğinde hala onun dikkatini çekiyor ve vampirlerle ilgili anılarını silmek için her gün beyninin silinmesi, zihinsel durumunu olumsuz etkilemiş durumda.
Tristan Michael Brown (Pretty Freakin’ Scary), yarı vampir olan ikiz kardeşlerden biri olan Mort rolünü üstlenecek. Kardeşi Henry’ye kıyasla ne kadar sıradan olduğu sürekli olarak yüzüne vuruluyor. Mort, aile köpeğinin zihnini okuma gibi pek de etkileyici olmayan bir yeteneğe sahip olduğu için, insan-vampir melezi olarak kesinlikle şanssız olan tarafta. Yine de hiçbir şey bu gencin hayallerindeki mesleği, yani stand-up komedyenliğini sürdürmesine engel olamaz.
Shylo Molina (The Afterparty), yarı vampir ikiz kardeşlerden biri olan Henry’yi canlandıracak. Romantik romanlardaki kalp hırsızı karakterler kadar yakışıklı olması (genç Robert Pattinson gibi), onu kendi gençlik dramasına layık kılıyor. Bunun yerine, dünyanın durumu ve acısı ona yük oluyor. Her şeyde mükemmel olan Henry, süper güç ve süper hıza sahip. Yine de bu, hayatın sunduğu dayanılmaz acıyı taşımak için yeterli değil.
Eternally Yours, CBS Studios tarafından yapılmaktadır. Yürütücü yapımcılar Port ve Wiseman, Eric Tannenbaum, Kim Tannenbaum ve Jason Wang ile birlikte dizinin yönetici yapımcıları. Pilot bölümün yönetici yapımcılığını ve yönetmenliğini Trent O’Donnell üstlenmiştir.

Mike Colter, Rachel Keller
CUPERTINO
The Good Wife, uzantıları The Good Fight ve Elsbeth, BrainDead ve Evil gibi başarılı CBS ve Paramount dizilerinin yaratıcıları Robert King ve Michelle King‘in imzasını taşıyan Cupertino, Silikon Vadisi’nin kalbinde geçen, eski işvereni olan bir teknoloji girişimi tarafından hisse senedi opsiyonlarından mahrum bırakılan bir avukatın hikayesini anlatan, Davut ile Golyat mücadelesini konu alan bir hukuk draması.
DİZİNİN KADROSUNDA YER ALAN OYUNCULAR VE KARAKTERLERİ
Mike Colter (Evil, The Good Wife/Fight, Luke Cage), hisse senedi opsiyonlarını elinden almak isteyen bir Silikon Vadisi start-up’ı tarafından işten atılan Michael adlı bir avukatı canlandıracak. Pes etmeyi reddeden Michael, kısa süre önce işten atılan başka bir avukatla güçlerini birleştirerek, teknoloji elitinin sömürdüğü kişileri temsil edecek ve Silikon Vadisi’ni kontrol eden devlere karşı verdikleri yüksek riskli mücadelede onlara destek olacak.
Rachel Keller (Legion, Fargo, Tokyo Vice), Silikon Vadisi’ndeki bir start-up tarafından işten atılan ve Michael ile güçlerini birleştirerek teknoloji devlerine karşı mücadele etmek üzere bir küçük hukuk bürosu kuran, Orta Batı kökenli yeni mezun bir hukuk fakültesi öğrencisi olan Olivia’yı canlandıracak.
Renée Elise Goldsberry (The Good Wife, Evil, Hamilton, Girls5Eva), Michael ile hem iş hem de aşk hayatında bir geçmişi olan zeki bir rakip avukat olan Renee’yi canlandıracak.
Ella Stiller (The Comeback), hikayenin merkezinde yer alan Cupertino‘daki yeni kurulan hukuk firmasında çalışan genç bir asistan olan Christy’yi canlandıracak.
Nik Dodani (Atypical), kendi teknoloji şirketinin kendisine sırt çevirmesi üzerine son çare olarak Michael ve Olivia’dan yardım isteyen, mizahi bir bakış açısına sahip yazılımcı Vik rolünü oynayacak.
Rob McClure (Broadway’s Mrs. Doubtfire), Michael ve Olivia’nın çalıştığı hukuk bürosuna temsil edilme talebiyle başvuran potansiyel müvekkil Bo’yu canlandırıyor.
Joe Morton (Going Dutch, Justice League), Michael’ın üzerinde büyük bir etki bırakan ve başarıyı her şeyden üstün tutan ünlü avukat babası Bayard’ı canlandırıyor.
Steven Pasquale (The Four Seasons), bulunduğu ortamın kontrolünü nasıl ele geçireceğini bilen, Silikon Vadisi’nde başarılı bir avukat olan Ry karakterini canlandırıyor.
Cupertino, CBS Studios tarafından yapılıyor. Robert ve Michelle King, King Size Productions şirketi adına yürütücü ve yönetici yapımcı olarak görev alacak. İlk bölümün yönetmenliğini ise Robert üstlenecek. Liz Glotzer ve Sam Hoffman da yönetici yapımcı kadrosunda yer alıyor.
]]>
NBC’nin 2026-27 sezonu için onay verdiği 4 yeni diziye karşın, ABC ve FOX’tan 2 yeni diziye yeşil ışık yakıldı. Bu 4 drama dizisi de sezon ortasından itibaren ekranlara gelecek.

Jay Ellis
THE ROOKIE: NORTH
ABC’nin 2018’den beri ekranlarda olan, Nathan Fillion‘ın başrolünü üstlendiği polisiye draması The Rookie’ye, ilk sezonunun sonunda iptal edilen The Rookie: Feds‘ten sonra bir uzantı daha geliyor.
The Rookie: North, orta yaş krizini hak etmediğine inanan Alex Holland’ı tanıtıyor. Ancak şiddetli bir ev baskını, içindeki gizli amacı yeniden alevlendirdikten sonra, Alex, Pierce County Polis Departmanı’na en yaşlı çaylak olarak katılarak, hayatı boyunca yerine getiremediği taahhütleriyle mücadele etmeye başlar. Şehir kıyısından, desteğin sadece beş dakika uzaklıkta olmadığı kırsal ormana kadar uzanan bir bölgede görev yapan Alex, şüpheci eğitim sorumlusuna, diğer çaylaklara ve kendisine, sonunda mücadele etmeye değer bir şey bulduğunu kanıtlamak zorundadır.
DİZİNİN KADROSUNDA YER ALAN OYUNCULAR VE KARAKTERLERİ
Jay Ellis (Running Point, Not Suitable For Work, All Her Fault), ana karakterimiz Alex Holland’a hayat veriyor.
Chris Sullivan (This Is Us, Guardians of the Galaxy Vol. 2), kısa süre önce terfi almış ancak kalbi hala sokaklarda olmak isteyen Çavuş Nix’i canlandıracak.

Jay Ellis, Chris Sullivan
Janet Montgomery (New Amsterdam), Alex’in eğitim subayı Charlotte Dru’yu canlandıracak. Eski bir askeri polis memuruyken Pierce County Polis Teşkilatı’na geçen Charlotte, titiz, disiplinli ve baskı altında bile soğukkanlılığını koruyan, aynı zamanda kendine özgü bir mizah anlayışına sahip bir karakter.
Froy Gutierrez (I Love LA), yeni çaylak Odell Chance rolünde. Soğukkanlı, atletik ve kendine güvenen Odell için işler her zaman kolay olmuştur. Polis akademisi de dahil olmak üzere hayatta denediği her şeyi başarıyla tamamlamıştır. Ancak henüz gerçek anlamda sınanmadı.

Jay Ellis, Mya Lowe, Froy Gutierrez
Karen Fukuhara (The Boys), Odell’in eğitim subayı Leah Mizuno rolünde. Leah, polis olmasının pek hoş karşılanmadığı, başarıya odaklı bir aileden geliyor. Ancak çoğu gençlik isyanından farklı olarak, Leah işini seviyor.
Mya Lowe (My Life with the Walter Boys), çölde bir vaha gibi yeni keşfettiği amacının peşinde koşan ve bunun bir serap olmadığını umutsuzca bekleyen yeni çaylak Elora Howe’u canlandıracak.
Malik Watson, Elora’nın eğitim subayı Mark Lewis rolünde. Mark, keskin kenarları olan bir kovboydur, ancak her polisin tehlike anında ortaya çıkmasını umduğu destekçidir.
The Rookie’nin yaratıcısı, yürütücü ve yönetici yapımcısı Alexi Hawley ve yapımcı stüdyo Lionsgate Television ile 20th Television’ın imzasını taşıyan dizinin ilk sezonunun Ocak ayında başlaması ve 10 bölümden oluşması bekleniyor. Dizinin pilot bölümünde, Nathan Fillion’ın karakteri John Nolan da yer alacak. Fillion, her iki dizinin de yönetici yapımcısı.

ABC, Shondaland ve 20th Television’dan Shonda Rhimes ile Grey’s Anatomy’nin yürütücü ve yönetici yapımcısı Meg Marinis’in ortak yaratıcılığını üstlendiği, senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği, henüz adı belirlenmemiş tıbbi dramaya doğrudan dizi siparişi verdi. Grey’s Anatomy’nin yıldızı ve yapımcısı Ellen Pompeo da 2027 sezon ortasında prömiyer yapacak olan yeni uzantının yönetici yapımcılığını üstleniyor.
Bu dizi, ana dizi ile yan diziler olan Private Practice ve Station 19’in ardından Grey’s Anatomy serisinin dördüncü dizisi olup, Batı Kıyısı’nda ya da büyük bir şehirde geçmeyen ilk dizi olma özelliğini taşıyor. Dizi, Batı Teksas’ın kırsal kesimindeki bir tıp merkezinde görev yapan bir ekibi konu alan, sınırları zorlayan bir drama olarak tanımlanıyor; burası, kilometrelerce uzanan ıssız araziden önceki son sağlık hizmeti şansı.
Dizi, yeni bir doktor grubu etrafında şekillenecek olsa da, duyumlara göre muhtemelen Debbie Allen’ın canlandırdığı Catherine Fox gibi bir veya daha fazla karakter aracılığıyla Grey’s Anatomy dünyasıyla bağlantılı olacak.
Rhimes ve Betsy Beers, yeni dizinin yönetici yapımcılığını Marinis ve Pompeo ile birlikte üstlenecek. Pompeo, Rhimes ve Beers ile birlikte Station 19’in de yönetici yapımcılığını üstlenmişti. Yapım stüdyoları Shondaland ve 20th Television.

