Arista’nın Sessiz Devrimi: Ağınızın Geleceğini Şekillendiren Şaşırtıcı Fikirler Giriş: Abartının Ötesi (Beyond the Hype) Network teknolojilerindeki yeniliklerin hikayesi yıllardır hep öngörülebilir oldu. 1990’larda internetin yükselişi, hat hızı performansına odaklanmayı zorunlu kıldı. 2000’ler ve 2010’lar ise genel bulut (public cloud) çağını başlattı ve megawatt ölçeğinde veri merkezleri ile 100GbE arayüzleri gerektirdi. Şimdi ise, yeni bir […]]]>
Network teknolojilerindeki yeniliklerin hikayesi yıllardır hep öngörülebilir oldu. 1990’larda internetin yükselişi, hat hızı performansına odaklanmayı zorunlu kıldı. 2000’ler ve 2010’lar ise genel bulut (public cloud) çağını başlattı ve megawatt ölçeğinde veri merkezleri ile 100GbE arayüzleri gerektirdi.
Şimdi ise, yeni bir etken ortaya çıktı: Üretken Yapay Zeka (Generative AI). Büyük GPU kümeleri ve kayıpsız bağlantı gereksinimleriyle gelen bu son değişim, ağın rolünü ve tasarımını bir kez daha kökten düşünmeye itiyor. Odak noktası, sadece paketleri hareket ettirmekten , akıllı, dayanıklı ve son derece verimli bir altyapı kurmaya kayıyor.

Bu, rekor hızlar veya fütüristik konseptlerle ilgili bir hikaye değil, aksine network mühendislerinin her gün karşılaştığı gerçek dünya sorunlarını çözen, pratik ve somut yeniliklerle ilgili. Arista’nın teknoloji stratejisine derinlemesine baktıktan sonra, şaşırtıcı derecede etkili ve alışılmışın dışında yeni fikirlerin öne çıktığını görülüyor. Bu fikirler, geleneksel network yaklaşımına meydan okuyan ve pazarlama laflarından çok operasyonel gerçekliği önceliklendiren, düşünülmüş bir mühendislik felsefesini ortaya koyuyor. Bu yazıda etkinlikte edindiğim, network dünyasının geleceğini geleceğini şekillendiren o sessiz yenilikleri konuşacağız.

Gece geç saatteki veya hafta sonu yapılan bakım çalışması, network operasyon ekipleri için her zaman stresli ve köklü bir ritüeldir. Canlı bir ortamı kesintiye uğratma riski, rutin yazılım güncellemelerinin bile mesai saatleri dışına ertelenmesi anlamına gelir. Arista’nın “Akıllı Sistem Güncellemesi” (Smart System Upgrade), tekil ve yedekli olmayan bir kampüs switch’lerinde bile kesintisiz yazılım güncellemelerine izin vererek bu operasyonel sıkıntıyı doğrudan hedef alıyor.
Etkinlikteki bir konuşmacının belirttiği gibi: “Bir yıl kadar önce, birçok müşterinin bana gelip ‘bu gerçekten çok iyi’ demesi beni bile şaşırttı… Neden bu kadar önemli diye düşünüyordum…”. Cevap doğrudan sahadaki mühendislerden geldi ve bu, iş-yaşam dengesi üzerindeki büyük etkiyi gösteriyor. Bir mühendis, “Switch’leri günün ortasında güncelleyebiliyorum, böylece hafta sonu uyuyabiliyorum” dedi.
Görünüşte basit olan bu özellik, BT ekipleri için ezber bozan bir yenilik. Yüksek riskli, mesai sonrası bir görevi , iş saatleri içinde yapılabilen güvenli, hizmet içi bir prosedüre dönüştürüyor. Bu, operasyonel basitliğe odaklanmanın, saf performanstaki küçük bir artıştan daha somut bir değer sağlayabileceğinin güçlü bir örneği; ayrıca teknik ekiplerin mühendislik yeteneğini daha stratejik girişimler için boşa çıkarması harika. Biz yine de mesai saatleri dışında yapalım, ancak acil durumlarda canlı yapılabileceğini bilmek güzel.

Büyük ölçekli yapay zeka (AI) kümeleri inanılmaz derecede çok güç tüketir ve bu, veri merkezi işletmecileri için önemli bir operasyonel ve finansal zorluk yaratır. GPU’lar dikkatlerin çoğunu çekse de , onları bağlayan binlerce optik alıcı-verici de toplu olarak çok büyük bir güç tüketimine neden olur.
Sahadan bir örnek: 8.000 GPU’luk bir küme 12.000 optik gerektirir. Bu optiklerin her birinde sadece birkaç watt tasarruf etmek bile, toplam tüketimde önemli bir azalmaya yol açar.
Arista’nın çözümü, optiğin kendisini OSFP Doğrusal Takılabilir Optikler (LPO) ile yeniden tasarlayarak bu sorunu ele alıyor. Güç yoğunluğu yüksek olan Dijital Sinyal İşlemcisini (DSP) çıkarıp, doğrusal bir sinyali doğrudan anahtar çipine ileterek , LPO modülleri ölçekte çarpıcı verimlilik kazanımları sağlıyor. Modüller daha az ısındığı için, ek fan tasarrufu da sağlayarak verimlilik kazanımlarını artırıyorlar.

Geleneksel DSP optikleriyle karşılaştırıldığında, LPO modülleri şunları sunar:
Bu yenilik, yapay zekanın güç tüketimi gibi en büyük makro düzey zorluklarının bazılarının çözümünün , genellikle en küçük mikro düzey bileşenlere devrimci bir yaklaşımla mümkün olduğunu kanıtlıyor. Gerçek verimliliğin, zincirin her halkasını optimize etmekten geldiğini hatırlatıyor.

Network operasyonlarındaki en gıcık olaylardan biri, switch’in bir bileşenşinde sorun olduğunda, switch’in komple sökülüp yenisi ile değiştirilmesi sürecidir (RMA). Küçük bir bileşen arızalandığında, standart prosedür genellikle tüm anahtarın kablolarını söküp değiştirmektir; bu, network’te hizmet kesintisi potansiyeline sahip, zaman alıcı bir süreçtir.
Arista’dan sevgili Burak donanım tasarımı güçlü bir analojiyle şöyle açıkladı: Switch ASIC’sini (Çip) cihazın çok nadir arıza yapan kalbidir ve nadiren arızalanır. Ancak, CPU, RAM ve SSD (yani “beyin ve diğer organlar”) arıza olasılığı çok daha yüksektir. Bunun için, Yeni Nesil 2RU Sistemleri, sahada değiştirilebilir bir Süpervizör Modülüne sahiptir. Bu tasarım, mühendislerin sistemin en yaygın arıza noktalarını (sekiz çekirdekli bir x86 CPU, 64 GB RAM ve 480 GB NVMe sürücü) bir ağ kablosuna veya optiğe dokunmadan hızlıca değiştirmesine olanak tanır.
Bu pratik tasarım tercihi, network güvenilirliği üzerinde doğrudan ve önemli bir etkiye sahiptir. Onarım için Ortalama Süreyi (MTTR) önemli ölçüde iyileştirerek , teknik personel üzerindeki operasyonel yükü azaltır ve potansiyel kesintilerin süresini en aza indirir. Kapalı kutu bir tasarım yerine, kesintisiz çalışma süresini ve servis kolaylığını önceliklendiren bu pratik mühendislik kararını beğendim.

“Zero Trust” (Sıfır Güven), günümüzde siber güvenlikteki en yaygın moda sözcüklerden birisi, ancak soyut doğası nedeniyle kuruluşlar bunu nasıl uygulayacakları konusunda sıklıkla kafa karışıklığı yaşıyor. Arista’nın stratejisi, network’ü net, uygulanabilir bir güvenlik mimarisinin temeli olarak konumlandırarak bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedeflemiş.

Arista, belirsiz bir felsefe yerine , Zero Trust’ı mühendislikle tasarlanmış, entegre bir platform üzerine kurulu mantıksal, üç adımlı bir iş akışı olarak sunuyor:
Bu üç adımlı süreç, Zero Trust’ı karmaşık bir konsept olmaktan çıkarıp , kuruluşların güvenlik duruşlarını ölçülebilir şekilde iyileştirmek için uygulayabileceği pratik ve anlaşılır bir çerçeveye dönüştürmesiyle hoşuma gitti.

Kağıt üzerindeki veriler ve sunumlar performans vaat edebilir, ancak gerçek güven, sahada doğrulama ile kazanılır. Odeabank’ın Arista’ya geçiş hikayesini dinlemek , vadedilenlerin sahada gerçekte neler yapabildiğini görmek anlamında iyi oldu.
Odeabank çözmesi gereken önemli bir mimari zorlukla karşılaşmış. Konteyner mimarisinin ve mikro hizmetlerin yükselişi, trafik düzenlerini geleneksel “Kuzey-Güney” akışından , sunucular arasında çok daha yoğun bir “Doğu-Batı” akışına kaydırmış.

Çözümünün bu göreve uygun olduğunu kanıtlamak için , Arista olağanüstü bir adım atmış. Önerilen tüm mimariyi—karmaşık, aktif-aktif, çoklu veri merkezi ağını—Amsterdam laboratuvarlarında fiziksel donanım kullanarak Odeabank için kurmuşlar.
Sonrasında Arista, Odeabank mühendislik ekibini laboratuvara davet etmiş ve onlardan birşey rica etmiş: bozmayı deneyin. Ekip akıllarına gelen her türlü arıza senaryosunu uygulamış ; güç kablolarını çekmiş, bağlantıları kesmiş ve tüm bir kabinet arızasını simüle etmiş. Network’ün toparlanma sürelerini kendi gözleriyle gözlemleyip ve tasarımın dayanıklılığını üretim ortamlarına dokunmadan önce doğrulama ve trafik kaybını ölçma imkanı bulmuşlar.
Bu “bozabilirsen boz” yaklaşımı, sadece derin bir güven düzeyini göstermekle kalmıyor , aynı zamanda yönetici endişelerini de doğrudan ele alıyor. Odeabank ekibinin belirttiği gibi, “CTO tarafını tamamen ikna edebildik”.