Ashley Moore, Olivia Dunne, Noah Beck, Jessica Belkin, Luke Eisner
BAYWATCH
1989-2001 yılları arasında yayınlanan, ilk dokuz sezonu Los Angeles County sahillerinde çekilmiş, son iki sezonu Hawaii’ye taşınmış olan, David Hasselhoff’un başrolünü üstlendiği, plajlarda devriye gezen cankurtaranları konu alan drama dizisi Baywatch’ın yeniden yapımı Ocak 2027’den itibaren Fox ekranlarına geliyor.
Matt Nix‘in (Burn Notice, The Gifted) yürütücü ve yönetici yapımcısı olduğu yeni Baywatch dizisi, Fox Entertainment ve Fremantle ortak yapımı. Pilot bölümün yönetmeni McG, Greg Bonann, Doug Schwartz, Dante Di Loreto, Mike Horowitz ve orijinal Baywatch’ın yaratıcılarından Michael Berk, dizinin yönetici yapımcıları.
DİZİNİN KADROSUNDA YER ALAN OYUNCULAR VE KARAKTERLERİ
Stephen Amell (Arrow, Heels), orijinal diziden Hobie Buchannon karakterini canlandıracak. Vahşi çocuk Hobie Buchannon, efsanevi babası Mitch’in (orijinal dizide David Hasselhoff tarafından canlandırılan) izinden giderek artık bir Baywatch kaptanı olmuştur. Hobie’nin dünyası, hiç tanımadığı kızı Charlie’nin kapısına gelip Buchannon ailesinin mirasını devam ettirmek ve babasının yanında bir Baywatch cankurtaranı olmak istediğini söylemesiyle altüst olur. Orijinal dizide Hobie karakterine ilk sezonda Brandon Call, sonraki 10 sezonda Jeremy Jackson hayat verdi.
Jessica Belkin (Elle), Baywatch kaptanı Hobie Buchannon’ın öz kızı ve babasının hiç tanımadığı çocuğu Charlie Vale karakterini canlandıracak. Galveston’daki karmaşık aile hayatını geride bırakıp babasının kapısına gelen Charlie’nin tek bir amacı var: Baywatch cankurtaranı olarak yerini kazanmak. Korkusuz, tutkulu ve zaman zaman pervasız olan Charlie, bir Buchannon efsanesi olmak için gerekli tüm özelliklere sahip. Ancak öğrenmesi gereken çok şey var ve hiç tanışmadığı babası, tam da her zaman ihtiyaç duyduğu akıl hocası olabilir.
David Chokachi, orijinal dizide 6. ve 9. sezonlar arasında canlandırdığı Cody Madison karakterine tekrar eden bir rolle yeniden hayat verecek. Cody artık, resmi olmayan ama Baywatch’ın resmi bar ve restoranı olan The Shoreline’ı işletiyor ve ara sıra hayat kurtarmak için hala kırmızı mayosunu giyiyor. O, meslektaşlarına bir akıl hocası ve dost olarak ikinci bir yuva sunuyor… ve büyük bir kurtarma operasyonunun ardından her zaman bedava tavuk kanadı ikram ediyor.
Thaddeus LaGrone (The Land, Mr. Irrelevant), hasta babasına bakmak için Venice Beach’e dönmeden önce Deniz Piyadeleri’nin seçkin bir biriminde iki kez görev yapmış olan Brad rolünü oynayacak. Brad korkusuz ve inanılmaz derecede güçlü; tek başına bir kurtarma makinesi. Baywatch’taki en büyük zorluğu ise, cankurtaranlığın tek başına yapılan bir iş olmaması; yardım istemenin bir zayıflık değil, bir güç olduğu bir takım çalışması olması. Bu, Brad’in Baywatch ailesinin yardımıyla zor yoldan öğrenmesi gereken bir ders.
Hassie Harrison (Yellowstone), eskiden koruyucu ailede büyümüş, daha sonra Olimpiyat sporcusu olmuş ve cankurtarma konusunda en üst düzeyde bir uzman olan Nat karakterini canlandıracak. Zeki, azimli ve son derece sadık olan Nat, Hobie Buchannon’ın sağ kolu ve en yakın arkadaşıdır. Nat, herkesten kendisi için belirlediği yüksek standartları bekler; bu durum ise bazen hem sahilde hem de sahil dışında kurduğu ilişkilerde sorunlara yol açar.
Brooks Nader (Love Thy Nader), Zuma Plajı cankurtaran ekibinin sivri dilli kaptanı Selene karakterini canlandıracak. İşinde son derece başarılı olmasına rağmen, kendisi ile Baywatch kaptanı Hobie Buchannon’ın hayat kurtarma konusundaki yaklaşımları birbirinden çok farklıdır ve bu durum aralarında sürekli bir gerginlik kaynağı oluşturmaktadır. Zaten hiç iyi geçinemeyen ikilinin ilişkisi, Hobie’nin kızı Charlie’yi ekibine dahil etmesiyle daha da kötüye gider ve aralarındaki rekabetin cankurtaranlık mesleğinin çok ötesine uzandığı ortaya çıkar.
Noah Beck, acemi bir cankurtaran olan Luke’u canlandıracak; Luke, itfaiye yerine sahili tercih eden bir itfaiyeci ailesinin en küçüğüdür. Luke, Güney Kaliforniya’nın tipik çekici sahil delikanlısıdır; hem sörfçüdür hem de çapkındır, ancak hayat kurtarma söz konusu olduğunda en iyilerinden biridir. Henüz olgunlaşması gereken bazı yönleri var ama Baywatch bu süreçte büyük rol oynuyor, özellikle de onu akıl hocası ve ikinci babası olarak gördüğü Hobie Buchannon ile olan ilişkisi.
Shay Mitchell (Pretty Little Liars), kendini tamamen cankurtaranlığa adamak için üst düzey bir hukuk firmasından ayrılan eski bir avukat olan Trina’yı canlandıracak. Trina, Baywatch’ın en zeki karakteridir. Tutkulu ve özverili olan Trina, genellikle kalbinin sesini dinler… ancak çoğu zaman sahip olduğu olağanüstü zekasını kullanarak kendi kararlarını sorgulamaya eğilimlidir.
Livvy Dunne, son derece hevesli bir genç cankurtaran olan Grace karakterini canlandıracak.
Ashley Moore (I Know What You Did Last Summer), yetenekleri bol ama tavırları daha da bol olan acemi cankurtaran Jasmine rolünde. O, plajın “kötü kızı” ama kriz anlarında ondan daha iyisi yok.
Kylar Miranda (On Swift Horses), Doğu Los Angeles’tan gelen deneyimli cankurtaran ve Baywatch ekibinin elinden her iş gelen Diego rolünde karşımıza çıkacak.
Luke Eisner (Tall Girl), acemiler arasında Luke’un (Noah Beck) en yakın arkadaşı Koya rolünde. Sörfçü görünüşünün altında şaşırtıcı ve tuhaf bir derinlik barındırıyor.
Nadia Gray (All Rise), plaja atanan ekibin acil tıp teknisyeni Lisa rolünde. Baywatch ekibinin ortağı ve herkesin arkadaşı. Cankurtaranlardan biriyle özel bir kimyası var.
Charlie McElveen (Clipped), Ethan rolünü oynuyor. Trina’nın eski bir meslektaşı olan Ethan, yakışıklı ve başarılı bir avukat ve Trina’nın son zamanlardaki hayat kararlarını sorguluyor.
Erika Eleniak, orijinal dizinin ilk 3 sezonunda canlandırdığı Shauni McClain karakteriyle konuk oyuncu olarak karşımıza çıkacak. Eski bir Baywatch cankurtaranı olup Santa Monica belediye meclisi üyesi olan Shauni, Hobie’ye Baywatch’ın son şampiyonları ile Sahil Güvenlik arasında düzenlenen yıllık Beach Games’i başlatmasında yardım etmek için sahile geri dönüyor.
THE INTERROGATOR
The Interrogator, Fox’un sezon ortasında yayınlayacağı yepyeni bir casusluk gerilim dizisi.
Washington, D.C.’de geçen The Interrogator, eski MI6 ajanı Conrad Henry ve onun özenle seçtiği, parlak yeteneklere sahip sıra dışı ekip üyelerine odaklanıyor. Geleneksel yöntemler başarısız olduğunda, Henry’nin kendine özgü cazibesi, üstün zekası ve akıllara durgunluk veren davranış taktikleri, onu dünyanın en tehlikeli suçlularının zihinlerini çözebilen tek kişi haline getiriyor.
DİZİNİN KADROSUNDA YER ALAN OYUNCULAR VE KARAKTERLERİ
Aktör ve komedyen Stephen Fry (Wilde, Blackadder), pilot bölümünü yazdığı ve yönetici yapımcılığını üstlendiği dizide Conrad Henry karakteriyle başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkacak.
Luke Kleintank (FBI: International), Conrad Henry’nin analist ve danışmanlardan oluşan dar çevresinin bir üyesi olan Voss’u canlandıracak. Kendisi eski bir Özel Kuvvetler mensubu ve sağlam bir ahlak anlayışına sahip bir ordu muhbiri. Colorado’da bir çiftlikte büyümüş olan Voss, sessiz, doğa sever biridir ve insanlara kıyasla köpekleri tercih eder… ancak takım arkadaşı Florence ile yaşadığı, pek olası görünmeyen gizli aşk ilişkisi, ancak bir süreliğine sır olarak kalabilir.
Michael Beach (The Perfect Couple, Tulsa King), Henry’nin ekibinin ilk üyesi olan Louis’i canlandıracak. Alaycı bir espri anlayışı, sıcak ve babacan bir gülümsemeye sahip olan ve gözlerindeki ışıltının ardında çok sarsıcı bir geçmişi saklayan Louis, ekipte her işi yapan bir isim; o, ses-görüntü ve bilgi teknolojileri uzmanı. Henry’nin kulağına gerçekleri ve rakamları fısıldayan kişi de o. Her işe eli yatkındır: elektronik aletlerde ve patlayıcılarda çok iyidir, hatta tesisat sorunlarını bile çözebilir. O, Henry’nin en iyi arkadaşı, günah çıkardığı kişi, ahlaki mihenk taşıdır; çünkü ikisi de birbirlerinin kurtarıcısıydılar.
Jenna Elfman (Fear The Walking Dead), bir görevdeki aksilik sonucu kariyerinde düşüşe geçen, eskiden CIA’in yükselen yıldızı olan Woodrow’u canlandırıyor. Şimdi ise kendini D.I.A.’de Henry’nin ekibinin irtibat görevlisi olarak buluyor. O bunu bir rütbe indirimi olarak görüyor; düştüğü yere yeniden tırmanışının ilk adımı. Henry’nin davalarını denetliyor, onu zorluyor ve sık sık onunla tartışıyor; Conrad her zaman yedi adım önde, Woodrow ise nadiren beş adımdan fazla önde. Ancak ikili arasında isteksiz bir karşılıklı saygı var ve bu da eğlenceli, tuhaf bir ortaklık yaratıyor.
Jessica Sula (Michael), zeki, esprili ve idealist bir suç psikoloğu Astrid’i canlandırıyor. Casusluk işinde acemi olmasına rağmen bu alanda doğuştan yeteneklidir. Henry ile arası biraz açık olan kızıdır ve babasının insanları okuma konusundaki doğal yeteneğini ve kurnazlık becerisini miras aldığı açıktır; başarılı bir dolandırıcı olabilirdi. Usta bir şekil değiştirici ve manipülatördür, ancak bu güçlerini sadece iyilik için kullanır.
Maria Zhang (Avatar: The Last Airbender), ekibin en idealist ve iyimser üyesi olan Florence’ı canlandıracak. Bilgisayarla ilgili her şeyi o hallediyor: hackleme, kanıt toplama ve şifre çözme işlerinden, Henry’nin deneklerini yanıltmak için sahte belgeler ve deepfake videolar hazırlamaya kadar. O, çok yönlü bir bulmaca ustası, oyun teorisi gurusu ve bilişsel bir jimnastikçi. Florence’ın nişanlısı Dana, onun casusluk değil, oyun geliştirme alanında çalıştığını düşünüyor. Florence, zihninde bu iki dünyayı o kadar ustaca ayırmış ki, takım arkadaşı Voss (Luke Kleintank) ile (çoğunlukla fiziksel) bir ilişki bile yaşıyor.
The Interrogator, Lionsgate Television ve Fox Entertainment tarafından ortak yapım olarak gerçekleştiriliyor. Pilot bölümün senaryosu Fry tarafından yazıldı, Matt Pyken ve William Harper tarafından revize edildi. Dan Dworkin ve Jay Beattie, dizinin yönetici ve yürütücü yapımcıları. Fry, aynı zamanda yönetmenlik de yapacak olan William Harper ve Paul McGuigan ile birlikte yönetici yapımcılığını üstleniyor. Likely Story’den Anthony Bregman and Miriam Mintz, Matt Pyken, Neil Burger ve Anonymous Content de dizinin yönetici yapımcıları arasında yer alıyor.
]]>
NBC’nin pandemi sonrası en güçlü pilot sezonu sona erdi; kanalın sekiz pilot bölümünden dördü diziye dönüştü: David Boreanaz’ın başrolünde olduğu drama The Rockford Files, Peter Krause’un başrolünde olduğu drama Line of Fire ile Jake Johnson’ın başrolünde oynadığı tek kameralı komedi Sunset P.I. ve Téa Leoni ile Tim Daly’nin başrolünde oynadığı çok kameralı komedi Newlyweds.