Kurumların her gün güvendiği gerçek dünya, operasyonel, güç, güvenlik ve güvenilirlik zorluklarını çözen sessiz, düşünülmüş mühendislik gerektiriyor. Bir mühendisin hafta sonunu geri vermekten , pratik sorunları çözmeye kadar pek çok şey bu mühendisliğe dayanıyor. Bu sayede kesintisiz çalışma sürelerini, basitliği ve verimliliği görebilir hale geliyoruz.
Özetle, katıldığım etkinlik, ağ sektörünün sadece hız değil, aynı zamanda basitlik, görünürlük ve güvenlik ile yönetilen, amaca yönelik tasarlanmış yeni bir döneme girdiğini açıkça gösterdi ve etkinlik boyunca dinlediklerimden edindiğim izlenim, Arista’nın bu yeni döneme tam hazır olduğu.
]]>
Bulut Güvenliğinde Önemli Bir Kavram: Paylaşılan Sorumluluk Modeli Bulutun yaygınlaşması ile güvenlik gereksinimleri de değişti. Veriler artık geleneksel ağ sınırının dışında yer aldığı için yeni güvenlik yaklaşımları gerektiriyor. Bulut sağlayıcıların altyapıyı güvence altına aldığı, kurumların ise kendi verilerini ve uygulamalarını güvence altına aldığı “paylaşılan sorumluluk modelini” iyi anlamak çok önemli. Sıfır Güven ilkeleri, Bulut Hizmetleri […]]]>
|
|
|
|
|
|
Veritabanı Seçiminde Büyük İkilem: Kuralların ve Tutarlılığın Gücü mü, Esnekliğin ve Kaosun Hızı mı?
Veritabanı Sistem Yöneticisi vs. DWH/BI Yöneticisi: Farklı Roller, Ortak Hedefler
Mimari Komite: Kaostan Düzene, Sistemik Karmaşadan İnovasyona
]]>
Fibre Channel’ın Kısa Tarihsel Evrimi ve Güçlü Yönleri Fibre Channel (FC), 1990’ların ortalarından bu yana kurumsal veri merkezlerinin depolama ağlarının omurgası oldu. Başlangıçta 1 Gbps hızlarla başlayan FC, yıllar içinde sürekli evrimleşerek günümüzde 32 Gbps ve 64 Gbps hızlarına ulaştı. Bu evrim, depolama alan ağı (SAN) kavramının yaygınlaşmasında kilit rol oynadı. FC’nin bu kadar uzun […]]]>
Fibre Channel (FC), 1990’ların ortalarından bu yana kurumsal veri merkezlerinin depolama ağlarının omurgası oldu. Başlangıçta 1 Gbps hızlarla başlayan FC, yıllar içinde sürekli evrimleşerek günümüzde 32 Gbps ve 64 Gbps hızlarına ulaştı. Bu evrim, depolama alan ağı (SAN) kavramının yaygınlaşmasında kilit rol oynadı.
FC’nin bu kadar uzun süre liderliğini korumasının ardında yatanları şu şekilde özetleyebiliriz:

FC’nin bu güçlü yönleri, onu finans, sağlık, telekomünikasyon gibi kritik sektörlerde veri depolamanın tartışmasız lideri haline getirdi. Ancak dijital dönüşümün hızı ve yeni nesil uygulamaların ortaya çıkardığı talepler, bu köklü protokolü bile sınırlarına zorlamaya başladı.
Günümüzdeki kurumsal iş yükleri, geçmişteki geleneksel uygulamalardan çok farklı ve depolama altyapısından bambaşka beklentilere sahip:

Geleneksel FC-SCSI mimarisi, döner diskler (HDD) ve bu disklere uygun tasarlanmış SCSI komut kuyruklarıyla çalışmak üzere optimize edilmiştir. Ancak Flash depolamanın (SSD’ler) yaygınlaşmasıyla, SCSI’nin sınırlamaları daha belirgin hale geldi:
Bu kısıtlamalar, flash depolamanın sağladığı potansiyel performansı ağ katmanında darboğaz haline getiriyordu. Yani, süper hızlı bir arabanız var ama onu tek şeritli, yavaş bir yolda sürüyorsunuz.
Non-Volatile Memory Express (NVMe), flash tabanlı depolama (SSD’ler) için özel olarak tasarlanmış devrim niteliğinde bir iletişim protokolü. Geleneksel SCSI’nin aksine, NVMe şu özellikleri ile öne çıkıyor:
NVMe, yerel olarak sunucu içindeki SSD’lerin hızını inanılmaz derecede artırmıştır. Ancak kurumsal ortamlar için önemli olan, bu hızın paylaşımlı bir depolama ağı üzerinden de sağlanmasıdır. İşte burada NVMe-oF devreye giriyor.
NVMe over Fabrics (NVMe-oF), NVMe protokolünü bir ağ üzerinden genişleten bir teknoloji. Bu, NVMe’nin yüksek performans avantajlarını, yerel bir bağlantı olmadan, bir depolama ağı üzerinden kullanılabilmesini sağlıyor. NVMe-oF’nin NVMe over TCP, NVMe over RoCE gibi birden fazla taşıma katmanı (transport) olmasına rağmen bunların içerisinde kurumsal veri merkezleri için en cazip ve doğal uyum sağlayan taşıma katmanı olarak NVMe over Fibre Channel (NVMe/FC)‘nin öne çıkıyor.

NVMe/FC, mevcut Fibre Channel SAN altyapılarının tüm avantajlarını (güvenilirlik, düşük gecikme, ölçeklenebilirlik, güvenlik) korurken, NVMe protokolünün sağladığı yüksek performansı bu ağ üzerinden sunar. Sağladığı temel faydalar nelerdir dersek:
Bu birleşim, kurumsal depolama yöneticilerine, en talepkar iş yüklerinin gerektirdiği performansı sunarken, mevcut ağ altyapılarına yaptıkları yatırımları koruma fırsatı verir.
Her teknolojik dönüşümde olduğu gibi, NVMe/FC’ye geçişin de kendine özgü zorlukları var:
Bu zorlukların üstesinden gelmek için şu çözümler uygulanabilir:
Sadece sunucular ve yazılımlar değil, kurumsal veri depolamanın da dijital çağın hızına ayak uydurması kaçınılmaz bir zorunluluk. Yapay zeka, büyük veri ve gerçek zamanlı uygulamaların artan talepleri, geleneksel depolama protokollerinin ötesine geçmeyi zorunlu kıldı. NVMe’nin flash depolama için getirdiği devrim niteliğindeki performansı, Fibre Channel’ın yıllardır kanıtlanmış güvenilir ve kayıpsız iletim yetenekleriyle birleştiren NVMe Over Fibre Channel (NVMe/FC), bu zorluğun üstesinden gelen stratejik bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Mevcut FC yatırımlarını korurken performansı önemli ölçüde artıran bu teknoloji, işletmelerin veri tabanlarını hızlandırmalarına, analitik yeteneklerini geliştirmelerine ve yeni nesil iş yüklerinden tam potansiyel fayda sağlamalarına olanak tanıma potansiyeline sahip. NVMe/FC’ye geçiş zorluklar barındırsa da, doğru planlama, aşamalı stratejiler ve üretici desteğiyle bu dönüşüm başarıyla yönetilebilir. Rekabet avantajını sürdürebilmek ve geleceğin veri odaklı dünyasına şimdiden hazır olmak isteyen kurumlar için NVMe/FC’yi stratejik yol haritalarına dahil etmek bir opsiyon değil, zorunluluk.
]]>
Günümüzün hızla değişen teknoloji dünyasında, doğru veritabanı seçimi, bir uygulamanın veya sistemin başarısı için kritik öneme sahip. Veriler, her geçen gün artan hacimleriyle dijital evrenin kalbi haline gelirken, bu verileri depolama, yönetme ve erişme yöntemleri de sürekli evriliyor. Yıllardır sağlam temelleri ve kesin kurallarıyla güven veren ilişkisel veritabanları, bilginin düzenli ve tutarlı yapısını ön planda […]]]>
Günümüzün hızla değişen teknoloji dünyasında, doğru veritabanı seçimi, bir uygulamanın veya sistemin başarısı için kritik öneme sahip. Veriler, her geçen gün artan hacimleriyle dijital evrenin kalbi haline gelirken, bu verileri depolama, yönetme ve erişme yöntemleri de sürekli evriliyor. Yıllardır sağlam temelleri ve kesin kurallarıyla güven veren ilişkisel veritabanları, bilginin düzenli ve tutarlı yapısını ön planda tutarken; son yıllarda popülerliği artan NoSQL veritabanları ise esneklik, ölçeklenebilirlik ve yüksek hız vaatleriyle karşımıza çıkıyor. Peki, bir yanda katı kuralların ve veri bütünlüğünün güvencesi mi, diğer yanda ise hız ve adapte olabilmenin getirdiği potansiyel “kaos” mu? Bu yazıda, bu iki farklı veritabanı paradigmasını masaya yatırıp, her birinin avantajlarını ve dezavantajlarını karşılaştıracak, böylece hangi ihtiyaç için hangi veritabanı yaklaşımı en uygun olacak kararını vermede yardımcı olacak bir yol haritası çıkaracağız.
RDBMS (Relational Database Management System) yani ilişkisel veritabanları, veriyi önceden tanımlı şemalara sahip tablolarda saklar, SQL dili ile sorgulama yapılır, veri bütünlüğü (integrity) ve tutarlılık (consistency) ön plandadır.
NoSQL (“Not Only SQL”) veritabanlarında şemasız ya da esnek şemalar ile veri saklamaya olanak tanınır. Çoğu zaman JSON, doküman, key-value, grafik ya da kolon tabanlı yapılar kullanılır. Dağıtık mimariler için tasarlanmıştır ve yatayda ölçeklenebilir.
| İlişkisel Veritabanları (Oracle, PostgreSQL,..) |
NoSQL (Couchbase gibi) |
|
|---|---|---|
| Tablo bazlı, sıkı şemalı | Doküman tabanlı (JSON), esnek şemalı | |
| Dikine büyütme (CPU/RAM artırma) | Yatay büyütme (node ekleme) | |
| ACID (tam tutarlı) | BASE (eventual consistency), ama Couchbase strong consistency de destekler | |
| SQL ile karmaşık sorgular mümkün | N1QL (Couchbase), daha sınırlı JOIN yeteneği | |
| Düzenli yapılarda çok güçlü | Yüksek trafikte, düşük gecikmede üstün | |
| Düzenli yapılarda çok güçlü | Yüksek trafikte, düşük gecikmede üstün | |
| Yabancı anahtarlar, transaction yapıları desteklenir | Veri bütünlüğü uygulama tarafında sağlanır |

İlişkisel Veritabanı |
NoSQL Veritabanı |
|
|
|
||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|

CRM (Customer Relationship Management – Müşteri İlişkileri Yönetimi) ve ERP (Enterprise Resource Planning – Kurumsal Kaynak Planlama), modern işletmelerin verimliliklerini artırmak ve süreçlerini optimize etmek için kullandıkları iki önemli yazılım sistemidir. Her ikisi de bir şirketin çeşitli departmanlarındaki verileri birbirine bağlayarak ve manuel görevleri otomatikleştirerek iş değerini yükseltmeyi hedefler, ancak odaklandıkları alanlar farklıdır:

| Avantajlar | Zorluklar | |
| Tam tutarlılık, kompleks sorgu, veri bütünlüğü | Ölçeklenemezlik, şema değişimi zorlukları | |
| Esnek yapı, yatayda ölçeklenebilirlik, hızlı geliştirme | Veri tutarlılığı eksiklikleri, sorgu kısıtları |
Artık büyük sistemler, “tek veritabanı ile her şeyi yapma” fikrinden uzaklaşıyor. Bunun yerine:
Bu yaklaşım hem verimliliği artırıyor, hem de sistemin esnekliğini yükseltiyor.
Bu sorunun cevabı “ihtiyaca göre değişir“. Veri yapısınız, sistem büyüklenmeniz, tutarlılık ihtiyacınız, geliştirme hızınız gibi çok sayıda faktör bu kararda etkili.
Şirketiniz finansal verilerle çalışıyor ve veri tutarlılığı birinci öncelikse, Oracle ya da PostgreSQL gibi RDBMS veritabanı tercih edilmeli.
Hızlı geliştirme, dünyanın çeşitli bölgelerinde aynı anda hizmet sunmak gibi ihtiyaçlar varsa, Couchbase gibi NoSQL sistemler öne çıkıyor.