Taylor Bloom, Kat Cunning, Tommy O’Brien, Hope Davis, Peter Krause
LINE OF FIRE
Bir grup kolluk görevlisi, FBI, ABD Federal Şerifleri, Gizli Servis ve Adalet Bakanlığı için davaları ele alırken kişisel farklılıklarını bir kenara bırakıp mesleki sınırları aşıyor. Görünüşte basit bir vaka ölümcül bir komploya dönüştüğünde, sivilleri ve politikacıları korumak için bir ömür boyu edindikleri uzmanlıklarını kullanarak birbirlerini korumak ve katili adalete teslim etmek zorundalar… bu, yemin ettikleri kurallara ihanet etmek anlamına gelse bile.
Peter Krause (9-1-1, Six Feet Under), dizide eski bir Gizli Servis ajanı olan ve şu anda istihbarat müdür yardımcısı olarak görev yapan Mike Thornhill karakterini canlandıracak. İşinin sona ermesini istemeyen, kariyeri boyunca mavi yakalı bir devlet memuru olarak çalışmış, her zaman partilerin neşe kaynağı olarak bu tavrının bir bedeli olmuştur.
Hope Davis (Succession, See You When I See You), federal hükümet tarafından atanan bir US Marshal olan, güçlü, kararlı ve iş yerinde saygı uyandıran Joan rolünü üstlenecek.

Taylor Bloom, Peter Krause, Tommy O’Brien
Taylor Bloom (American Horror Story), eskiden Deniz Piyadesi olan ve şu anda Adalet Bakanlığı’nda çalışan, idealist, güvenilir ve insanların iyiliğine inanan Russ Thornhill rolünü üstlenecek.
Kat Cunning (On Swift Horses), profil uzmanı olma yolunda ilerleyen bir ajan olan Clare Thornhill‘i canlandıracak. Clare, ailenin en zeki üyesi.
Tommy O’Brien (Weird: The Al Yankovic Story, Grown-ish), çekiciliğini bir süper güç gibi kullanan Gizli Servis ajanı Micah Thornhill rolünü üstlenecek.
Charlie Barnett (Chicago Fire, Russian Doll, The Acolyte) ana kadroda yer alan bir diğer isim.

Tommy O’Brien, Kat Cunning, Taylor Bloom
Dizinin yaratıcısı, yazarı Josh Safran (Quantico, Gossip Girl), Jenna Bush Hager ve Ben Spector ile birlikte yönetici yapımcı olarak da görev alıyor. Yönetmen Rebecca Thomas da sadece pilot bölüm için yönetici yapımcılık görevini üstlendi.

David Boreanaz
THE ROCKFORD FILES
1974-1980 yılları arasında NBC’de yayınlanan ve James Garner’ın başrolünü üstlendiği aynı adlı klasik dizinin günümüze uyarlanmış versiyonu. İşlemediği bir suçtan dolayı hapis yattıktan sonra şartlı tahliye edilen James Rockford, çekiciliğini ve zekasını kullanarak Los Angeles’ta davaları çözmek üzere özel dedektiflik hayatına geri döner. Meşru bir yaşam sürme çabası, onu çok geçmeden hem yerel polisin hem de organize suç örgütlerinin hedef tahtasına oturtur.
David Boreanaz (Angel, Bones ve SEAL Team), James Rockford karakteri ile dizinin başrol oyuncusu.
Michaela McManus (One Tree Hill, Law & Order: SVU), Rockford’ın meslektaşlarını kendisine komplo kurmakla suçladıktan sonra onunla olan romantik ilişkisi karmaşık bir hal alan Doğu Hollywood’lu dedektif Kate rolünü oynayacak. Kate, orijinal dizinin bir parçası olmayan, dizi için yaratılmış yeni bir karakterdir.
Jacki Weaver (Clipped, Hello Tomorrow!), Rockford’ın uzun zamandır karavan parkında yaşayan komşusunu canlandıracak; kendisi sert, açık sözlü bir aktivist ve düşünce kuruluşu analisti.
Felix Solis (The Rookie, Ozark), Rockford’ın en yakın arkadaşı Nitty’yi canlandıracak. Nitty, hayatını tamamen değiştirerek Güney Los Angeles’ta başarılı bir ceza avukatı oldu. Mahallede kalarak değişimin gerçekleşmesine katkıda bulunmak istedi.
Senarist Mike Daniels, Carl Beverly ve Sarah Timberman ile birlikte yönetici yapımcı olarak görev alıyor. Chris Leanza ortak yönetici yapımcı. Yönetmen Greg Mottola da sadece pilot bölüm için yönetici yapımcı olarak görev aldı.
The Rockford Files, Universal Studio Group’un bir bölümü olan Universal Television tarafından üretiliyor.

Téa Leoni, Tim Daly
NEWLYWEDS
Özgür ruhlu bir kadın ile tutucu bir profesörün, fırtınalı bir flört döneminin ardından ani bir kararla evlendikleri, ileri yaşlarda yaşanan bir aşk hikayesi. Kısa süre önce boşanmış olan Tony, bir vale park yerinde tesadüfen Jeanie ile karşılaşır ve onun güzelliği ile enerjisinden o kadar etkilenir ki, sonunda birlikte akşam yemeği yemeye karar verirler. Kısa sürede Jeanie ile birlikte geçireceği hayatın, kendi keyif aldığı gibi sakin ve evcimen bir yaşam olmayacağını anlar; ancak onsuz yaşamaktansa yaşam tarzını değiştirmeyi tercih edeceğini de bilir.

Téa Leoni, Tim Daly
Gerçek hayatta da evli olan Téa Leoni (Madam Secretary, Only Murders in the Building) ve Tim Daly (Madam Secretay, Private Practice), Jeanie ve James karakterleriyle dizinin başrol oyuncusu.

Jamie Lee Curtis
Dizinin yazarlarından Jamie Lee Curtis (The Bear), Tony’nin eski eşi olarak dizinin konuk oyuncusu.
Dizinin yaratıcısı ve yazarı Gail Lerner (Mr. Throwback, Black-ish, Trophy Wife), The Tannenbaum Company adına Eric ve Kim Tannenbaum, Jamie Lee Curtis, Scott Schwartz ve Lionsgate Television ile birlikte yönetici yapımcılığını üstleniyor. Yönetmen Pam Fryman da sadece pilot bölüm için yönetici yapımcı olarak görev yapıyor.
Newlyweds, Universal Studio Group’un bir bölümü olan Universal Television tarafından üretiliyor.

Jake Johnson, Jane Levy
SUNSET P.I.
Özel dedektiflerin dünyasında geçen bir işyeri komedisi olan dizi, Philip Marlowe ile başlayan ve bu diziyle son bulacak olan Los Angeles özel dedektiflerinin gururlu geleneğini sürdürüyor.
Jake Johnson (New Girl), Mickey karakteriyle dizinin başrol oyuncusu. Zeki, alaycı ve kalbi kırık olan ancak öyle olmadığını göstermeye çalışan Mickey, davaları çözmede yetenekli bir özel dedektiftir. Üç yıl önce hayatı altüst olana kadar LAPD’de polis memuru olarak çalışıyordu.
Jane Levy (Zoey’s Extraordinary Playlist), zeki, becerikli ve doğal fenomen Faye rolünü oynayacak. Faye, son derece zeki bir araştırmacı gazetecidir.
Langston Kerman (Insecure, The Boys), “kocaman bir ayı gibi sevimli bir adam” olarak tanımlanan ve babasının yönettiği bir ajansta özel dedektif olarak çalışan Justin Royal karakterini canlandıracak.

Keith David, Jake Johnson
Keith David (The Lowdown), oğlu Justin ve Mickey’nin baş dedektifler olarak çalıştığı Garner Taggart Özel Dedektiflik Bürosu’nu yöneten Garner Taggert’ı canlandıracak. O, dünyaya biraz eski kafalı bir bakış açısına sahip sert bir adam.
Mary Shalaby, Grant Taggart Özel Dedektiflik Bürosu’nun alenen ilgisiz resepsiyonisti olarak tanımlanan Raya rolünü üstlenecek.
Brooklyn Nine-Nine’ın ortak yaratıcısı, yazarı ve yönetici yapımcısı Dan Goor ve B99’un yönetici yapımcısı Luke Del Tredici, dizinin yaratıcısı, yazarı ve yönetici yapımcısı. Yönetmen Akiva Schaffer da sadece pilot bölüm için yönetici yapımcılık görevini üstlenecek.
Sunset P.I., Universal Studio Group’un bir bölümü olan Universal Television tarafından üretiliyor.
]]>
A&E’in 2010-13 yılları arasında 4 sezon boyunca yayınladığı The Glades‘in tanıtımıyla karşınızdayız. Toplam 49 bölümden oluşan The Glades, bir polisiye ve suç draması. İşin içine kayda değer bir miktar komedi de sıkıştıran renkli bir anlatım tarzı da var.
Dizinin yaratıcısı Clifton Campbell. Ona yapımcı koltuğunda Lori-Etta Taub, Gary A. Randall ve Elle Johnson gibi isimler eşlik etmiş.

Chicago’da bir polis dedektifiyken patronunun karısıyla bir ilişki yaşamakla suçlanıp görevden uzaklaştırılan ve sonrasında daha sade bir yaşam arayışıyla Güney Florida’ya göçüp orada eyalet polisi olarak işe başlayan Jim Longworth isimli bir adamı merkezine alıyor dizimiz. Güney Florida’da ise onu hiç beklemediği kadar cinayet davası beklemektedir.
Güney Florida. Deniz, timsahlı nehirler, golfseverler için uygun alanlar… Jim de golfu pek bir sever bu arada. Kuralları pek takmayan, gevezeliği ve çok bilmişliğiyle de sinir bozabilecek bir tip ayrıca Jim. Zekidir, ağzı iyi laf yapar, içmeyi ve güzel kadınları da sever.

*Jim Longworth karakterine Satisfaction, Last Man Standing, McLeod’s Daughters, Frayed ve North Shore gibi dizilerle tanınan Matt Passmore hayat veriyor.
*Jim’in ilk bölümde bir davayı araştırırken küçük bir kaza geçirip elini yaralaması sonrasında hastanede tanışacağı güzeller güzeli bir hemşire olan Callie rolünde Kingdom, Lost, Related ve Married to the Kellys gibi dizilerle tanınan Kiele Sanchez‘i izleme şansı elde ediyoruz.
12-13 yaşlarında bir oğlu var Calllie’nin. Boşanmaya karar verdiği ama bir yandan da bu durumu ötelemeye devam ettiği kocası ise hapishanede. Bir yandan hastanede hemşirelik yaparken bir yandan da tıp fakültesine devam etmekte.
*Callie’nin bir miktar yaramaz oğlu Jeff rolünde Looking for Alaska ve Blue gibi dizilerden anımsanabilecek Uriah Shelton karşımıza çıkmakta.
*The Baker and the Beauty, Sleeper Cell ve Shark gibi dizilerden anımsanabilecek Carlos Gómez, Carlos Sanchez rolünü canlandırıyor. Jim’in iş ve golf arkadaşı Carlos. Kendisi bir adli tıp uzmanı.
*Jordan Wall, Daniel Green rolünde. Carlos’un yanında staj yapan, genç, hevesli, heyecanlı bir adli tıpçı.
*Star Trek: Picard, Blindspot ve Leap Years gibi dizilerle tanınan Michelle Hurd ise Jim’in Güney Florida’daki amiri Colleen Manus rolünde.

The Originals, The Event ve Summerland gibi dizilerden hatırlanabilecek Taylor Cole, dizinin 3. sezonunda kadrolu oyuncu olarak yer almış.
Clayne Crawford, Natalia Cigliuti, Corbin Bernsen, Edward Asner, Rachael Carpani, Rick Fox ve Marilu Henner gibi isimler, birden fazla bölümde diziye konuk olmuşlar.
Tek bölümlük konuk oyunculardan oluşan havuzda ise Dina Meyer, Jonathan Scarfe, Kayla Ewell, Richard Burgi, Danielle Panabaker, Abigail Spencer, Dean Norris, Beau Garrett, Kathleen York, Katheryn Winnick, Riley Smith, C. Thomas Howell, Valerie Cruz, Jamie Luner, Garret Dillahunt, Daniel Gillies, Scott Cohen, Kevin Weisman, Ashley Hinshaw, Dichen Lachman, Tiffany Dupont, Debby Ryan, Brooke Langton, Malik Yoba, Julie Gonzalo, Mozhan Navabi, Nicholas Gonzalez, Todd Stashwick, Jacqueline Obradors, Angelique Cabral, Genevieve Angelson, Shantel VanSanten, Kaitlin Doubleday, Josie Loren, Cameron Monaghan, Casey Sander, Lorraine Toussaint, Nic Bishop, Juliana Harkavy, Sharon Lawrence ve Rena Sofer gibi pek çok isim mevcut.