Olmaz mı, ilişkisel (RDBMS) ve NoSQL dışında da çok çeşitli veritabanı yaklaşımı ve mimarisi var, şimdi kısaca bu yaklaşımlara bir göz atalım:
Tanım |
Örnekler |
Avantajı |
Kullanım Alanı |
|
| NewSQL | RDBMS sistemlerinin ACID özelliklerini ve SQL dilini koruyarak, NoSQL sistemlerdeki yüksek ölçeklenebilirlik avantajlarını sunmayı amaçlar | Google Spanner, CockroachDB, VoltDB, TiDB | Dağıtık mimaride çalışırken ilişkisel modellerin güçlü yönlerini kaybetmez | Gerçek zamanlı finans, online oyunlar, çok kullanıcılı SaaS sistemleri |
| Time Series Databases (TSDB) | Sürekli zaman damgalı veri üreten sistemler için optimize edilmiş veritabanları | InfluxDB, TimescaleDB (PostgreSQL tabanlı), Prometheus | Çok hızlı yazma ve okuma, zaman bazlı veri analizine özel fonksiyonlar | IoT, sistem izleme (monitoring), sensör verileri, finansal analiz |
| Graph Databases | Verileri düğümler (nodes) ve kenarlar (edges) olarak saklar. Özellikle ilişki ağı yoğun sistemler için idealdir | Neo4j, Amazon Neptune, ArangoDB, OrientDB | Sosyal ağlar, öneri sistemleri, ağ analizleri gibi ilişkisel sorgular çok hızlı yapılır | Sosyal medya, öneri motorları, dolandırıcılık tespiti, bilgi grafikleri |
| Object-Oriented Databases (OODBMS) | Veriler nesne olarak saklanır, doğrudan OOP (Nesne Yönelimli Programlama) ile uyumludur | db4o, ObjectDB, InterSystems Caché | Nesne modeline doğrudan bağlanır, uygulama-veritabanı uyumu yüksektir | Gömülü sistemler, C++/Java tabanlı endüstriyel yazılımlar |
| Multimodel Veritabanları | Aynı veritabanı motoru içinde birden fazla veri modelini (doküman, grafik, key-value, ilişkisel vb.) destekler | ArangoDB, OrientDB, Couchbase (doküman + key-value), MarkLogic | Farklı türdeki veriler için farklı motorlar kullanmadan tek platformda çalışabilme | Karmaşık uygulamalar, veri gölleri, birleşik sorgu sistemleri |
| Key-Value Stores | Basit bir anahtar-değer çifti yapısında çalışır. Çok yüksek performanslıdır | Redis, Riak, DynamoDB (bazı modlarda) | Ultra hızlı erişim, düşük gecikme, basit yapı | Cache, oturum yönetimi, gerçek zamanlı sayımlar |
| Column-Oriented Databases | Verileri satır yerine sütun bazında saklar. Büyük veri analizinde çok verimlidir | Apache Cassandra, ClickHouse, HBase, Amazon Redshift | OLAP (analitik) işlemler için optimize edilmiştir, yüksek sıkıştırma oranı sağlar | Veri ambarı, raporlama sistemleri, analitik dashboard’lar |
Modern dünya devasa bir mekanik makinaysa, veri bu makinanın yağı benzetmesini yapabiliriz. Veriyi en etkili şekilde işleyebilmek, sadece güçlü bir altyapı değil, aynı zamanda doğru veritabanı mimarisiyle stratejik bir uyum gerektiriyor. Oracle ve PostgreSQL gibi klasik ama güvenilir RDBMS sistemleri, yıllardır kurumsal yapıların omurgasını oluştururken; Couchbase gibi NoSQL yapılar esneklik, hız ve dağıtık mimari gerektiren modern uygulamalarda fark yaratıyor.
Günümüz sistemleri, tek bir mimariyle tüm ihtiyaçları karşılayamayacak kadar çeşitlendi. Bu nedenle, çoğu organizasyon hibrit bir yaklaşım benimseyerek her bir veritabanı türünün güçlü yönlerinden faydalanıyor.

]]>
Bu iki ekibin de yönetimini yaptığım dönemlerde sıklıkla rollerinin karıştırıldığını ve hatta üst yönetimden bile “her ikisi de SQL işi yapmıyor mu, bu arkadaşları tek bir ekip altında birleştirelim o zaman” şeklinde talepler aldığım oldu. Bu yazıda bu konuyu netleştirmek istedim. Ancak farklılıklara geçmeden önce, gelin bu iki rolün ortak noktalarına bakalım ve ardından özgün yönlerini […]]]>
Bu iki ekibin de yönetimini yaptığım dönemlerde sıklıkla rollerinin karıştırıldığını ve hatta üst yönetimden bile “her ikisi de SQL işi yapmıyor mu, bu arkadaşları tek bir ekip altında birleştirelim o zaman” şeklinde talepler aldığım oldu. Bu yazıda bu konuyu netleştirmek istedim. Ancak farklılıklara geçmeden önce, gelin bu iki rolün ortak noktalarına bakalım ve ardından özgün yönlerini inceleyelim.
Her iki rol de doğrudan veri ile çalışır. Kurumun karar alma süreçlerinde kullanılacak verilerin güvenli, erişilebilir ve anlamlı olmasını sağlayan bu iki ekibi ortak bir paydada buluşturan bazı başlıklar:
Ortak Özellikler |
Açıklama |
| Yetkisiz erişimi engellemek için rol bazlı erişim politikaları uygularlar | |
| Yedekleme, senkronizasyon, raporlama gibi süreçlerde otomasyon kullanılır | |
| Altyapı, performans, süreklilik gibi konularda sistemsel kararlar alırlar | |
| Yazılım geliştiriciler, iş analistleri ve BT ekipleriyle iş birliği yaparlar | |
| Hizmet kalitesini belirleyen metrikleri izler ve raporlarlar |
Kötü yapılandırılmış ya da tutarsız veri, karar destek süreçlerini doğrudan olumsuz etkilediği için her iki rolde çalışan arkadaşlar, veri kalitesini sağlama konusunda kritik bir sorumluluğu paylaşır. Şimdi bu iki rol ne yapar ayrı ayrı bakalım..
Veritabanı sistem yöneticisi (DBA), kurumun verilerini yöneten arka uç mimardır. Görevi, veritabanının güvenli, performanslı, erişilebilir ve sürdürülebilir çalışmasını sağlamaktır. Temel görevleri:
| Tablo yapılarının oluşturulması, normalizasyon işlemleri, veri bütünlüğü kurallarının tanımlanması | |
| Felaket senaryolarına karşı veri yedekleme stratejileri geliştirir. | |
| Sorgu iyileştirme, indeksleme ve önbellekleme tekniklerini uygular. | |
| Kullanıcı bazlı roller ve yetkilendirme kuralları belirler. | |
| Fiziksel/veritabanı sunucularının bakım ve izleme faaliyetlerini yürütür. |
* “Yedekleme” denince altyapıda ayrı bir temel ekip olan “yedekleme ve arşivleme sistem yöneticisi” rolü ile karıştırmamak önemli – yedekleme sistem yöneticisi, kurumdaki tüm verinin istenilen ve gereken şekilde, en uygun saklama ortamında, sağlıklı bir şekilde saklanması ve gerektiğinde geri dönülmesini sağlayan altyapıları yönetir. Veritabanı yöneticisi ile sorumlu olduğu verinin yedekleme stratejisini belirler.
** Yedekleme ile benzer bir yanlış anlama “sunucu ve altyapı yönetimi”nde de ortaya çıkabilir, devam etmeden önce bu konuyu da netleştirelim. Veritabanı yöntecisi “engineered systems” olarak adlandırılan, tümleşik donanım mimarisinden ve özel olarak bu sistemlerle kullanılmak için tasarlanmış veri depolama cihazlarının yönetiminden sorumlu olabilir, bunun dışındaki sunucu altyapılarının yönetimi sistem yönetimi ekibi tarafından yapılır. Buna konuya iyi örnek olarak Oracle’ın Exadata ve ZFS sistemlerini gösterebiliriz, çoğu kurumda bu yapıların yönetimi veritabanı ekibi tarafından yapılır.

Veritabanı Yöneticisi hangi teknolojileri kullanır? SQL Server, Oracle, PostgreSQL, MySQL, MongoDB, Couchbase gibi oldukça geniş bir yelpazede teknoloji farklı teknolojilerle çalışabilir.
DWH/BI yöneticisi, verinin sadece saklanmasından değil, anlamlandırılmasından ve yorumlanmasından sorumludur. Onun bakış açısı, veritabanı altyapısından çok, iş kararlarını besleyen özet bilgiler üzerinedir. Temel görevleri:
| Farklı sistemlerden gelen verilerin tek bir veri ambarında toplanmasını sağlar | |
| Veri doğruluğunu denetler, eksik/yanlış verileri ayıklar | |
| Power BI, Tableau, Qlik gibi araçlarla etkileşimli dashboard’lar oluşturur | |
| Extract-Transform-Load işlemlerinin otomasyonunu sağlar | |
| Geçmişe dayalı verilerle geleceğe dönük analizler yapar |
DWH/BI yöbneticisi hangi teknolojileri kullanır? Microsoft SQL Server Integration Services (SSIS), SAP BW, Informatica, Talend, Power BI, Qlik, Tableau, Oracle Analytics Server gibi pek çok teknoloji ile çalışabilir.

Özellik |
Veritabanı Yöneticisi (DBA) |
DWH/BI Yöneticisi |
| Veri saklama ve erişim | Veri analizi ve raporlama | |
| SQL DB, Oracle, PostgreSQL, Couchbase, vb. | BI araçları, ETL sistemleri | |
| Erişim ve şifreleme | Veri bütünlüğü ve tutarlılığı | |
| Sınırlı, operasyonel log düzeyinde | İş kararlarını destekleyici grafikler | |
| Teknik odaklı | İş zekâsı ve analitik odaklı | |
| Anlık veri yönetimi | Tarihsel veri ve trend analizleri |
Böyle saçma bir soruya yanıt vermemek lazım, ancak çalıştığım süre zarfında bir kaç defa bu soruyla da yüzleştiğim için yazma gereği duydum. İki rol, metal bir paranın iki yüzü gibi düşünülebilir, çünkü biri olmazsa kurum veriden verim alamaz, çalışamaz. Veritabanı yöneticisi olmadan güvenli ve istikrarlı bir veri altyapısı kurulamazken, DWH/BI yöneticisi olmadan da bu veriler bilgiye dönüşemez. Kurumlar bu iki rolü birlikte düşünmeli, hatta bazı yapılarda aralarındaki iş birliğini optimize edecek hibrit roller bile oluşturulabilir.
Veritabanı sistem yöneticisi ile DWH/BI yöneticisi, birbirini tamamlayan iki kritik roldür. Biri verinin güvenli ve tutarlı şekilde saklanmasını sağlarken, diğeri bu veriden anlamlı bilgiler çıkararak stratejik kararları destekler. Her iki rol de kurumsal veri yönetiminin vazgeçilmez parçalarıdır. Aralarındaki farklar, aslında işin doğası gereği uzmanlaşmayı temsil eder; ama hedef ortaktır: veriden maksimum değer üretmek.

Kurumlar bu rolleri ayrı değerlendirmek yerine, birlikte çalışan parçalar olarak kurguladıklarında, veriden elde ettikleri fayda katlanarak artar. Bugünün rekabetçi dijital dünyasında, hem veriyi koruyan hem de dönüştüren bu uzmanlara yatırım yapmak, sürdürülebilir başarının anahtarıdır.
]]>
Mimari Komite Nedir? Finans, telekom, üretim gibi pek çok sektörde teknoloji, artık sadece bir destek birimi olmaktan çıkıp, iş stratejilerinin merkezinde yer alan, rekabet avantajı sağlayan kritik bir faktör haline geldi. Bu dinamik ortamda, sağlam, ölçeklenebilir ve güvenli yazılım mimarileri oluşturmak ve sürdürmek, başarı için vazgeçilmez bir hal aldı. Bu yolculukta, Mimari Komite sırtınızı dayayıp […]]]>
Finans, telekom, üretim gibi pek çok sektörde teknoloji, artık sadece bir destek birimi olmaktan çıkıp, iş stratejilerinin merkezinde yer alan, rekabet avantajı sağlayan kritik bir faktör haline geldi. Bu dinamik ortamda, sağlam, ölçeklenebilir ve güvenli yazılım mimarileri oluşturmak ve sürdürmek, başarı için vazgeçilmez bir hal aldı. Bu yolculukta, Mimari Komite sırtınızı dayayıp ne güvenebileceğiniz yapı olacaktır.

Mimari Komite, bir organizasyonun yazılım ve altyapı mimarileriyle ilgili stratejik kararların alındığı, standartların belirlendiği ve teknik yol haritalarının çizildiği üst düzey bir teknik karar alma organıdır. Genellikle farklı departmanlardan (yazılım geliştirme, altyapı, siber güvenlik, iş birimleri) teknik liderleri, mimarları ve kıdemli mühendisleri bir araya getirir. Temel amacı, teknolojik yatırımların iş hedefleriyle uyumlu olmasını sağlamak, teknik riskleri yönetmek ve sürdürülebilir bir teknoloji ekosistemi oluşturmak.
Özellikle finansal hizmetler gibi karmaşık ve regüle bir sektörde, teknolojik kararların dağınık veya bağımsız alınması ciddi sorunlara yol açabilir. Mimari Komiteyi gerekli kılan temel koşullar neler dersek:
Ertelenen Gelişim Alanları: Hızlı teslimat baskısı altında zaman zaman kısa vadeli çözümler üretilebilir. Bu durum, zamanla ertelenen iyileştirme alanlarının birikmesine yol açar. Mimari Komite, bu alanların düzenli olarak değerlendirilmesini ve azaltılmasını sağlar.
Risk ve Güvenlik Odaklılık: Finansal ve kişisel verilerin hassasiyeti nedeniyle, güvenlik açıkları ve sistem hataları yıkıcı sonuçlara neden olabilir. Yeni teknolojilerin veya mimarilerin benimsenmesinde olası risklerin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi mutlaka yapılmalı.
Standardizasyon ve Verimlilik Arayışı: Farklı ekiplerin kendi başlarına geliştirdiği çözümler, zamanla uyumsuzluklara ve gereksiz maliyetlere yol açabilir. Ortak mimari standartların belirlenmesi, geliştirme süreçlerini hızlandırır ve kaynak verimliliğini artırır.
İnovasyon ve Dijital Dönüşüm: Kritik sektörlerdeki hızlı değişim, şirketlerin sürekli yeni teknolojileri (örneğin, yapay zeka, blok zinciri) keşfetmesini ve iş süreçlerine entegre etmesini gerektirir. Mimari Komite, bu inovasyonların mevcut altyapıya nasıl entegre edileceğini ve uzun vadeli etkilerini değerlendirir.

Mimari Komite, farklı ekipleri bir araya getirerek, silo etkisini azaltmasının yanı sıra aşağıdaki konularda da önemli faydalar sağlar:

Atılacak ekstra birkaç adım sayesinde, mevcut faydaları maksimize etmek ve Mimari Komitenin etkinliğini daha da artırmak mümkün:
Standartlaştırılmış Sunum Şablonları: Sunumların belirli bir şablona göre hazırlanması, bilgi aktarımını kolaylaştırır ve tüm projeler arasında karşılaştırılabilirliği artırır.
Aktif Katılımın Teşviki ve Zaman Yönetimi: Komite başkanı, tüm katılımcıların görüşlerini dile getirmesini teşvik etmeli ve her gündem maddesi için ayrılan süreye riayet etmeli. Gereksiz uzayan veya konu dışına çıkan tartışmaları nazikçe yönlendirmek önemlidir.
Etkili Aksiyon Takibi ve İletişim: Toplantıda alınan kararlar, belirlenen aksiyon kalemleri, sorumlu kişiler ve bitiş tarihleri net bir şekilde belgelenmeli ve toplantıdan hemen sonra ilgili tüm paydaşlarla paylaşılmalıdır. Aksiyonların takibi için mutlaka şeffaf bir sistem kullanılmalı. Başkanlık yaptığım sürece bunun için Confluence kullanmayı tercih etmiştim.
Periyodik Geribildirim ve İyileştirme: Toplantı katılımcılarından periyodik olarak toplantıların işleyişi hakkında geri bildirim alınmalı ve bu geri bildirimler doğrultusunda iyileştirmeler yapılmalı, bu çok faydalı çıktıları olan bir pratik!
Mimari Komite, kurumsal şirketler için sadece bir toplantı değil, teknoloji stratejilerinin kalbinde yer alan, sürdürülebilir büyüme ve inovasyon için kritik bir platformdur. Yazılım mimarisi ve altyapı projelerinin düzenli olarak ele alındığı bu komite, gelişim alanlarının yönetilmesinden, risklerin azaltılmasına, standartlaşmanın sağlanmasından, bilginin paylaşılmasına kadar pek çok alanda paha biçilmez faydalar sunar. Toplantıların süreç ve içerik açısından sürekli iyileştirilmesi, bu değerin daha da artmasını sağlayacak ve şirketinizin dijital dönüşüm yolculuğunda sağlam adımlarla ilerlemesine katkıda bulunacaktır.

Farklı ekiplerin yazdığı kodların ve altyapıdaki değişikliklerin birbiriyle sorunsuz çalışmasını garantilemek, yapbozun bir kısmını değiştirmek gerektiğinde her şeyin baştan aşağı yıkılmamasını sağlamak, yani gelecekteki geliştirmeleri kolaylaştırmak ve yapbozun hiçbir yerinde güvenlik açığı veya zayıf bir nokta kalmadığından emin olmak için Mimari Komite harika imkanlar sunar!
]]>
Siber Güvenlikteki Değişim Rüzgarları: Neden Sıfır Güven Önemli? Yıllardır kullanılan geleneksel ağ güvenlik modeli, ağ içindeki güvenilir kullanıcılara ve cihazlara erişim izni verirken, dış tehditleri uzak tutmayı amaçlar. Ancak bu sadece çevre güvenliğine dayanma, içeriden gelen tehditler, mobil cihazların yaygınlaşması ve bulut uygulamalarının geniş çaplı benimsenmesi gibi bazı kritik gerçekleri göz ardı etti ve bu […]]]>
Yıllardır kullanılan geleneksel ağ güvenlik modeli, ağ içindeki güvenilir kullanıcılara ve cihazlara erişim izni verirken, dış tehditleri uzak tutmayı amaçlar. Ancak bu sadece çevre güvenliğine dayanma, içeriden gelen tehditler, mobil cihazların yaygınlaşması ve bulut uygulamalarının geniş çaplı benimsenmesi gibi bazı kritik gerçekleri göz ardı etti ve bu durum kötü niyetli kişiler için sayısız yeni giriş noktası oluşturdu.

İçeriden gelen tehditler sadece işinden memnun olmayan çalışanlardan kaynaklanmıyor. Mesela, hastanede bir doktorun yanlışlıkla bir kimlik avı e-postasını açması sonucu hasta verilerinin fidye yazılımı ile şifrelenebilir veya finansal kazanç peşinde koşan bir finans analistinin hassas müşteri bilgilerini rakiplere satması gibi art niyetli senaryolar da mümkün.
Kendi cihazını getir #BYOD trendi, çok sayıda güvenlik sorununu beraberinde getiriyor: Farklı işletim sistemlerini ve cihazları yönetmek, kişisel cihazlarda güvenlik politikalarını uygulamak,.. Çalışanların kendi cihazları ile kurumsal ortamda çalışırken güvenlik ve kullanıcı gizliliğini dengelemek için doğru Mobil Cihaz Yönetimi #MDM kullanmak önemli bir gereksinim.
Bulutun yaygınlaşması ile güvenlik gereksinimleri de değişti. Veriler artık geleneksel ağ sınırının dışında yer aldığı için yeni güvenlik yaklaşımları gerektiriyor. Bulut sağlayıcıların altyapıyı güvence altına aldığı, kurumların ise kendi verilerini ve uygulamalarını güvence altına aldığı “paylaşılan sorumluluk modelini” iyi anlamak çok önemli. Sıfır Güven ilkeleri, Bulut Hizmetleri #IaaS, Platform Hizmetleri #PaaS veya Yazılım Hizmetleri #SaaS gibi farklı bulut modellerine göre farklı şekilde uygulanmalı. Bulut ortamları için tasarlanmış Bulut Erişim Güvenlik Aracısı #CASB ve Güvenlik Bilgileri ve Olay Yönetimi #SIEM sistemleri gibi buluta özel güvenlik araçlarından yararlanmak vazgeçilmez artık olmazsa olmazlar arasında