Matt Passmore ve Kiele Sanchez‘i izlemeyi severim. Bu diziyi de yıllardır izlemek istiyordum ama bir türlü fırsat olmamıştı. Yıllar sonra bir fırsat doğdu ve ilk bölümü izledim. Eğlenceli bir bölümdü. Güzel bir başlangıçtı.





Mayıs ayı TV ekranı sizlerle…

7 Mayıs – Legends (NETFLIX) (Fragman)

8 Mayıs – Unconditional (APPLE TV+) (Fragman)

13 Mayıs – Off Campus (PRIME) (Fragman)

15 Mayıs – Dutton Ranch (PARAMOUNT+) (Fragman)

18 Mayıs – You’re Killing Me (ACORN TV) (Fragman)

20 Mayıs – Maximum Pleasure Guaranteed (APPLE TV+) (Fragman)

21 Mayıs – The Boroughs (NETFLIX) (Fragman)

27 Mayıs – Spider-Noir (PRIME) (Fragman)
KARAKTERLER
Acil servisin “beyni” ve duygusal merkezidir. Pandemi döneminde akıl hocasını kaybetmiş olmanın verdiği yas ve PTSD (travma sonrası stres bozukluğu) ile mücadele eder. Hastane yönetimiyle sürekli çatışan, hastaları için bürokrasiyi hiçe sayan bir idealisttir.

Noah Wyle

Katherine Lanasa
Robby’nin yakın arkadaşı. Yakışıklılığı nedeniyle “Ken” lakabıyla anılsa da tıbbi yetkinliği çok yüksektir. Robby kuralları yıkıp içgüdüleriyle hareket ederken Langdon kitabına göre oynamayı tercih eder. Bu durum onu bazen “soğuk” veya “bürokratik” gösterse de aslında tıbbi hataları en aza indirme çabasından kaynaklanır.
Langdon oldukça hırslı bir hekimdir. Kariyer basamaklarını tırmanmak, bir gün o acil servisi yönetmek ya da daha prestijli bir konuma gelmek onun için önceliklidir. Bu hırsı, bazen iş arkadaşlarıyla (özellikle Dr. Heather Collins ile) arasında gizli bir rekabet yaratır.

Patrick Marron Ball
4. Dr. Samira Mohan (Supriya Ganesh)
Samira’nın en büyük sınavı, acil servisin “hızlı ol, bir sonraki hastaya geç” kuralıyla kendi “hastayı dinle, her şeyi anla” felsefesi arasındadır. Bu yavaşlığı nedeniyle sık sık Dr. Robby Robinavitch (Noah Wyle) tarafından eleştirilir. Hastaların sadece fiziksel semptomlarına değil, sosyal ve psikolojik durumlarına da odaklanır.
Örneğin; diğer doktorların “ilaç bağımlısı” diye geçiştirdiği bir hastadaki orak hücreli anemiyi fark etmesi gibi, teşhis konulamayan vakalarda kilit rol oynar. Yaşlı hastalara bir çocuk gibi değil, kendi kararlarını verebilecek yetişkinler olarak davranması ve onlara zaman tanıması, onun en belirgin karakter özelliğidir.

Supriya Ganesh
5. Dr. Heather Collins (Tracy Ifeachor)
Collins için hata yapmak bir seçenek değildir. Tıbbi prosedürlere hakimiyeti ve cerrahi el becerisi onu akranlarının önüne geçirir. Ancak bu mükemmeliyetçilik, hata yapan alt kadrolara (intörnler ve genç asistanlar) karşı bazen acımasız olmasına neden olabilir. Diğer karakterlerin aksine (örneğin Samira Mohan), Collins duygularını işine karıştırmamak için kalın duvarlar örer. Bu durum dışarıdan “duygusuz” gibi görünmesine yol açsa da aslında sistem içinde hayatta kalmak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Acil serviste kaos çıktığında ipleri eline alan ilk kişilerden biridir. Karar verme hızı, Dr. Robby Robinavitch’in bile saygı duyduğu bir seviyededir.

Tracy Ifeachor
6. Dr. Melissa “Mel” King (Taylor Dearden)
Mel’in en belirgin özelliği otizmli bir birey olmasıdır. Ancak dizi bunu bir “engel” ya da “mucizevi bir süper güç” olarak değil, sadece farklı bir çalışma ve algılama biçimi olarak işliyor. Mel, karmaşık tıbbi verileri, laboratuvar sonuçlarını ve semptom kalıplarını herkesten hızlı birleştirir. Kaosun içinde başkalarının göremediği sessiz sinyalleri yakalar. Acil servisin yanıp sönen ışıkları, sürekli çalan alarmlar ve bağırışlar onun için fiziksel bir acı kaynağı olabilir. Bu yüzden bazen gürültü önleyici kulaklıklar taktığını veya aşırı uyarıldığında kısa molalar verdiğini görürüz.

Taylor Dearden
7. Dr. Cassie McKay (Fiona Dourif)
Dr. Cassie McKay, The Pitt dizisindeki en “insani” ve mücadeleci karakterlerden biri olarak öne çıkıyor. Cassie, acil servisin 24 saatlik nöbetleri ile bekar bir anne olmanın getirdiği sorumluluklar arasında sürekli sıkışmış durumdadır. Bu durum, onu diğer asistanlara göre daha yorgun ama bir o kadar da pratik ve dayanıklı kılar. Diğer doktorlar için bir vaka “tıbbi bir bulmaca” iken Cassie için o vaka, bir an önce çözülüp eve, çocuğuna yetişmesi gereken bir engel veya derin empati kurduğu bir başka ebeveyndir.

Fiona Dourif
8. Dr. Trinity Santos (Isa Briones)
Trinity, tıp fakültesinden dereceyle mezun olmuş, teorik bilgisi çok yüksek ancak pratik dünyanın sertliğine henüz çarpmamış bir karakterdir. Bir intörn olarak hiyerarşinin en alt basamağındadır. Kendini Dr. Robby veya Dr. Collins gibi dev isimlere kanıtlama isteği, onu bazen gereğinden fazla risk almaya veya kapasitesini zorlamaya iter. Acil servisin o yorgun ve bıkkın atmosferinde Trinity’nin bitmek bilmeyen enerjisi bazen diğer doktorlar için ilham verici bazen de sinir bozucu olabilir.

Isa Briones
Abbot, mesleğinde çok uzun yıllar geçirmiş ve artık acil servisin bitmek bilmeyen dramalarına karşı bir tür duygusal bağışıklık geliştirmiştir. Genç asistanların (Trinity veya Samira gibi) idealizmine karşı genellikle alaycı veya küçümseyici bir tavır sergiler. Ona göre tıp, dünyayı kurtarmak değil, günü en az kayıpla kapatmaktır. Fiziksel ve zihinsel olarak bitkin bir görüntü çizer. Bu yorgunluk, bazen tıbbi kararlarında “en güvenli” ama “en az uğraştırıcı” yolu seçmesine neden olabilir.

Noah Wyle, Shawn Hatosy
10. Tıp Öğrencisi Dennis Whitaker (Gerran Howell)
Dennis, ders kitaplarındaki her şeyi ezbere bilen ancak ilk kez gerçek bir açık yara veya fışkıran kan gördüğünde ne yapacağını şaşıran o klasik tıp öğrencisi profilidir. Sıklıkla elinde notları veya tabletiyle, üst kıdemli doktorların sorduğu en zor teknik soruları yanıtlamaya çalışırken görülür. Acil servisin hızı karşısında bazen adeta felç olur. Bir intörn olan Trinity’den bile daha tecrübesiz olduğu için ayak altında dolaşmamaya çalışırken aslında en çok yardıma ihtiyaç duyan kişidir.

Whitaker Gerranhowell
11. Dr. Victoria Javadi (Shabana Azeez)

Shaban Aazeez
2. sezonda ekibe katılan, kararlı ve otoriter bir uzman doktordur. Robby’nin yokluğunda acil servisin yönetimini devralması ve getirdiği yeni düzenle ekip içindeki dinamikleri değiştirmesiyle hikayeye taze bir soluk getirir.
13. Gloria Underwood (Michael Hyatt)
Gloria Underwood, Pittsburgh Travma Tıp Merkezi’nde başhekim olarak görev yapar. Dr. Robby (Noah Wyle) ve ekibi için Gloria, genellikle hastanenin “fildişi kulesinde” oturan, kağıt üzerindeki rakamlara ve bütçeye odaklanan bir bürokrat gibidir. Robby personel eksikliği ve yetersiz kaynaklardan şikayet ederken, Gloria hastanenin sürdürülebilirliğini sağlamak için verimlilik ve hasta memnuniyet skorları üzerinden baskı kurar.
14. Dr. Yolanda Garcia (Alexandra Metz
Yolanda, standartları “kendi atmosferine sahip olacak kadar yüksek” olan, ödün vermez bir tıp profesyonelidir. Yanındaki asistanlardan ve iş arkadaşlarından her zaman kusursuzluk bekler. O, duygusal karmaşalar yerine somut vakalara ve çözümlere odaklanır. Bir cerrah olarak “işi yap ve çık” mantalitesini benimsemiştir.
15. Dr. Parker Ellis (Ayesha Harris)
İlk sezonda tekrarlayan bir rolde (gece vardiyası asistanı olarak) gördüğümüz Parker Ellis, 2. sezonda ana kadroya dahil edildi. Pragmatik, az ama öz konuşan ve kriz anlarında soğukkanlılığını koruyan bir karakter. Gece vardiyasının kaosunu yönetme konusundaki ustalığıyla biliniyor. 2. sezonda hastanedeki hiyerarşi içinde daha fazla sorumluluk alıyor ve genç asistanlar (özellikle Dr. Santos) için bir tür “sert sevgi” gösteren mentora dönüşüyor.
16. Joy Kwon (Irene Choi)
Dr. Dennis Whitaker’ın mentorluğunda çalışan 3. sınıf tıp öğrencisidir. Tıp bilgisi oldukça geniş olsa da hasta bakımına karşı aşırı klinik, mesafeli ve hatta ilgisiz yaklaşımıyla dikkat çeker.
17. James Ogilvie (Lucas Iverson)
Whitaker’ın altındaki diğer 4. sınıf tıp öğrencisidir. Kendine aşırı güvenen, kibirli ve empati yoksunu tavırları nedeniyle PTMC’nin yoğun ortamında sık sık zorluk yaşar.
Not: Diziyle ilgili daha önce bu başlığın altında yorum yapılıyordu.
]]>
Yerli dijital platformlardan Tabii, 24 Nisan’da Temiz Para isimli yeni bir komedi dizisi yayınladı. Bu da diziye ait fragman.
Yaklaşık 40 dakikalık 8 bölümden oluşan dizinin yönetmeni Hakan Algül. Senaryoyu Yaşar Arak, Resul Ertaş ve Ömer Pınar kaleme almış. Yapımcısı ise Hakan Sancaktutan.

Soner isimli bir adam var hikayemizin merkezinde. Sağa sola yüklü miktarda borç takan, ağzı laf yapan, fırıldak bir adam Soner. Yakın dönemde mafya için para aklamaya başlayan Soner, başka kişilere olan söz konusu borçlarını ödemek için mafyanın 15 milyon lirasını bahiste kullanma gafletine düşer ve haliyle şimdi de mafyaya borçlanır. Yüksek miktarda para aklama konusunda mafyaya parlak bir fikir sununca son anda infaz edilmekten kurtulur ve maceramız başlar.
Soner ve mafyanın has adamı Fatih, söz konusu parlak fikir kapsamında bundan sonra birlikte hareket edeceklerdir. Dahiyane plan ise gişesi olmayacaklarına inandıkları yüksek bütçeli sinema filmleri çekmek. Bakalım bu yolculukta onları neler bekliyor?