Sıfır Güven, güvenlik düşüncesinde temel bir değişimi temsil ediyor. Konuma dayalı varsayılan güven yerine, Sıfır Güven sürekli doğrulama ilkesiyle çalışır. Bu ne demek? Ağ kaynaklarına erişmeye çalışan her kullanıcı, cihaz ve uygulama, konumdan bağımsız olarak titiz bir incelemeden geçer. Bunu, yetkili personelin bile her odaya girmek için anahtar karta ihtiyaç duyduğu yüksek güvenlikli bir tesise benzetebiliriz.

| AÇIKLAMA | ÖRNEK | |
| En Az Ayrıcalık Erişimi | Kullanıcılara, işlevlerini yerine getirmeleri için gereken minimum erişim haklarını vermek | Bir pazarlama ekibi üyesi, aynı kuruluş içinde bile hassas finansal verilere erişemez |
| Mikro Bölümleme | Bir ihlal durumunda yanal hareketi kısıtlamak için ağı daha küçük, izole edilmiş segmentlere ayırmak | Bir web sunucusu segmenti tehlikeye girerse, saldırgan veritabanı segmentine kolayca erişemez |
| Sürekli İzleme | Anormallikler ve belirlenmiş taban çizgilerinden sapmalar için kullanıcı ve cihaz davranışını sürekli olarak izlemek | Şüpheli etkinliği tespit etmek için ağ trafiği, kullanıcı oturum açma kalıpları ve veri erişim isteklerini analiz etmek |
| Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA) | Kimlik doğrulama için bildiğiniz bir şey (parola), sahip olduğunuz bir şey (token) ve olduğunuz bir şey (biyometrik) gibi birden fazla faktör gerektirmek | Oturum açmak için bir parolayla birlikte bir kimlik doğrulayıcı uygulaması kullanmak. SMS tabanlı MFA’nın (SIM takasına duyarlı) donanım token’larına karşı artılarını ve eksilerini tartmak |
| Veri Odaklı Güvenlik | Şifreleme, veri kaybını önleme ve erişim kontrolleri aracılığıyla, konumu ne olursa olsun verinin kendisini korumaya odaklanmak | Hassas verileri hem aktarım sırasında hem de beklemedeyken şifrelemek, güçlü DLP önlemleri uygulamak ve kullanıcı rollerine ve izinlerine göre veri depolarına erişimi kısıtlamak |
Sıfır Güven Ağ Mimarisi #ZTNA uygulamak, bir kuruluşun güvenlik yaklaşımında temel bir değişim gerektirir. Bu sadece yeni teknolojilerle değil aynı zamanda yeni bir güvenlik zihniyetini benimsemeyi de içerir. Aşağıdaki tablo, Sıfır Güven Ağ Mimarisinin uygulanmasında atılacak adımları, ilgili teknolojileri ve karşılaşılabilecek zorlukların bir özeti:
| Adım | Açıklama | İlgili Teknolojiler | Zorluklar |
| Koruma Yüzeyini Tanımlama | En yüksek düzeyde koruma gerektiren kritik varlıkları, verileri ve uygulamaları belirleyin. Hassasiyete ve düzenleyici gereksinimlere göre verileri sınıflandırın | Veri sınıflandırma araçları, güvenlik açığı tarayıcıları | Riski doğru bir şekilde değerlendirmek ve varlıklara öncelik vermek |
| İşlem Akışlarını Haritalama | Kullanıcıların ve uygulamaların kritik varlıklarla nasıl etkileşim kurduğunu anlayın. Veri akışını haritalayın ve olası güvenlik açıklarını belirleyin | Ağ izleme araçları, uygulama bağımlılık haritalama araçları | Modern uygulama mimarilerinin ve veri akışlarının karmaşıklığı |
| Mikro Bölümlemeyi Uygulama | Ağı, erişim gereksinimlerine göre daha küçük, izole edilmiş bölgelere ayırın. Bu, potansiyel bir ihlalin “patlama yarıçapını” sınırlar ve saldırganların yanal hareketini engeller. Bunu ağ diyagramlarıyla görselleştirin | Yeni nesil güvenlik duvarları #NGFW, yazılım tanımlı ağ #SDN | Eski sistemlerle entegrasyon ve çok sayıda mikro segmentin karmaşıklığını yönetme |
| Kimlik ve Erişim Yönetimi #IAM Dağıtma | Kullanıcı kimliklerini yönetmek, erişim ayrıcalıklarını atamak ve kimlik doğrulama politikalarını uygulamak için sağlam bir IAM sistemi uygulayın | Kimlik sağlayıcılar (IdP’ler), dizin hizmetleri, ayrıcalıklı erişim yönetimi #PAM araçları | Doğru IAM çözümünü seçmek ve mevcut sistemlerle entegre etmek. |
| Çok Faktörlü Kimlik Doğrulamayı #MFA Zorunlu Kılma | Tüm kullanıcıların hassas kaynaklara erişirken MFA kullanmasını zorunlu kılın | Kimlik doğrulama uygulamaları, donanım tokenları, biyometrik kimlik doğrulama sistemleri | Güvenliği kullanıcı deneyimiyle dengelemek ve farklı MFA yöntemlerinin karmaşıklıklarını yönetmek |
| Trafiği İzleme ve Analiz Etme | Şüpheli etkinlikler için ağ trafiğini sürekli olarak izleyin | Güvenlik bilgileri ve olay yönetimi #SIEM sistemleri, saldırı tespit/önleme sistemleri #IDS/#IPS | Büyük hacimli verileri etkili bir şekilde analiz etmek ve uyarılara yanıt vermek |
| Güvenlik Politikalarını Otomatikleştirmek | Kullanıcı sağlama, kaldırma ve erişim kontrol güncellemelerini otomatikleştirin | Güvenlik orkestrasyonu, otomasyon ve yanıt #SOAR platformları, politika motorları | Otomasyon doğruluğunu sağlamak ve olası istenmeyen sonuçları yönetmek |
Sıfır Güvenin faydaları çok ikna edici olsa da, uygulanmasının bazı zorlukları var:

Google kendi geliştirdiği Sıfır Güven güvenlik modeli olan BeyondCorp ile geleneksel VPN tabanlı güvenlik anlayışını terk ederek, kullanıcıların konumuna (şirket içi/dışı) bakılmaksızın her erişim isteğinin ayrıntılı kontrolünü zorunlu kıldı. Bu modelde:
Günümüzde pek çok finans kuruluşunda Sıfır Güveni yaklaşımı benimsenmiş durumda.
Yapay zeka #AI ve makine öğrenimi #ML, daha doğru tehdit tespiti, otomatik olay yanıtı ve proaktif güvenlik önlemleri sağlayarak Sıfır Güven yeteneklerini artırma potansiyeline sahip. Mesela yapay zeka destekli davranışsal analizler, anormal kullanıcı etkinliğini tespit edebilirken, ML ortaya çıkan tehditleri tahmin edebilir ve önleyebilir.


Sıfır Güven bir varış noktası değil, bir yolculuk. “Asla güvenme, her zaman doğrula” felsefesini benimseyerek, kuruluşlar daha dirençli ve uyarlanabilir bir güvenlik duruşu oluşturabilir, gelişen tehdit ortamında ilerleyebilir ve yeni iş fırsatlarının kilidini açabilirler. Güvenliğin geleceği, proaktif, veri odaklı yaklaşımlarda yatıyor ve Sıfır Güven bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor.
]]>
Veeam Türkiye ülke müdürü Kürşat Sezgin‘in açılış konuşmasını yaptığı #VeeamOnTour25 etkinliği büyük bir katılımla, 28 Mayıs 2025 Çarşamba günü Hilton Bomonti İstanbul Konferans Merkezi’nde yapıldı. Bu etkinlikte de siber güvenlik ve yapay zeka en öne çıkan konular oldu. Günün sonunda aklında en çok hangi kelimeler kaldı dense, muhtemelen yanıtım “siber dayanıklılık” #CyberResilience ve “yapay zeka” […]]]>
Veeam Türkiye ülke müdürü Kürşat Sezgin‘in açılış konuşmasını yaptığı #VeeamOnTour25 etkinliği büyük bir katılımla, 28 Mayıs 2025 Çarşamba günü Hilton Bomonti İstanbul Konferans Merkezi’nde yapıldı. Bu etkinlikte de siber güvenlik ve yapay zeka en öne çıkan konular oldu. Günün sonunda aklında en çok hangi kelimeler kaldı dense, muhtemelen yanıtım “siber dayanıklılık” #CyberResilience ve “yapay zeka” #AI olurdu.
Kürşat bey zamanın önemi ve kullanımını 1,5 milyon yıl öncesinden günümüze bir zaman çizelgesinden paylaşımlar yaparak anlattı.

Alınan tüm önlemlere rağmen günümüzde bir siber saldırıya hedef olmak gayet olası, önemli olan hedef olduktan sonra en kısa sürede tekrar ayağa kalkabilmek. Kürşat bey ayağa kalkmanın #recovery sektör ortalamasının 24 gün olduğunu, ancak bırakın günleri dakikalar hatta saniyeler için ayağa kalkabilmenin kurumlar için paha biçilemez olduğunu paylaştı

Patrick Rohrbasser (Regional Vice President EMEA South @Veeam), siber saldırılarla ilgili oldukça çarpıcı istatistikler paylaştı..

Patrick, etkin bir siber güvenliğin bilgi birikimi, strateji, süreçlerin kombinasyonu, insanlar, organizasyon ve elbette teknolojiyle mümkün olabileceğini söyledi. Veeam olarak veri dayanıklılığı olgunluk modeli (Data Resilience Maturity Model – DRMM) konusunda derinlemesine deneyim ve bilgiye sahip olduklarını ve müşterilerinin veri dayanıklılığı seviyesini değerlendirmek için onlarla birlikte özel çalıştaylar düzenleyebildiklerini paylaştı.
Bu çalıştayların amacı bilgi toplamak ve müşterinin mevcut durumunu değerlendirmek, çalıştay sonrası müşterinin:

Patrick’in söz konusu çalıştaylar #workshops hakkında paylaştığı detaylardan özellikle dikkatimi çekenler:
| Strateji Tanımlama | Toplanan bilgiler ışığında, hedefleriniz, insan kaynağınız, organizasyon yapınız ve mevcut süreçlerinizle uyumlu stratejiler belirliyoruz |
| Teknoloji ve Yapay Zeka | Teknolojiyi ve özellikle yapay zekayı veri dayanıklılığını artırmak için nasıl kullandığınızı inceliyoruz |
| Veri Güvenliği Seviyesi | Tüm güvenlik fonksiyonlarınızın etkinliğini, veri güvenliği seviyenizi, sistemlerinizdeki bilgileri nasıl raporladığınızı, izlediğinizi ve takip ettiğinizi değerlendiriyoruz |
| Kurtarma Yetenekleri | Veri kaybını nasıl önlediğinizi, verilerinizi nasıl yedeklediğinizi, sistemlerinizi nasıl kurtardığınızı ve kurtarma hızınızı analiz ediyoruz |
| Veri Kanalları | Veri kanallarınızın derinliğini ve yaygınlığını inceliyoruz |
| Geri Bildirim ve Durum Tespiti | Bu değerlendirmelerin sonucunda, zorlanabileceğiniz ve güçlü olduğunuz alanları gösteren bir geri bildirim sunuyoruz |
| Aşırı güven(!) | Bu detaylı analizler sırasında, dünya genelindeki şirketlerin %70’inin siber dayanıklılıklarının çok iyi olduğuna inandığını tespit ettik |
| Detaylı İnceleme ve Gelişim Alanları | Oluşturduğumuz bu detaylı planı (blueprint) inceleyerek güçlü yönlerinizi ve geliştirmeniz gereken alanları daha net bir şekilde görebiliyoruz |
| Özelleştirilmiş Yardım | Görüşmelerimiz ve oluşturduğumuz bu plan sayesinde, veri dayanıklılığınızı yönetme konusunda size nasıl yardımcı olabileceğimizi değerlendiriyoruz |
| Esneklik ve Seçenekler | Müşterilerimize çeşitli seçenekler sunuyoruz. İster kendi altyapınızda kalabilir ve veri platformunuzu kendi kendinize yönetebilirsiniz. Farklı hizmetleri ve barındırma seçeneklerini değerlendirebilirsiniz. Buluta hızlı bir geçişin yaygınlaştığını görüyoruz. |

Patrick, partner ekosistemine önem verdiklerini, bu nedenle Microsoft, IBM, Google, Cisco,.. gibi pek çok global partner’la sıkı bir iş birliği içerisinde olduklarını paylaştı. Doğru bilgi ve çözümleri sunabilen geniş bir iş ortaklığı ekosistemine ihtiyaç olduğunu, ve iş ortaklarıyla birlikte uçtan uca bir vizyona sahip olduklarını, bu nedenle ne olup bittiğini anlayıp nasıl tepki vereceklerini bildiklerini söyledi. Bu iş birlikleri sayesinde sorunlara daha kolay bağlanabiliyor ve uçtan uca entegre süreçler sunabiliyoruz dedi.

Veri güvenliği vs. veri dayanıklılığı

Partner işbirliklerinin yanısıra yeni satın alımlarla da kendilerini güçlendirdiklerini, bu kapsamda fidye yazılımı saldırılarının etkilerini en aza indirmek ve veri kaybını önlemek için uzmanlaşmış bir olay müdahale ekibi ve platformu olan Coveware’i satın aldıklarını paylaştı.


Veri koruma ve yedeklemede etkin bir global oyuncu olduklarını söyledi Patrick..

İşte bu, tam olarak bunu istiyoruz!!
Veeam’de sistem mühendisi olarak çalışan Moro Hekim, v13 versiyonu ile gelen yeniliklerden söz etti

Moro, v13 ile gelen, Veeam kullanıcıları için tamamen yönetilen, güvenli ve değiştirilemez (immutable) bir bulut depolama çözümü olan Vault’tan söz etti – Vault sayesinde yedekleme verilerini kolayca yönetirken aynı zamanda fidye yazılımlarına karşı korumamaknın da sağlandığının altını çizdi.


Moro, Veeam’in CDP özelliğine vurgu yaptı, kullanım senaryolarını paylaştı. CDP veri koruma dünyasında uzun süredir var olan bir kavram, ilk olarak EMC’nin DataRecovery ürünü ile hayatımıza girmişti. Veritabanı tarafında da Oracle yıllardır müşterilerine bu özelliği sağlıyor. Veeam bu teknolojiyi Vmware için çok etkin ve kolay bir şekilde kullanılabilir hale getirmiş.
CDP’nin faydaları genel olarak nedir dersek:


Veeam, Kasten ile modern Kubernetes ortamları için etkin bir uygulama taşıma ve yedekleme imkanı sağlıyor. Bu iki ürün, farklı iş yükü türlerinin korunması için tasarlanmış ve bazı durumlarda birlikte çalışabiliyor:

Bülent Tolu (Advisory Systems Engineer @ Veeam) Veeam’in bulut üzerindeki yetkinliklerinden söz etti

Microsoft 365, Teams, SalesForce gibi yapılardaki verilerin çok hızlı büyüdüğünü ve bu bulut ortamlarındaki verilerimizin de yedeklenmeye ve korunmaya ihtiyacı olduğunu, bu ihtiyaçlar için Veeam olarak etkin bir çözümlerinin olduğunu paylaştı



Bülent bey, yapay zekayı veri koruma süreçlerini otomatikleştirmek, tehditleri daha iyi tespit etmek, kullanıcılara akıllı içgörüler sunmak ve korunan verilerin değerini artırmak için stratejik bir şekilde ürünlerine entegre ettiklerini hızlıca paylaştı, “hızlıca” diyorum, zaman kısıtlı ve konu da çok olduğundan çok detaylandırma imkanı olmadı. Açıkçası ben şahsen yapay zekanın özellikle “yönetici yardımı” konusunda nasıl konumlandırıldığının biraz daha somut bir şekilde paylaşılmasını isterdim..


Bülent bey, bir fidye yazılımı saldırısı durumunda verilerin güvenli, hızlı ve uzman desteğiyle kurtarılmasını sağlayan, bulut tabanlı, yönetilen bir hizmet olan Veeam Guardian‘dan söz etti..

Çiğdem Öztürü Ağaoğlu (Storage and Data Services Sales Leader Türkiye Caucasus and Central Asia), HPE olarak veri koruma dünyasında uzun süredir var olduklarını ve sahip oldukları zengin veri depolama ürün portföyü ile müşterilerinin hemen her büyüklükteki ihtiyaçlarına yanıt verebildiklerini paylaştı

Çiğdem hanımın konuşmasında sözünü ettiği 3-2-1 ve onun bir varyantı olan 3-2-1-1-0 kuralını bugün etkinlik süresinde farklı konuşmacılardan da birkaç defa duyduk, pekii nedir bu 3-2-1 kuralı? 3-2-1 kuralı, veri kaybını önlemek ve iş sürekliliğini sağlamak için temel bir yedekleme stratejisi olan bu kural, verilerimizi güvende tutmak için izlememiz gereken üç önemli prensibi özetler:
3 Kopya (3 Copies of Your Data): Verilerinizin en az üç farklı kopyasına sahip olmalısınız. Bu, orijinal verilerinize ek olarak iki ayrı yedekleme anlamına gelir. Bu sayede bir kopya bozulsa, kaybolsa veya erişilemez hale gelse bile diğer kopyalara güvenebilirsiniz.
2 Farklı Medya (2 Different Media): Bu üç kopyayı en az iki farklı depolama ortamında saklamalısınız. Örneğin, bir kopyayı şirket içi bir NAS cihazında, diğerini harici bir sabit diskte ve üçüncüsünü de bulut depolama hizmetinde tutabilirsiniz. Farklı medya türleri kullanmak, belirli bir donanım arızası veya felaketin tüm kopyalarınızı etkilemesini önler.
1 Dışarıda (1 Offsite Location): Bu kopyalardan en az birini şirket dışı bir konumda saklamalısınız. Bu, yangın, sel, deprem veya hırsızlık gibi fiziksel bir felaketin şirketinizdeki tüm verilere zarar vermesini engeller. Şirket dışı konum, farklı bir ofis, güvenli bir veri merkezi veya bir bulut depolama hizmeti olabilir
Gelişen İhtiyaçlar ve 3-2-1-1-0 Kuralı:


HPE Greenlake‘in öne çıkan özellikleri ve faydaları:


Çiğdem hanım, Veeam çözümlerini destekleyen geniş bir ürün portföylerinin olduğunu ve HPE çözümlerinin Veeam ile entegre çalışması sayesinde birlikte etkin çözümler sağlayabildiklerini söyledi

Yılmaz Barçın (Co-Founder, CEO @FixCloud) ve Hakan Cem Topal (Director of Information Technology @SayaHolding) birlikte sahneye çıktılar. Önce Yılmaz bey FixCloud olarak kim olduklarını, neler yaptıklarını paylaştı



Hakan bey, Saya Holding’i Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve Türkiye’nin ilk yerli beşinci nesil savaş uçağı olan KAAN’ın uçmasını sağlayan en önemli partnerlardan birisi olarak tanımladı. Sorumluluk bilincinde olan her IT yöneticisinin en büyük korkusunu olan “gece kafamı rahat bir şekilde yastığa koyabilecek miyim, gece beni kimse bir sorun nedeniyle uyandıracak mı” durumunu paylaştı.


Hakan bey, Saya Holding olarak dağıtık yapıdaki yapılarını FixCloud ile yaptıkları iş birliği ile yönettiklerini paylaştı. Her türlü hazırlığı önden yaptığımız için, Brezilya’lılarla birlikte ERP geçişi yaparken, bir taraftan da Fenerbahçe maçını seyredecek kadar rahattık demesi katılımcıların yüzlerinde tebessüm yarattı
Sarıyer’de Maslak Eski Büyükdere Caddesi’nde 3 Mayıs 2025’te saat 02.41’de yolda çökme meydana gelmişti. Eski Büyükdere Caddesi’nde devam eden inşaat çalışması sırasında yaşanan çökmede ölen ya da yaralanan olmamış, ancak enerji ve doğalgaz kesintileri olmuştu. Hakan bey, o bölgede olmalarına rağmen, felaket durumlarına karşı yaptıkları hazırlıklar sayesinde hiç etkinmediklerini paylaştı

Gökhan Göksu (Senior Solution Architect @Red Hat), inovasyon açık-kaynak ile başlar deyip Red Hat’in açık kaynak ve kurumsal dünyayı bir araya getiren bir firma olduğunu paylaştı
Red Hat’in kurumsal işletim sistemi Red Hat Enterprise Linux #RHEL yanı sıra çok sayıda açık kaynak ürünü de var, onlardan bazıları:


KVM ve Vmware gibi geleneksel sanallaştırma teknolojileri işletim sistemini sanallaştırır, Openshift Virtualization ile de sunucu sanallaştırma yapmak mümkün ancak uygulamada farklılıkları var bu iki yaklaşımın. Eğer mevcut OpenShift ortamında VM çalıştırma ihtiyacı varsa, VM’leri konteynerlerle birlikte yönetmek, modern uygulama geliştirme süreçlerine VM’leri dahil etmek için Openshift sanallaştırma tercih edilebilir. Ancak eğer geleneksel ağırlıklı bir uygulama ve sunucu altyapınız varsa KVM ya da Vmware daha uygun olacaktır.