*Soner karakterine Çok Güzel Hareketler 2 programıyla tanınan Safa Sarı hayat vermekte.
*Fatih karakterini Hakan: Muhafız, Geleceğe Mektuplar, Aslında Özgürsün, Muhteşem Yüzyıl, Kara Para Aşk ve Asi gibi dizilerle tanınan Saygın Soysal canlandırıyor.
*İnci Taneleri dizisinden anımsanabilecek Ümit Beste Kargın, Soner ile garson olarak çalıştığı kafede tanışan ve Soner için bir sevgili adayı olan şirin bir kadın karaktere hayat veriyor.
*Haziran Gecesi, Dudaktan Kalbe, Sadakatsiz, Mucize Doktor ve Umutsuz Ev Kadınları gibi dizilerle tanınan Özge Özder, Fatih ve Soner’in birlikte çalışacakları ajansın sahibesi bir kadın karakteri canlandırıyor.
*Kavak Yelleri, O Hayat Benim ve Dönence gibi dizilerle tanınan Didem İnselel, filmin yönetmeni rolünde.
*Maviye Sürgün, Aziz, Saygı, Çukur ve Güllerin Savaşı gibi dizilerle tanınan Damla Sönmez, çekilecek olan filmin kadın oyuncularından birini canlandırıyor.
*EGO, Yasak Elma, Mükemmel Eşleşme, Kocamın Ailesi ve Hanım Köylü gibi dizilerden hatırlanabilecek Ahmet Kayakesen, çekilecek olan filmin erkek oyuncularından birini canlandırıyor.
*Çok Güzel Hareketler 2 programına ek olarak Sekizinci Aile ve Kral Kaybederse gibi dizilerle tanınan Cihan Talay, filmin senaristi rolünde.
*Aldatmak, Modern Kadın, Erkenci Kuş ve Güzel Köylü gibi dizilerle tanınan Özlem Tokaslan, Soner’in annesi rolünde.
*Gönül Dağı, Yalaza ve Genco gibi dizilerle tanınan Erdal Cindoruk ise mafya patronu rolüyle karşımıza çıkmakta.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim. Hikayenin çıkış noktası konusunda pozitifim. Bu fikrin genel işleyiş halinin vasat ama izlenir durumda olduğu kanaatindeyim. Dizinin en büyük artısı ise zengin oyuncu kadrosu elbette. Güzel bir kast oluşturmuşlar diyebilirim gönül rahatlığıyla.
]]>
Prime Video’nun İspanya yapımı yeni komedi dizisi Cochinas (İngilizce adıyla: Naughty Business), 24 Nisan’da izleyiciyle buluştu. Bu da hafif erotik bir tona da sahip bir dönem komedisi olan diziye ait fragman:
Dizinin yaratıcıları Irene Bohoyo ve Carlos Del Hoyo. Yapımcıları ise Aritz Cirbián Casado, Eneko Gutiérrez Sola ve Adriana Izquierdo.
8 bölümden oluşan dizinin bölüm süreleri 26-36 dakika aralığında değişmekte.

1998 yılında İspanya’nın Valladolid şehrindeyiz. Merkez kahramanımız Nines, dindar/tutucu bir ev hanımı. Nines’ın kocası bir trafik kazası sonucu komaya girecek. Bu talihsiz olay sonrasında tek başına evini idare etmek ve 2 çocuğuna bakmak zorunda kalacak Nines.
Nines’ın kocası bir video film satış ve kiralama dükkanı işletmekteymiş. Nines, kocası komaya girdikten sonra kocasının 6 aydır söz konusu dükkanın kirasını ödemediğini, dükkanda çalışan 2 personelin maaşlarını da yatırmadığını ve daha birçok yere borcu olduğunu öğrenecek. Bir de dükkanda bilmediği bir gizli oda olduğunu keşfedecek.

Erotik film reyonu olarak tarif edilebilecek bu gizli oda, dükkanın son dönemdeki yegane satış yapan reyonu haline gelmiş. Keza son yıl içerisinde mahallede açılan başka bir video film dükkanı normal filmler konusunda Ninesların dükkanının tüm müşterilerini çalmış. Uçan kuşa borcu (toplamda 3 milyon peso) olan Nines da uykudan uyanıp, tutucu tarafını da bir kenara bırakıp erotik filmlerden maksimum para kazanmanın yollarını aramaya başlayacak.

Nines karakterine En fin, Señoras del (h)AMPA, Vergüenza, Rabia, Aquí no hay quien viva ve BuenAgente gibi dizilerle tanınan Malena Alterio‘yu izleme fırsatı yakalıyoruz.
Video film dükkanında çalışan Chon ve Agustín/Agus rollerine Celia Morán ve Álvaro Mel hayat vermekte.
Tüm kadroya ise şuradan göz gezdirebilirsiniz.

Dizinin ilk bölümünü izledim ve yeterli buldum. Başroldeki Malena Alterio’nun da mimikleriyle dikkat çeken biri olduğunu ve başarılı bir performans ortaya koyduğunu söyleyebilirim.





Prime Video için hazırlanan Young Sherlock, Andy Lane’in popüler kitap serisinden uyarlandı. Sherlock Holmes’un bildiğimiz o soğukkanlı ve kusursuz dedektif olmadan önceki, daha ham ve savunmasız dönemini anlatıyor.
1870’lerin Oxford’unda geçen hikayede Sherlock, kendisini bir cinayet davasının ortasında bulur. Bu süreçte en büyük düşmanı olacak James Moriarty ile tanışır; ancak dizide Moriarty, Sherlock’un üniversitedeki en yakın arkadaşı olarak karşımıza çıkıyor.
Dizinin çekimleri 2024 yılının Ağustos ayında İngiltere’de (Oxford ve Londra) başladı. Bazı bölümlerinin çekimleri İstanbul ve Kahramanmaraş’ta gerçekleştirildi. İlk sezon 8 bölümden oluşmakta. Dizi, gösterdiği başarının ardından Nisan 2026’da Amazon’dan 2. sezon onayını aldı.
KARAKTERLER / OYUNCULAR
19 yaşında, henüz kendini bulmaya çalışan bir Oxford mezunu. Bildiğimiz o mesafeli adamdan ziyade; disiplinsiz, duygusal ve başı dertten kurtulmayan bir genç. Zekası yüksek ama bu zeka henüz bir metotla törpülenmemiş.
After film serisiyle tanıdığımız Hero Fiennes Tiffin, Sherlock’un gençliğini canlandırıyor.

Dizide Moriarty, geleneksel düşman imajının aksine, Oxford’da Sherlock’un en yakın arkadaşı ve suç ortağı olarak sunuluyor. İkili, Çinli bir prenses ve karanlık aile sırlarını içeren küresel bir komployu birlikte çözmeye çalışıyor.
The Wheel of Time (Zaman Çarkı) dizisiyle dikkat çeken Dónal Finn, Moriarty rolünü canlandırmakta.

Dizinin en özgün karakterlerinden biridir. Çinli bir prenses, bilgin ve ustalaşmış bir dövüş sanatçısıdır. Sherlock’u hem entelektüel hem de fiziksel olarak zorlamaktadır.

Sherlock’un Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan ağabeyi. Daha oturaklı ve kardeşini sürekli başını soktuğu belalardan (hapis gibi) kurtaran bir figürdür. Kardeşiyle arasındaki gerginlik, ailenin geçmişindeki sırları ve kayıp kız kardeşleri Beatrice üzerine kuruludur.

Sherlock’un babası. Ailesini kendi çıkarları için zor duruma sokan, kriminal eğilimleri olan bir karakterdir.
Sherlock’un annesi. Ailenin otoriter ve zarif temel taşıdır; ancak dizide mental olarak kırılgan bir dönemden geçtiği de vurgulanır.

Sir Bucephalus, Oxford Üniversitesi’nde etkili ve oldukça kibirli bir figürdür. Eski dünyayı, aristokrasiyi ve katı akademik kuralları temsil eder. Sherlock’un gençlik yıllarındaki asi tavırlarına ve alışılmadık yöntemlerine karşı çıkan en büyük engellerden biridir. Sherlock’un toplumsal kuralları hiçe sayan zekası, Sir Bucephalus’un temsil ettiği düzenli ve hiyerarşik dünyayı tehdit eder.
Hikayenin başında sadece disiplinli bir otorite figürü gibi görünse de herlock’un dahil olduğu cinayet komplosu ve gizemlerin merkezinde yer alan, derin bağlantıları olan bir karakterdir.
Not: Diziyle ilgili daha önce bu başlığın altında yorum yapılıyordu.
]]>
Netflix’in Fransız yapımı yeni komedi dizisi Recalé (İngilizce adıyla: Flunked), 23 Nisan’da görücüye çıktı. Bu da fragmanı:
26-35 dakika aralığındaki 8 bölümden oluşan dizinin yaratıcısı, yönetmeni ve yürütücü yapımcısı François Uzan (En Place, Lupin).

Eddy isimli bir adam var hikayemizin merkezinde. Küçük çaplı bir dolandırıcı ve polisin radarına giren Eddy, ani bir baskın sırasında enseleniyor. Polisten Eddy’ye hapse atılmamaya karşılık bir işbirliği önerisi geliyor. Eddy, istemeye istemeye de olsa bu işbirliğini kabul ediyor.

Matematikle arası çok iyi olan Eddy’nin görevi berbat bir devlet lisesinde matematik öğretmeni olarak göreve başlamak ve uyuşturucu dağıtıcısı olan azılı bir suçlunun bu lisede okuyan çocuğunu tespit etmek.
Öğrencilik yıllarında liseden atılan ve zorbalığa maruz kalışıyla da hatırladığı lise, Eddy için ciddi bir travma bu arada.
Son olarak; Eddy’yi bu lisede geçmişten tanıdık bir yüz beklemekte. Kötü ayrıldığı eski manitası tesadüftür ki okulun müdiresi konumunda.

*Eddy karakterine Alexandre Kominek hayat vermekte.
*Laurence Arné, Eddy’ye bu gizli görevi veren polis komiseri Lucie rolünde.
*Leslie Medina, sözünü ettiğimiz eski sevgili Tiphaine rolünde.
*Jean-Claude Muaka, Joséphine de Meaux, Fred Testot, Sabrina Ouazani ve Bérangère McNeese ise okuldaki öğretmenlere hayat vermekteler.

Dizinin ilk bölümünü izledim ve yeterince eğlenceli buldum. François Uzan’ın kafasını En Place’ten severim. Dizinin sonunu görebilir miyim bilemiyorum ama sıktığı yere kadar izlemek niyetindeyim.
]]>
Summerwater, 2025 yılı sonbaharında Channel 4’da yayınlanmış olan gizem yüklü bir drama dizisi. 6 bölümden oluşmakta. Bölüm süreleri ise 46-47 dakika uzunluğunda.
Sarah Moss‘un 2020 yılında yayımlanan aynı adlı kitabından uyarlanmış dizi. Senaryoyu John Donnelly kaleme almış. Bölümlerden dördünü Robert McKillop, ikisini ise Fiona Walton yönetmiş. Jules Hussey, Mike Ellen, Clare Kerr ve Laura Ferguson ise dizinin yapımcı kadrosunu oluşturuyorlar.

Summerwater isimli bir yerdeyiz. İskoçya’da ormanın içerisinde ve bir gölün kıyısında bulunan bir kamp alanı diyebiliriz Summerwater için. Gündelik hayatın sıkıntılarından kaçıp kafa dinlemek isteyen ailelere ait ikişer katlı orman kulübeleri mevcut bu yerde. Hikayemize konu olan 5 adet kulübemiz var.
Diziyi bir polis sorgusu sahnesiyle açıyoruz. Kazara olup olmadığı bilinmeyen bir yangın çıkmış Summerwater’da ve bu çıkan yangında bir kişi vefat etmiş. Dizi altı bölümlük süreçte bizi o yangın anına götürecek ve olayları sırayla karakterlerin gözünden izleyeceğiz. Bir yandan da karakterlerin yakın veya uzak geçmişte yaşadığı ve onlarda iz bırakan bazı hikayelere şahit olacağız flashback sahneleriyle.

Kulübelerden birinde 2 küçük çocuklu Tindall ailesi var. İngiltere’den geliyorlar. Ailemizin annesi Justine, psikolojik açıdan sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Buraya gelmeden önce İngiltere’de bir takım olaylar yaşamış. Ciddi seviyede hissizleşmiş durumda. Ne eşine ne de çocuklarına ilgi gösteremez vaziyette.
Justine karakterinde The Fall, Thirteen ve The Other Guy gibi dizilerden anımsanabilecek Valene Kane‘i izliyoruz.
Justine’in kocası Steve karakterini Big School ve Flowers gibi dizilerden anımsanabilecek Daniel Rigby canlandırıyor.
Çiftin çocukları Lola ve Jack rollerinde ise Emily Briscoe ve Bertie Wallwork karşımıza çıkıyor.

Kulübelerden bir diğerinde Campbell çifti var. Çocuksuz, yaşı ilerlemiş bir çift Campbelllar. Annie’nin beyinle ilgili bir rahatsızlığı var. David eşi Annie ile tıpkı bir çocukla ilgilenir gibi ilgilenmek zorunda ama bu durumdan ona fena halde bıkkınlık gelmiş durumda.
Annie karakterine The House Across the Street, Happy Valley, Southcliffe ve Hamish Macbeth gibi dizilerden hatırlanabilecek Shirley Henderson hayat veriyor.
David karakterinde Hemlock Grove, Desperate Housewives, Snatch, Batwoman, Crime ve Father & Son gibi dizilerle tanınan Dougray Scott‘ı izliyoruz.

Kulübelerden bir diğerinde Millie ve Josh çifti var. Sevgililer. Josh, Millie’nin onu kendisinin onu sevdiği kadar sevip sevmediğini merak eder vaziyette.
Millie rolünde Shereen Cutkelvin, Josh rolünde Anders Hayward karşımıza çıkmakta.

Kulübelerden bir diğerinde Henderson familyası var.
Ailenin annesi Rachel rolünde The Descent (Cehenneme Bir Adım) film serisi ve Howl filmine ek olarak In Plain Sight ve Spooks gibi dizilerden anımsanabilecek Shauna Macdonald karşımıza çıkmakta.
Ailenin babası Ian rolünde Annika, Guilt, Too Close, The Victim ve Frontier gibi dizilerden hatırlanabilecek Jamie Sives karşımıza çıkıyor.
Çiftin 2 çocukları var. Oğulları Alex (Calum Ross) 16-17 yaşlarında. Kızları Becky (Silvie Furneaux) ise 15 yaşında. Her zaman uysal, örnek bir çocuk olmuş ama yakın zaman önce lisesinde bir kavgaya karışmış Alex.

5. ve son kulübede ise Litvanyalı bir çift kalıyor: Alina ve Marijonas. Lola’nın yaşlarında bir kızları var. Bir de Marijonas’ın annesi Rasa onlarla birlikte kalmakta. Pandemi sonrasında ekonomik sıkıntı yaşamaları sonucunda soluğu burada almak zorunda kalmışlar. Yakınlardaki bir otelde çalışıyorlar. Otel yönetimi konaklamaları için onlara bu kulübeyi ayarlamış.
Alina karakterine The Tattooist of Auschwitz ve Showtrial gibi dizilerden hatırlanabilecek Polonyalı aktris Anna Próchniak hayat veriyor.
Marijonas karakterinde The Last Kingdom ve The White Lotus dizileriyle tanınan Litvanyalı aktör Arnas Fedaravicius‘u izliyoruz.
Çiftin kızları Violeta rolünde Anika Boyle‘u izliyoruz.
Marijonas’ın İngilizce bilmeyen, sigara müptelası, umursamaz annesi Rasa rolünde Litvanyalı aktris Ingeborga Dapkunaite karşımıza çıkmakta. Doksanlı yıllarda Mission: Impossible ve Seven Years in Tibet gibi filmlerde yer alan 63 yaşındaki aktrisin dizi geçmişinde ise Insomnia, Okkupert, A Wolf’s Prey, Bodies, Sherlok Kholms ve Most gibi diziler mevcut.

Kulübelerde yaşamayan ama Summerwater’da bulunan bir karakterimiz mevcut ayrıca: Gavin Macquoid. Eski bir asker Gavin. Askeriyeden atılmış, ailesini kaybetmiş, evsiz kalmış. Hayat onu bu ormanda yaşar hale getirmiş.
Gavin karakterine The Victim ve The English Game gibi dizilerden anımsanabilecek James Harkness hayat veriyor.

Diziyi izleyip bitirdim.
İlk bölüm Tindall ailesine ama daha ziyade Justine’e odaklanmıştı. En sürükleyici bölüm buydu bence. İkinci bölümde Campbelllara ek olarak Millie ve Josh çiftine konuk olduk. Daha çok Campbell familyasından David’in direksiyonda olduğu bir bölümdü. Bana göre en kötü bölüm buydu. Üçüncü bölümün merkezinde geçmişleriyle ve de bugünleriyle Litvanyalı çiftimiz vardı. Daha ziyade Alina’nın penceresinden izlediğimiz bir bölümdü. Kesinlikle başarılı bir bölümdü bu da. Dördüncü bölüm, Henderson familyası üzerine bir bölümdü. Ebeveynler değil de çocuklar merkezdeydi bölümde. Alex’in bölümdeki ağırlığı da Becky’den çok daha fazlaydı elbette. 1 ve 3 ile birlikte benim başarılı bulduğum bölümlerden biri oldu bu da. Beşinci bölüm Annie ve Gavin üzerine ayrı ayrı pay edilmiş bir bölümdü. Altıncı ve son bölüm ise karakterlere değil yangın akşamına odaklanan bir bölümdü. Son 2 bölümü vasat olarak değerlendirebilirim sanırım.
Campbell ailesini ve de Millie-Josh çiftini hikaye açısından pek de gerekli bulmadım açıkçası ben. Campbelllar bir de 2 bölüm birden işgal edince tabii dizide…
Oyuncu bazında değerlendirme yapacak olursam; gayet iyi bir kasttı bence. Valene Kane, Anna Próchniak ve Silvie Furneaux’yu en çok dikkat çeken 3 isim arasında sayabilirim performans olarak. Calum Ross, Jennifer Winn ve Anika Boyle gibi genç isimler için de akılda kaldılar diyebilirim yine bu kapsamda.
Yangın hikayesi kapandı elbette ama şu ormanın derinliklerindeki gizemli kulübe hikayesi ne yazık ki öylece açık bitti. Doğaüstü bir tarafı bulunan o kulübe için geçmişle bugünü birbirine bağlayacak bir 2. sezon hikayesi çekseler güzel olurdu aslında.



Peacock’ın yeni dizisi The Miniature Wife, 9 Nisan’da izleyiciyle buluştu. 10 bölümden oluşan sezonun tamamı aynı gün yayınlandı. Komedi ve drama ögelerini harmanlayan romantizm soslu bir bilim kurgu dizisi olarak lanse edilebilecek olan The Miniature Wife‘ın bölüm süreleri 39-47 dakika aralığında değişmekte.
Manuel Gonzales‘in kısa hikayesinden uyarlanan dizinin yaratıcıları ve de yürütücü yapımcıları Jennifer Ames ve Steve Turner.

Les ve Lindy Littlejohn, uzun yıllardır evli olan bir çifttir. Birbirlerini severler ama kendilerini daha fazla severler. Lindy, bir üniversitede öğretim üyesi. Les ise bir bilim adamı. Yıllar önce en çok satanlar arasına giren ve hatta bir filmi de çekilen bir kitap yazmış Lindy. Lindy’nin o parlak döneminde onun yanında durmuş ve destekleyici eş olarak vermesi gereken tüm pozları vermiş Les. Uzun yıllardır da Lindy’den o destek borcunu dilenir hale gelmiş. Lindy de fena halde sıkılmış doğal olarak yıllar içerisinde bu durumdan. Bir süredir de biriyle aldatmakta Les’i hatta. Les’i terk etmeyi de seçenekler arsında tutar vaziyette.

Les’in ekibiyle birlikte yıllardır üzerinde çalıştığı ama bir türlü tamamlayamadığı çılgın bir bilim projesi mevcut. ‘Tarıma çağ atlatmak’ başlığı altında sunduğu bu projeye şu sıralarda bir yatırımcı ortak almak üzere. Bu yatırımcı ortak sayesinde üzerine iyice baskı alacak Les.
Peki Les’in bu çılgın projesi nasıl bir şey? Nesneleri küçülten bir formül tasarlamış Les. Formülün bu kısmı da başarıyla işlemekte. İşlemeyen ve projenin bir türlü tamamlanamamasına neden olan kısım ise ‘Yeniden büyütme’ kısmı.

Les ve Lindy’nin evlerinde hararetli bir tartışma yürüttükleri bir esnada kazara kendi kendini küçültecek Lindy ve sonrasında da olaylar gelişecek. Bu küçülme, yolunda gitmeyen evliliklerine iyi mi gelecek yoksa her şeyi daha da kötü bir hale mi getirecek?

Les karakterine Succession, Ripper Street, The Enfield Haunting, The Pillars of the Earth, Little Dorrit, Perfect Strangers, Howards End ve Death by Lightning gibi dizilerle tanınan Matthew Macfadyen hayat veriyor.
Lindy karakterinde ise The Better Sister, Mrs. America, Modern Family, Wet Hot American Summer: First Day of Camp, Wet Hot American Summer: Ten Years Later, 30 Rock ve Scrubs gibi dizilere ek olarak pek çok Hollywood filminden yakinen tanıdığımız Elizabeth Banks‘i izleme şansı elde ediyoruz.

*The Handmaid’s Tale, No Good Deed, The First Lady, The Five ve Maxxx gibi dizilerden anımsanabilecek O-T Fagbenle, Les’in yanında çalışan bilim insanlarından biri olan Richie rolünde. Lindy’nin metresi aynı zamanda Richie.
*Evil, This Way Up, The Bedford Diaries ve The Brink gibi dizilerden anımsanabilecek Aasif Mandvi, Les’in iş ortağı ve yakın arkadaşı Martin rolünde.
*Star Trek: Strange New Worlds dizisinden anımsanabilecek Rong Fu, Les’in yanında çalışan bilim insanlarından biri olan Janet rolünde.
*Interior Chinatown ve Doogie Kamealoha, M.D. gibi dizilerden anımsanabilecek Ronny Chieng, Les’in yukarıda sözünü ettiğimiz yeni yatırımcı ortağı Hilton Smith rolünde.
*Life in Pieces, Friends with Better Lives ve Whitney gibi dizilerden tanıdığımız Zoe Lister-Jones, Hilton’ın laboratuvardaki işleri yönetmesi için geride bırakacağı sert mizaçlı çalışanı Vivienne rolüyle karşımıza çıkmakta.
*Sofia Rosinsky, ilk etapta sadece fotoğraflardan görmekte olduğumuz Lulu rolünde. Les ve Lindy’nin biricik kızları Lulu.
*Fleabag, Unstable ve Two Weeks to Live gibi dizilerden hatırlanabilecek Sian Clifford ise Lindy’nin kitap editörü ve yakın arkadaşı konumundaki Terry rolüyle karşımıza çıkmakta.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim henüz. Bu ay başlayacak yeni diziler arasında benim en çok dikkatimi çeken The Miniature Wife olmuştu. İyi bir şey çıkmasını umuyordum ama beklediğim seviyede çıktığını söyleyemem. İlk bölüm, bana göre çok uzun kaçan bir giriş bölümüydü. İkinci bölüm ise nispeten daha izlenir durumdaydı. İlerleyen bölümlerde biraz daha açılır umarım. Elizabeth Banks’in varlığı elbette dizi için büyük bir artı.


Crazy Love, 2022 yılında KBS2’de yayınlanmış olan bir komedi drama dizisi. Romantik komedi ögeleri içeren dizi, tek sezon ve 16 bölümden oluşmakta. Bölüm süreleri ise 60-70 dakika aralığında değişmekte. Orijinal dilinde Keureiji Reobeu ve Keuleiji Leobeu gibi adlarla anılan dizi, seçili ülkelerde Disney+’ta da yayınlanmış.
Dizinin senaryosu Kim Bo-gyeom tarafından kaleme alınmış. Yönetmenliğini ise Kim Jung-hyun üstlenmiş.