Mevcut sanallaştırma altyapısını bizimle değiştirmek isteyenlerle önce demo, PoC, sonra ortam analizi için assessment, sonrasında da Red Hat ya da partner danışmanları ile çalışma şeklinde bir modelimiz var diyor Gökhan bey


jj
Beste Işık (Head of Data Center and Cloud Product Marketing @Turk Telekom), Türk Telekom’un şebeke altyapısı, siber güvenlik, bulut dönüşüm ve dijital dönüşüm başlıkları altındaki büyüklükleri ile ilgili istatistikleri paylaştı




Berrin Özselçuk (Country Manager @AWS Türkiye), Amazon Nova Sonic’in iki uygulamasından söz etti: AI Agent for Travel ve Enterprise Agenic AI Assistant


Yapay Zekanın Evriminin 3-Yıllık Persfektifi
| 2023: Proje Kanıtlama Yılı (The Year of POCs) | Temel Sorular:
|
| 2024: Üretim Yılı (The Year of Production) | Temel Sorular:
|
| 2025: İş Değeri Yılı (The Year of Business-Value) | Temel Sorular:
|

Yapay Zekanın Endüstride Kullanım Alanları
| Müşteri Deneyimlerini İyileştirme (Enhance Customer Experiences) |
Çalışan Verimliliğini ve Yaratıcılığı Artırma (Boost Employee Productivity & Creativity) |
İş Süreçlerini Optimize Etme (Optimize Business Processes) |
| Chatbotlar (Chatbots) | Konuşmaya Dayalı Arama (Conversational Search) | Belge İşleme (Document Processing) |
| Sanal Asistanlar (Virtual Assistants) | Özetleme (Summarization) | Veri Zenginleştirme (Data Augmentation) |
| Konuşma (Conversation) | İçerik Oluşturma (Content Creation) | Sahtecilik Tespiti (Fraud Detection) |
| Analitik (Analytics) | Kod Üretimi (Code Generation) | Süreç Optimizasyonu (Process Optimization) |
| Kişiselleştirme (Personalization) | Veriden İçgörü Elde Etme (Data to Insights) |







Gizem Takıl (Cloud Sales Manager @Commencis), Commencis olarak hangi alanlarda hizmet verdiklerini paylaştı

Gizem hanım, buluta geçiş ve modernizasyon kararlarının ardındaki temel iş motivasyonları hakkında değerli paylaşımlarda bulundu, kendi notlarımla birlikte aşağıdaki şekilde toparlamaya çalıştım:
| Agility and staff productivity (Çeviklik ve personel verimliliği) |
Buluta geçiş, iş süreçlerini hızlandırarak ve personelin daha verimli çalışmasını sağlayarak çevikliği artırır |
| Data driven organization, Faster insights (Veri odaklı organizasyon, Daha hızlı içgörüler) |
Bulut, veri toplama, işleme ve analiz yeteneklerini geliştirerek organizasyonların daha hızlı ve veri odaklı kararlar almasına olanak tanır |
| Improved security and operational resilience (Gelişmiş güvenlik ve operasyonel dayanıklılık) |
Bulut platformlarının sunduğu gelişmiş güvenlik önlemleri ve felaket kurtarma çözümleri sayesinde operasyonel dayanıklılığın artar |
| Cost reduction (Maliyet azaltma) |
Buluta geçiş, altyapı maliyetleri, bakım giderleri ve ölçeklenebilirlik avantajları sayesinde maliyetleri düşürür |
| Data center exit/consolidation (Veri merkezi çıkışı/konsolidasyonu) |
Buluta geçiş, şirketlerin kendi veri merkezlerinden kurtulmasına veya veri merkezlerini birleştirmesine olanak tanır |
| Going global quickly, outsourcing, M&A (Hızlıca küreselleşme, dış kaynak kullanımı, birleşme ve devralmalar) |
Bulut, global pazarlara hızlıca açılmayı kolaylaştırdığı, dış kaynak kullanımını desteklediği ve birleşme/devralma süreçlerini hızlandırır |
| Digital transformation & Enterprise Modernization (Dijital dönüşüm ve Kurumsal Modernizasyon) |
Buluta geçiş, genel dijital dönüşüm stratejisinin önemli bir parçası olarak kurumsal sistemlerin modernleştirilmesine katkı sağlar |
| Next Gen tech (e.g., AI/ML) (Yeni Nesil Teknoloji (örneğin, Yapay Zeka/Makine Öğrenimi)) |
Bulut platformları, yapay zeka ve makine öğrenimi gibi yeni nesil teknolojilere erişimi kolaylaştırır ve bu teknolojilerin kullanımını teşvik eder |

Gizem hanım, Commencis’in bulut geçiş ve modernizasyon için kullandığı yaklaşımı paylaştı


VeeamOnTour25 etkinliği buradan sonra paneller ve paralel oturumlarla devam etti, programım müsade etmediği için çok istememe rağmen onlara katılamadım. Etkinliğe katılım davetini şahsen ileten Veeam Türkiye ülke müdürü Kürşat Sezgin’e bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum..


1988 yılında Bell Labs’ten (AT&T’nin Ar-Ge laboratuvarları) ayrılan bir ekip tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nin New Jersey eyaletinde veri koruma ve yedekleme yazılımları geliştirmek için kurulan Commvault, 1996 yılında CommVault Systems, Inc. adıyla bağımsız bir şirket haline geldi. Bugün kurumsal veri yedekleme denince akla ilk gelen birkaç firmadan birisi olan Commvault, özellikle son iki yıldır odağına […]]]>
1988 yılında Bell Labs’ten (AT&T’nin Ar-Ge laboratuvarları) ayrılan bir ekip tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nin New Jersey eyaletinde veri koruma ve yedekleme yazılımları geliştirmek için kurulan Commvault, 1996 yılında CommVault Systems, Inc. adıyla bağımsız bir şirket haline geldi. Bugün kurumsal veri yedekleme denince akla ilk gelen birkaç firmadan birisi olan Commvault, özellikle son iki yıldır odağına siber güvenliği de almış durumda. Rixos Tersane’nin harika ortamında düzenlenen Commvault Shift 2025 etkinliğinde, katılımcılar hem networking yapmak hem de Commvault’un siber güvenlik alanın gerçekleştirdiği gelişmeleri, iş ortaklıklarını ve müşterilerin deneyimlerini dinleme imkanı buldu.

Commavult Türkiye ülke müdürü Fark Çalışkan ile sahneye çıkan Fady Richmond (Commvault, Vice President & General Manager EMEA’ Emerging Markets) ve Ivan Zasokhlin (Commvault, Sales Director) firmanın yeni odaklarını paylaşıp, sektör değerlendirmelerini paylaştılar

Faruk Çalışkan firmanın çözümleri ve yaptığı yatırımlar hakkında bilgi verdi, alanında en çok yatırım firma olduklarını söyledi

Bir kurum ransomware saldırısına maruz kaldıktan sonra tekrar normal işleyişine dönebilmesi için gereken sürenin ortalama 24-günü bulduğunu, bu esnada istenen fidyeyi verse bile uğrayacağı saygınlık kaybının maliyetinin çok daha büyük olacağının altını çizdi ve Commvaul olarak bu süreyi çok daha kısaltmak için çözümlerinin olduğunu paylaştı

Faruk Çalışkan diğer veri koruma/yedekleme firmalarından nasıl ve nerelerde farklılaştıkları üzerinde durdu

Ravi Baldev (Sr.Sales Director Emerging Markets) firmanın buluta eğilmesi sürecinde karşılaşılan zorlukları nasıl aştıklarını anlattı, bu kapsamda yapılan satın alımları örneklendirdi

Veri kurtarma esnasında yapılan işlemlerin sektördeki rügülasyonlara uygun olması gerektiğini, Commvault olarak bunu nasıl sağladıklarını detaylıca paylaştı

Ravi ile sahne alan Semih Mollaibrahimoğlu Commvault’un nasıl farklılaştığını ve sağladılarını faydaları paylaştı

Siber saldırılar ve fidye yazılımları sonrasında iş sürekliliğini sağlamak ve hızlı bir şekilde normal işleyişe dönmek firmalar için çok kritik bir süreç. Semih bey, Commvault’un Clean Room çözümünün izole, güvenli ve kontrollü bir ortam sunarak şirketlerin temiz yedeklemelerden güvenle kurtarma yapmasına ve operasyonlarına en kısa sürede dönmesine nasıl olanak tanıdığını anlattı. Türkçe’ye Temiz Oda olarak çevirebileceğimiz bu yaklaşım, saldırı sonrası analiz ve kurtarma süreçlerini kolaylaştırarak siber dayanıklılığı artırmaya yardımcı oluyor diye özetlenebilir.


Sektörün duayenleriden Serdar Özçelik (Datacore’un kurucusu ve başkanı) Commvault ile olan iş birliklerinden ve Datacore’un sunduğu hizmetlerden söz etti, özellikle yönetilen hizmetler konusundaki yetkinliklerini paylaştı.
Serdar bey firmasının Datacosmos platformu hakkında paylaşımlarda bulundu.Datacosmos’u büyük ölçekli yapılandırılmamış veri depolama ve yönetimi için tasarlanmış, esnek, ölçeklenebilir ve küresel erişim imkanı sunan yazılım tanımlı bir platformu olarak tanımlamak yanlış olmaz sanırım.

Serdar beyin sunumundan biraz istatistik paylaşayım:

Datacore ve Arkas Holding’in yönetilen hizmetler konusundaki iş birlikteliğini anlatmaları için sahneyi Arkas Holding’ten Volkan Boyacı (Kıdemli BT Altyapı Yönetim Müdürü) ve Caner Davran‘a (Technology Development Manager) bıraktı

Volkan Boyacı Arkas Holding ve Datacore’un yönetilen hizmetler yolculuğu hakkında net paylaşımlarda bulundu, “çok düştük kalktık ama geldiğimiz nokta tam da olmak istediğimiz nokta” dedi

Volkan Boyacı, bir kurum için yönetilen hizmetler almanın ne demek olduğunu çok kısa ve öz bir şekilde açıkladı: “çekirdek kadroyu koruyarak işi büyütmek, az kaynakla çok iş yapabilmek”



Microsoft’tan Mesut Aladağ (Sr. Cloud Solution Architect) Microsoft ve Commvault’un global seviyedeki işbirlikleri hakkında bilgi verdi

Microsoft’un bulut platformu Azure üzerinde çalışan Commvault Cloud ile 2EB müşteri verisinin yedeklendiği bilgisi oldukça dikkat çekici bir büyüklük

Azure üzerinde çalışan Commvault’un Microsoft’un pek çok bilgi güvenliği hizmeti ile entegre bir şekilde çalıştığını örneklerle paylaştı



Commvaul Cloud’un SaS #softwareasaservice olarak oldukça geniş bir portföyü var, Mesut Aladağ bu portföyü bir slatta özetlemeye çalıştı


Luis Feitor (Advance Specialist Engineer – Cyber Resilience | Data Management | Data Protection | SaaS | Cloud | Backup & Disaster Recovery), risk analizi ve regülasyonlarla uyumluluk konusunu detaylandırdı

Abdellatif SBAA (Senior Manager Global Services – EMEA South) Commvaul’un global olarak sunduğu hizmetleri sınıflandırıp, detaylandırdı


Oylum Tağmaç (Senior Director, International Partner Management) Commvault’un sektördeki diğer teknoloji firmaları ile yaptığı teknolojik işbirlikteliklerini vurguladı ve sahneyi HPE’den Çiğdem hanıma bıraktı

Çiğdem Öztüre Ağaoğlu (Storage and Data Services Sales Leader Türkiye, Caucasus and Central Asia) elinden geldiğince hızlı ama net bir şekilde müşterilerine HPE olarak Commvault konusunda nasıl yardımcı olabileceklerini paylaştı
Gülşah Tütüncü‘nün iki kişilik keman gösterisi ilgiyle izlendi


Son dönemde sosyal medya paylaşımlarında stand-up gösterilerinden parçalar görmeye başladığımız, aslen avukat olan komedyen Ali Congun sahneye çıktı. Güncel ülke gündemini kendi deneyimleri üzerinden kendine has espirili üslubuyla paylaştı

Yapay zekanın verdiği yanıtları her zaman kontrol etmek lazım, sağlıcakla kalın!