Noh Go-jin, Güney Kore’nin en iyi online matematik enstitüsü konumundaki GOTOP’un CEO’sudur. Onun için para eğitimin önündedir. Çok yüksek bir IQ’ya sahiptir. Çok da yüksek bir egoya. Sahip olduğu ego ve de beraberinde gelen kaba tavırlarıyla etrafındaki herkesin sinir uçlarıyla oynamaktadır.
Lee Sin-A ise Noh Go-jin’in iyice şamar oğlanına döndürdüğü asistanıdır. Tam 1 senedir inatla bu kaba adama katlanmaktadır. Eğitim fakültesi mezunu olan Lee Sin-A, GOTOP bünyesinde bir öğretmen olmayı hayal etmiş ama o işi alamamıştır. Öğretmenlik hayalini öteleyerek bu zorlu asistanlık işini kabul etmek zorunda kalmıştır. Noh Go-jin’in ondan önceki asistanları (Şu anda hepsi Noh Go-jin’e düşmanlar ve bu ortak düşman karşısında birlikte saf tutmakta ve küçük küçük eylemlerde bulunmaktalar). 3 ay bile dayanamazken o inat etmiş, sessiz kalmış ve 1 yılı doldurmuştur. Tüm bu zulme sessiz kalırken ise oluşan çeşitli rahatsızlıklarını bastırabilmek için bir ilaç müptelasına dönüşmüştür. Tam da işteki 1. yılını doldurduğu sırada bir ölümcül hastalık teşhisi konulur Lee Sin-A’ya. Hastalığı ilerlemiştir ve çok fazla ömrü kalmamıştır. O da bu acı haberi alınca hastalığının sebebi olarak gördüğü Noh Go-jin’e bilenir ve 1 yıldır süregelen sessizliğini bozmak ve ona bir ders vermek ister. Patronunun evine o öfkeyle gider ve sonrasında da olaylar hiç beklenmedik bir şekilde gelişmeye başlar.

Noh Go-jin karakterine Her Private Life, Son: The Guest, Hoo-ah-yu ve Nabbeun Namja gibi dizilerle tanınan Kim Jae-Wook hayat veriyor.
Lee Sin-A karakterinde ise Police University, Sseochi ve Naegen Neomoo Salangseuleoun Geunyeo gibi dizilerle tanınan ABD doğumlu aktris Krystal Jung‘ı izliyoruz.

Missing: The Other Side, High Class ve Bad Papa gibi dizilerden anımsanabilecek Ha Jun, Noh Go-jin’in iş ortağı, tek arkadaşı ve aile üyesi Oh Se-gi rolünü canlandırıyor. GOTOP’un başkan yardımcısı Oh Se-gi. Noh Go-jin’in aksine kibar ve güleç yüzlü biri. Lee Sin-A da kendi halinde bir şekilde ondan hoşlanmakta.

Yoo In-young, Noh Go-jin’in unutamadığı ilk aşkı Baek Soo-young karakterine hayat vermekte. 8 yıl aradan sonra ülkeye geri dönen Baek Soo-young, eğitim sektörüne hızlı ve parlak bir giriş yapmak üzere olan BackEdu şirketinin CEO’sudur. Güzel görünüm, seksi beyin ve sıcak bir kalp üçgeninde biçimlenmiş göz alıcı bir kadın olarak karşımıza çıkar.

Park Han-sol, Lee Sin-A’nın ev arkadaşı Choo Ok-hee rolüyle karşımıza çıkmakta. Bir avukata asistanlık yapmakta.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim. Yeterli miktarda eğlendiğimi ve kadın merkez karakterimizi izlemekten keyif aldığımı söyleyebilirim. Sezon sonuna kadar sıkmadan ilerleyebilmiştir dizi umarım.




Mariachis, HBO Max’in 2022 yılında yayınladığı, merkezine müzik ve aileyi alan bir komedi drama dizisi. Tek sezon ve 8 bölümden oluşmakta. Bölüm süreleri 31-45 dakika aralığında değişmekte.
Dizinin hikayesi bir baba-oğul olan Toño Mauri–Antonio Mauri ikilisine ait. Bu ikili, dizide oyuncu ve yapımcı olarak da yer almakta. Hammudi Al-Rahmoun Font ise dizinin yönetmeni ve aynı zamanda yürütücü yapımcısı konumunda.

Rosendo isimli, ellili yaşlarında bir adam var hikayemizin merkezinde. Kendisine erken Alzheimer teşhisi konuyor. Erken dediysek yaşından ötürü. Yoksa hastalığı sessiz sedasız bir biçimde bayağı ilerlemiş durumda.
Eşiyle evlilik yıldönümlerini kutlayacakları bir akşam Rosendo’nun hafızası bir anda neredeyse tamamen gidiyor. Neredeyse diyorum çünkü uzak geçmişe dair bazı anılar hatırlıyor. Bundan yaklaşık 30 sene öncesine ait anılar. Ağabeyiyle birlikte bir mariachi grubu var Rosendo’nun o yıllarda. İkisi de şarkıları söylüyorlar ama işin beste tarafını Rosendo tek başına yüklenmekte. Rosendo’nun hatıralarından gördüğümüz kadarıyla çok başarılılar ve bir albüm anlaşması kapmak üzereler. Rosendo’nun karizmatik ağabeyi Gavilán, yapımcıların ve hayranların ilgisini daha çok üzerinde toplayan kişi konumunda. Üstüne bir de Rosendo’nun içten içe aşık olduğu Lucia’yı da kapmış Gavilán.
Günümüze gelindiğinde ise Rosendo ve Lucia evliler. 2 de yetişkin oğulları var. Çiftin Gavilán ile olan iletişimleri ise yıllar önce son bulmuş. Ta ki Rosendo hafızasını kaybedip Gavilán’ı aramaya başlayana kadar. Gavilán’ın da Rosendo’yu aramak için bir sebebi oluşuyor bu aralar ayrıca. Tehlikeli birilerine fazlaca borçlu olan Gavilán, kendisine bu durumdan çıkış kapısı olarak Rosendo’yu görecek.

Rosendo hafızasını kaybedip mariachi sevdası depreşince iki oğlu ve onların birer arkadaşıyla birlikte bir mariachi grubu kuracak ailemiz ve hikayemiz bu kanalda gelişecek.

Rosendo karakterine Pedro Fernández, Lucia karakterine Consuelo Duval, Gavilán karakterine Alberto Estrella hayat vermekte. Bu üç karakterin gençlik hallerine ise sırasıyla David Caro Levy, Estefanía Hinojosa ve Jose Angel Bichir hayat vermekte.

Rosendo-Lucia çiftinin büyük oğulları Jorge rolünde Vadhir Derbez‘i, küçük oğulları Pedro rolünde Antonio Mauri‘yi izliyoruz. İkisinde de aileden geçme bir müzik yeteneği var. Pedro’nun bir müzik grubu var ve şu sıralarda gruba gelen bir albüm anlaşması teklifi var. Jorge ise evli bir adam. Eşiyle çocuk yapmaya çalışmaktalar. Bir depoda düzensiz saatlerde ve düşük ücretle çalışıyor. Maddi sıkıntıları mevcut.

Jorge’nin güzel eşi Cristina rolüne Costanza Andrade hayat vermekte. Bir çağrı merkezinde çalışıyor Cristina.

İspanyol aktris Nya de la Rubia‘yı Xoch rolüyle izleme fırsatı yakalıyoruz dizide. Jorge’nin iş yerinden kafa dengi bir arkadaşı Xoch. Meksika’da olmayı çok seven bir İspanyol kendisi. Jorge ile takılmayı da seviyor. Müziği ve mariachiyi de seviyor derken o da mariachi grubunun bir parçası olacak. Xoch’un varlığı Cristina üzerinde bir kıskançlık hissi yaratacak elbette.
Paco Rueda, Pedro’nun oda arkadaşı ve aynı zamanda müzik grubundan bir arkadaşı rolünde. Regina Orozco da onun bir peruk mağazası işleten coşkulu annesi rolünde.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim ve idare eder seviyede buldum. İşin müzik kısmında sıkıntı yok bu arada. Kast da fena sayılmaz.


Prime Video’nun yakın dönemde yayınladığı dizilerden birisi gizem, gerilim ve dramayı bir araya getiren 56 Days oldu.
Dove Cameron ve Avan Jogia’nın başrolde yer aldığı, Karla Souza ve Dorian Crossmond Missick‘in onlara eşlik ettiği dizi, esasında aynı isimli ödüllü bir romanın uyarlaması. Catherine Ryan Howard’ın 2021’de piyasaya çıkan romanı, ülkemizde Olimpos Yayınları tarafından Haziran 2023’te “56 Gün” adıyla yayımlandı.
Dizi olan 56 Days ise 18 Şubat’ta 8 bölümlük sezonun tüm bölümleriyle ekrana geldi. Yapımını MGM Studios ve Atomic Monster’ın üstlendiği dizinin senaryosunu Lisa Zwerling ve Karyn Usher kaleme aldı. Howard, projeye yönetici yapımcı olarak dahil oldu.
Öncelikle;

Kitabın Kapak Konusu:
56 Gün Önce
Ciara ve Oliver, Covid-19’un İrlanda kıyılarına ulaştığı hafta bir süpermarkette tanıştılar.
35 Gün Önce
Sokağa çıkma yasağı ilişkilerini tehlikeye atınca Oliver, Ciara’ya evine taşınmasını teklif etti. Ciara, ilişkilerinin arkadaş ve aile baskısı olmadan gelişebileceği eşsiz bir fırsatla karşılaştığını, Oliver ise bunun gerçekte kim ve ne olduğunu saklama fırsatı olduğunu düşündü.
Günümüz
Dedektifler, Oliver’ın dairesine geldiklerinde içeride çürüyen bir ceset buldular. Dedektifler neler yaşandığını çözebilecekler mi yoksa sokağa çıkma yasağı birileri için kusursuz bir suç işleme fırsatı mı yaratmıştı?

Peki dizi?
Uyarlamanın kitaba hem sadık olduğunu hem de bayağı olmadığını söylemem gerek. Dizinin merkezinde evet, günler+günler sonra Oliver Kennedy adlı bir gencin kaldığı evinin banyosunda bulunan bir cesedin yarattığı soru işaretleri var. Zaman çizgisinde ikili olarak ilerlemeleri de mevcut. Dolayısıyla hem Oliver ile Ciara’nın tanışmalarından itibaren tanık olduğumuz çetrefilli ilişkisine hem de günümüz döneminde polisin yürüttüğü soruşturmaya tanık oluyoruz.
Ama ne yok işte? Mesela COVID-19 yok.
Ciara’nın yaşadığı binanın tadilata alınacağını söylemesiyle Oliver onu evine davet ediyor. Dolayısıyla kitapta yer alan ve bence önemli bir temel oluşturan salgın elementine dizide yer verilmiyor. Birlikte dışarıda çıktıkları da tanıdık denebilecek kişilerle oturup vakit geçirdikleri de oluyor. Kitabı okumasam muhtemelen bana dert olmazdı bu kısım fakat ciddi bir değişiklik olduğunu düşündüğüm için bozulduğumu söyleyebilirim.

Esasında 56 Days’i genel çapta ve bağımsız değerlendirirsem “ortalama” buldum. İzle-geç seviyesinde, göze pek batmayan bir dizi. Nankörlük de olmasın hadi, dizinin yer verdiği şaşırtmacaların bir kısmını zaten biliyor olmanın da diziye bakışımda etkisi vardır elbet. Ayrıca başrol oyuncuları başka yapımlardan tanıdığım iki isim ve aralarındaki kimyaya aman aman bayılmasam bile performansları yeterliydi mesela.
Öte yandan COVID-19 meselesinin yanı sıra takıldığım bir nokta daha var ki o da… KİTABIN SONUNU da değiştirmişler. Öyle böyle değil, ab-booov seviyesinde değiştirmişler hem de. Elimde kaldı resmen, inanamadım bir ara.
Ayrıca o polisler ne işe yaradı gerçekten bu dizide? Çoğu bölümün neredeyse yarısını işgal ettiler, kendi hayatlarını ve bir ölçüde soruşturmayı yürütmelerini izledik AMA aldığımız cevaplar yine de geçmiş sahnelerde olup bitenlerle geldi. Bunlar elle tutulur ne öğrendi ki? Tabiri caizse gereksiz kaldılar dolayısıyla. Meh.

Not:
“34 gün” konusu sitedeki bu yazının altındaki yorumlarda da konuşuldu ama burada da bahsetmiş olayım. Oliver ile Ciara’nın tanışmasından itibaren malum ölüme kadar 34 gün izliyoruz dizide. Cesedin bulunması 56. günü buluyor, arada geçen sürede ise bozulma, tanınmaz hale gelme süreci yaşanıyor. Bu kısmın altını yeterince çizmediklerine itiraz edemem ama gidişat aşağı yukarı böyle.
Kişisel merakımdan gidip kitaba baktım, geçmiş olarak en son “18 Gün Önce” diye bölüm varmış. Onda da malum itiraf kopuyor… Ardından yine “Günümüz” diyor ve polislere geçiyor, peşinden “3 Gün Sonra” geliyor. The End.
Not 2:
Hazır gelmişken finalden bahsetmiş de olayım, içimde kalmasın bari:

Kitapta Oliver Ciara’ya gerçeği anlatıyor ve geçmişte yaşanan ölümdeki suçlunun aslında onun kardeşi değil de kendisi olduğunu itiraf ediyor. O küvetin içindeki rahmetli de Oliver’dı ayrıca.
Bakmadım fakat direkt Ciara öldürmüyor diye de hatırlıyorum. Kafası o gün bulanık halde olan Oliver banyoda bir çeşit kaza geçiriyordu ve o haldeyken Ciara ile yaptıkları vicdan azabı soslu konuşmada itiraf geliyordu. Devamında Ciara onu bırakıp çıkıyordu ve karşılıklı anlaşmayla gerçekleşen bir şeydi. Duygular işin içine giriyordu yani yine. Kardeşi konusunda gerçekleri öğrenmek üzere Ciara’nın Oliver’ın yanına bilerek yaklaşması kitapta da vardı ama zamanla birbirlerini tanıdıkça intikam modu aşınmıştı falan, evet.
Bunlar tabiri caizse seviye atlatıp 7. bölüme “Geçmişte neler oldu?” diye ekleyip Oliver’ın suçu üstlenmemesinde onunla duygusal bağ kuran psikiyatriste de pay biçmişler. Dön dolaş ölen o oldu. Yahu, Oliver ile Ciara’nın arasını düzelttikten sonra “Meğerse yurt dışında bir yere birlikte yaşamaya gitmişler, HATTA çoluğa çocuğa karışmışlar,” yapmak nedir?!
AAAAAAAA! Affedersiniz, bu kadarına çüş.

Hani COVID’i insanların içini karartmamak adına çıkartmalarını bir derece anlamıştım ama bunu anlayasım gelmiyor hiç. Karamsar bir final yapmak istemiyorsanız bu kitaba bulaşmasaydınız madem. E bu başka bir şey?
Durum böyle yani sayın seyirciler… Dolasıyla burada durup artık gidiyorum ben.

Prime Video’nun en aktif olduğu yabancı ülke hiç şüphesiz ki Hindistan. Platformun Hindistan yapımı son orijinal dizisi ise 3 Nisan’da izleyiciyle buluşturduğu Maa Ka Sum.
Bu da diziye ait fragman:
Komedi drama türündeki dizi, 8 bölümden oluşmakta. Bölüm süreleri 28-38 dakika aralığında değişmekte.
Vinay Choudary, Prasad Kadam ve Sameer Kohli, dizinin yaratıcıları konumundalar. Nicholas Kharkongor ise yönetmenlik görevini üstlenmiş.

Mumbai şehrindeyiz ve merkez kahramanımız 19 yaşındaki çok bilmiş bir üniversite öğrencisi olan Agastya. Derslere nadiren giren ama çok zeki ve de başarılı bir öğrenci olan karakterimiz, matematik bölümünde okumakta ve hayatı tamamen matematik üzerinden yorumlamakta. Agastya’nın okul hayatı, aşk hayatı ve annesi ile olan ilişkisi üzerine bir hikaye izliyoruz dizide.
Agastya karakterine Feels Like Home ve Pyaar Paisa Profit gibi dizilerden anımsanabilecek Mihir Ahuja hayat vermekte.

Agastya’nın annesi Vinita rolünde Black Widows, Kohrra, Mistry ve Kafas gibi dizilerle tanınan Mona Singh‘i izleme fırsatı elde ediyoruz.

Agastya’nın babası onu ve de annesi Vinita’yı uzun yıllar önce terk edip gitmiş. Emlakçılık yapan Vinita, oğlunu tek başına büyütüp bugünlere getirmiş. 1-2 sene öncesine kadar da hayatına hiçbir erkek almamış. Son 1-2 yıllık süreçte ise birçok ilişki denemesi sonuçsuz kalmış; aradığı o doğru adamı bir türlü bulamamış.
Agastya üstüne ne vazifeyse bu konuya el almak üzere. Bir randevu uygulamasının algoritmasını kullanarak annesine uygun adaylar bulmayı kendine görev edinecek Agastya.

Agastya’da derse girme isteği oluşturan yeni öğretim üyesi Ira Raina rolünde Saas, Bahu Aur Flamingo isimli diziden anımsanabilecek Angira Dhar‘ı izliyoruz. Yurt dışından dönen Ira’nın kariyerinde yapmış olduğu çalışmalar Agastya’nın çok ilgisini çekmekte. Elbette bir miktar zorlayıcı bir figür olacak Agastya’nın yüksek egosu için Ira.

Son olarak Annie‘den bahsedelim. Agastya’nın eski sevgilisi Annie. Aynı okuldalar. Annie’nin isteğiyle ayrılmışlar. Hala görüşüp konuşuyorlar. Karmaşık bir ilişkileri mevcut.
Karaktere Celesti Bairagey hayat vermekte.

Kadroda ayrıca Ranveer Brar, Ismeet Kohli ve Hetal Gada gibi isimler bulunmakta.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim. Vasat ama izlenebilir durumda olduğunu düşünüyorum. Özellikle Mona Singh’i izlemekten keyif aldığımı söyleyebilirim sanırım.


RJ Decker, ABC’nin bu yıl yayın hayatına başlayan yeni dizilerinden bir tanesi. 3 Mart tarihinde bizlerle buluşan dizimiz ilk bölümüyle ABC’nin 5 yıldan fazla bir süredir 22:00 kuşağında en çok izlenen drama dizisi prömiyerini gerçekleştirdi; çoklu platform izlenme sayısı 11 milyonu aştı.
Şu ana kadar ilk beş bölümü yayınlanan dizimizin sezonu 13 bölüm sürecek. İkinci sezonla ilgili henüz bir haber yok ama getirdiği reytinglerle devam edeceğini düşünebiliriz.
Elementary’nin yaratıcısı Rob Doherty’nin Carl Hiaasen’in 1987 tarihli “Double Whammy” romanından uyarlama olan dizimizin mutfağında Carl Hiaasen, Paul McGuigan ve Robert Doherty gibi isimler bulunmakta.

RJ Decker, gazeteci olarak çalışırken bir senatörün oğlunu darp ettiği için hapse girer. Hapisten dolayı işini de kaybeden Decker, özel dedektif olarak tekrardan sahalara dönmeye karar verir.
Biz de dizide Florida semalarında Decker’ın kendisine gelen davaları ele alışını izliyoruz.

Catherine Delacroix (Adelaide Clemens)
RJ’nin eski karısıdır. Decker evsiz kalınca geçici süreliğine onu evine alır.
Melody ‘Mel’ Romero (Bevin Bru)
Catherine’in yeni eşidir. Florida teşkilatında çalışan bir dedektiftir. Bazı davalarda RJ ile ortak olarak çalışmak zorunda kalır.
Aloysius ‘Wish’ Aiken (Kevin Rankin)
RJ’in eski hücre arkadaşı ve hapisten sonra kendisine milli piyango çıkmasıyla bir bar açmıştır. RJ’ye dava bulmasında yardımcı olmaktadır.
Emi Ochoa (Jaina Lee Ortiz)
RJ’nin içeri girmesine sebep olmuştur ve bahsi geçen senatörün kızıdır. RJ’ye karşı kendini borçlu hissetmektedir ve ona bazı davalarda destek olmaktadır.

RJ Decker, Scott Speedman sayesinde radarıma giren bir dizi oldu. İlk beş bölüm itibarıyla da beklediğimden daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim. Karakterlerin sempatik, bölümlük hikayelerin kendince eğlenceli ve Florida havasının muhteşem oluşunu düşündüğümüzde, bana kalırsa, bu yılın ulusal kanal dizileri içinden eli yüzü düzgün bir dizi olarak sayabiliriz kendisini.
CBS’in çok sevdiğim dizisi Tracker’ın ABC versiyonu olduğunu da bir anlamda diyebiliriz. Tabii iki dizinin farklılıkları var ama o diziyi ve tarzı sevenlerin bunu da seveceğini düşünüyorum. Tracker’ı severek izliyorum, ondan bir tane daha bulduğum için mutluyum şimdilik.
İzlemek isteyenlere iyi seyirler.
]]>
18 Aralık tarihinde Bein Connect ortaklı, Tod Studios tarafından getirilen Vicdansız dizisi bizlerle buluşturuldu.
Bozkır, Yeşilçam ve Halka gibi dizilerin senaristliğinden tanıdığımız Levent Cantek’in senaryosunu yazdığı dizinin ilk sezonu 10 bölüm sürdü. Bölüm süreleri 40-55 dakika arasında değişmekte. İkinci sezonu ile ilgili bir haber yok ama muhtemelen mini dizi olarak kalacağını söyleyebiliriz.

Deniz, finans dünyasında çalışan ve kariyerinde çok başarılı birisidir. En büyük arzusu çok para kazanmak ve sevgilisi Vicdan ile bir hayat sürmektir. Para kazanmak için hazırladığı plan bulunduğu şirkete ortak olmayı başarmaktır ve bunun için şirket sahibinin kızıyla iki yıl evli kalmayı bile göze almıştır.
Planı tıkır tıkır işlerken bu olaylardan sevgilisi Vicdan habersizdir. Deniz, bütün planını Vicdan’a açıklamak istediğinde bir kaza geçirirler ve Vicdan ortadan kaybolur. İşin kötüsü Deniz hayatına geri döndüğünde kimse Vicdan’ı hatırlamamaktadır ve onu hatırlayan tek kişi Deniz’dir. Deniz sanki kısır bir döngüye girmiştir ve Vicdan’ı bulmak zorundadır. Fakat bu sırada Deniz sürekli olarak biri tarafından öldürülüp tekrardan aynı güne başlamaktadır ve her günde Vicdan dediği kişi başka birisidir.

Deniz (Ekin Koç)
Deniz zor bir çocukluk geçirmiş ve tek başına bırakılmış birisidir. Kariyer basamaklarını tek tek tırmanmış ve bu yolda önüne çıkan herkesi yok edecek bir görüşe sahiptir. Onun hayatta önem verdiği tek şey çok zengin olmak ve Vicdan ile birlikte mutlu bir hayat sürmektir.

Vicdan (Ayça Ayşin Turan)
Vicdan, Deniz’in kız arkadaşıdır ve onun aslında saf bir yönünü temsil etmektedir. Deniz’in ne işler çevirdiğinden habersizdir.

Barbaros (Cansel Elçin)
Deniz’in çalıştığı şirket sahibidir. Deniz’i artık terfi ettirip şirketten hisse vermek düşüncesindedir.

Nilüfer (Feyza Sevil Güngör)
Barbaros’un kızıdır. Deniz ile birliktedir, evlenme hayalleri kurmaktadır.

Cevahir (Bülent Düzgünoğlu)
Deniz’in babasıdır. Bir huzurevinde yaşamaktadır. Deniz ile konuşmamaktadırlar.

Oyuncakçı (Tansel Öngel)
Deniz’in geçmişinden gelen gizemli birisidir. Deniz’in her ölümünde ortaya çıkmakta ve onu başa döndürmektedir.

Levent Cantek’in kalemini severim. Kendisinden çıkan işlerin belli kalitede olduğunu düşünüyorum. Vicdansız için çok fazla bir beklentim yoktu ama beklediğimden daha iyi çıktığını söyleyebilirim.
Ekin Koç’un oyunculuğunu beğenen birisiyim. Özellikle konu kısmında ispiyon (spoiler) içinde belirttiğim kısım, aslında yabancı dizi/filmlerde bolca işlenen fakat bizim dizilerde pek göremediğimiz bir konu; bu anlamda şahsına münhasır özgün bir iş olduğunu düşünüyorum. Sonu da tam final gibi bitti.
Detaylara takılsak elbette sıkıntılı tarafları çıkar ama fazla takılmayınca benim için geçtiğimiz yılın iyi dizilerinden bir tanesi oldu. Eğer siz de bir nebze özgün yazılmış, dijital platformda yayınlanmış bir yerli dizi arıyorsanız tavsiye ederim.
]]>