Yapay Zeka onlarca yıl önce bilim-kurgu hikayeleri ile hayatımıza girdi, sonra filmler, diziler derken herkes bir şekilde yapay zeka diye birşeyin olduğundan haberdar oldu. Şu an 40-50 yaşlarında olanların çok iyi hatırlayacakları Kara Şimşek dizisindeki konuşan araba KITT ile sürücüsü Michael’ın maceraları sayesinde bir nesil yapay zekaya bir hayli erken aşina olduk 🙂 IBM yıllardır […]]]>
Yapay Zeka onlarca yıl önce bilim-kurgu hikayeleri ile hayatımıza girdi, sonra filmler, diziler derken herkes bir şekilde yapay zeka diye birşeyin olduğundan haberdar oldu. Şu an 40-50 yaşlarında olanların çok iyi hatırlayacakları Kara Şimşek dizisindeki konuşan araba KITT ile sürücüsü Michael’ın maceraları sayesinde bir nesil yapay zekaya bir hayli erken aşina olduk

IBM yıllardır Watson ile yapay zeka çalışmaları yapıyor, Watson’ın sağlık alanında pilot olarak seçilen onkoloji alanında bugün geldiği teşhis ve tedavi yetkinliği inanılmaz bir seviyede. Birkaç yıl önce OpenAI’ın ChatGPT ile yapay zeka birey olarak bizlerin de hayatına pratik bir şekilde girme oldu. Daha önce sadece filmlerde ve kitaplarda bilim-kurgu olarak gördüğümüz yapay zeka ilk defa bu kadar dokunulabilir erişilebilir oldu.
ChatGPT’yi deneyimledikten sonra “fazla zaman kalmadı, kurumsal iş dünyasına da yapay zeka girdi/girecek” derken, 7 Kasım’da Oracle’ın daveti ile katıldığım Data & AI Forum Istanbul etkinliğinde iş dünyasına çoktan girdiğini ve daha şimdiden kendisine ön sıralardan yer bile tuttuğunu gördüm. Etkinlik esnasında aldığım notları burada toparlamaya çalıştım, sürç-i lisans ettiysem şimdiden özürlerimi paylaşıyorum.
Açılışı Oracle’ın EMEA bölgesindeki bulut satışlarından sorumlu Pınar hanım yaptı. Yapay zekanın adaptasyon hızını cep telefonu gibi farklı teknolojilerinki ile kıyasladı

Yapay zekanın yeteneklerinin çok hızlı bir şekilde ilerlediğini, hatta bazı alanlardaki ilerlemenin neredeyse anlık zıplama şeklinde olduğunu ve insan yetkinliğini şimdiden aştığını paylaştı

Pınar hanım yola çıkarken doğru yol arkadaşı seçiminin hedefe varmada en önemli faktörlerden birisi olduğunu ve bu konuda Oracle olarak nasıl iyi bir yol arkadaşı olabileceklerini paylaştı

Etkinliğin hepsine katılmama rağmen son kısımlarda not alamadığım için oralarda neler konuşuldu paylaşamayacağım ama konu başlıklarının Oracle’ın yeni veritabanı Oracle Database 23ai ve yeni veritabanı donanımı Exadata olduğunu söyleyebilirim

Oracle’dan bulut mühendisi olarak çalışan Ali İhsan bey kurumsal dünyada yapay zekanın kullanım senaryolarının neler olabileceğini oldukça keyifli kısa videolarla örneklendirdi. Özellikle bir müşteri ile toplantısına 5dk kalan bir çalışanın ChatGPT tadında bir yapay zeka ile yazışarak, o firma ile en son ne zaman yazışılmış, neler paylaşılmış, alınan tekliflerin özeti neymiş gibi detayları birkaç dk içerisinde öğrenip toplantıya girmesi “demek ki chatbot önyüzü olan bir yapay zekaya şirketin email, ortak dosya paylaşımı,.. gibi kaynaklarını açınca kurumsal kaynakları kullanan bir ChatGPT yaratmak mümkün” olduğunu gösterdi

Yapay zekaya kolay bir başlangıç için Oracle olarak müşterilerine nasıl yardımcı olabileceklerini paylaştı

Oracle bulut altyapısında #OCI hem açık-kaynak hem de ücretli çözümleri kullanmanın mümkün olduğunu, bulut olarak altyapı kaynağı sağlamanın yanı sıra, eğitim ve gelişim için sunulan imkanlardan da söz etti

Ali İhsan bey Türkçe’ye “geri getirme destekli metin üretimi” olarak çevrilebileceğimiz, Retrieval-Augmented Generation #RAG kullanımının Oracle bulut altyapısında kullanılabilirliğinden da söz etti.
RAG nedir? Bir modelin geniş bilgi kaynaklarına erişim sağlayarak daha doğru yanıtlar üretmesine olanak tanıyan bir yapay zeka tekniği olarak tanımlanabilir. RAG, iki ana bileşen içerir:
Özellikle bilgiye dayalı soruların yanıtlanmasında, metinleri anlamlandırmada ve daha isabetli yanıtlar sunmada kullanılır. Özellikle büyük dil modellerinde, doğru bilgi kaynaklarına ulaşarak güncel veya detaylı bilgi vermede etkili sonuçlar sağlar.
Oracle’da otonom veritabanları konusunda mimar olam Engin bey Oracle veritabanında yapay zeka vektör sorgusu konusunda paylaşımlarda bulundu

AI Vector Search, hem yapılandırılmış hem de yapılandırılmamış verileri anlamına, semantiğine ve değerlerine göre aramayı mümkün kılarak karmaşık yapay zeka arama uygulamalarına olanak tanıyan bir teknoloji. Yapay zeka vektör arama ayrıca büyük dil modelleri #LLM ve geri getirme destekli metin üretimi #RAG kullanarak, kurumsal kullanım senaryoları için doğru ve bağlamsal olarak alakalı sonuçlar sunmasına da imkan vermesi ile öne çıkıyor.
Yapay Zeka uzmanlığı olmaksızın yapay zekanın nimetlerinden nasıl faydalanabilineceğinden söz etti Engin bey, bunun için HeatWave’i önerdi.


Geleneksel analitik uygulamalarına yapay zeka eklemenin, Oracle Analytics Cloud ile nasıl yapılabileceğini paylaştı

Oracle’da bulut işleme lideri olan Ainura Djumagulav yapay zeka hizmetlerine sahip olmak için gerekli altyapı gereksinimlerinin ne kadar yüksek olabileceği ve GPU’nun yapay zekadaki öneminden söz etti. Yüksek yatırım ve işletim maliyetleri için buluttan faydalanılabileceğinin altını çizdi




Oracle’da bulut satışlarından sorumlu Erdem bey, Garanti BBVA Technology’nin yaptığı yapay zeka graph ve vector veritabanı çalışmalarını paylaşmaları için Mert Bilgin, Muhammed Ömer Taylan ve Barış Taşkend’i sahneye davet etti. Baştan sona büyük bir ilgiyle takip ettiğim etkinlikte beni en çok heyecanlandıran kısım burası oldu!

Barış Taşkend, yapay zeka çalışmalarında kullandıkları graph ve vector veritabanı çalışmalarından kısaca söz edip, detaylar için sahneyi ekip arkadaşlarına bıraktı

Ömer Taylan, graph veritabanı ile ilişkisel veritabanını kıyaslayarak konuşmasına başladı.
İlişkisel veritabanları yapılandırılmış veriye ve veri bütünlüğüne odaklanırken, graph veritabanları ilişkileri keşfetme ve analiz etme yeteneği sağlar.
| İlişkisel Veritabanı | Graph Veritabanı |
| Veriyi tablo formatında saklar ve ilişkileri anahtarlarla tanımlar | Veriyi düğüm (node) ve kenar (edge) ilişkileriyle saklar |
| SQL sorguları ile kullanılır, veri bütünlüğüne ve güçlü işlem güvenliğine odaklanır | Veri arasındaki bağlantıları ve ilişkileri doğal olarak modellemek için tasarlanmıştır |
| Finansal uygulamalar ve ERP sistemleri için uygundur | Özellikle sosyal ağ, öneri sistemleri ve bağlantı analizleri gibi, karmaşık ilişki yapılarına sahip veriler için uygundur |

Graph veritabanı altyapı ihtiyaçları için Oracle bulut altyapısından nasıl yararlandıklarını hayata geçirdikleri bir proje üzerinden örneklendirerek paylaştı


Mert Bilgin ise vektör ve ilişkilsel veritabanları kıyaslayarak başladı konuşmasına.
İlişkisel veritabanları veri tutarlılığına, vektör veritabanları ise benzerlik tabanlı sorgulara öncelik verir
| İlişkisel Veritabanı | Vektör Veritabanı |
| Veriyi tablo ve satırlar halinde saklar | Veriyi çok boyutlu vektörler olarak saklar |
| Yapılandırılmış verilere dayalı sorgulamalar için uygundur | Metin ve görüntü gibi yapılandırılmamış veri ile benzerlik aramaya dayalı sorgulamalarda kullanılır |
| Özellikle finans ve kurumsal uygulamalarda yaygındır.özellikle finans ve kurumsal uygulamalarda yaygındır | Genelde yapay zeka ve makine öğrenimi uygulamalarında, hızlı benzerlik araması yapabilmek için kullanılır |

Garanti BBVA ekibinin sunumunun ardından sunumu yapan arkadaşların yanına gidip tanıştım, hangi ekipten olduklarını sordum, “AI Factory” isimli bir ekip altında olduklarını söylediler..

..ekibin büyüklüğünü merak ettiğim için kaç kişi olduklarını sordum, yaklaşık 70 kişilik bir ekipmiş AI Factory, “biz sadece Garanti BBVA Technology ekibi olarak 70 kişiyiz, banka tarafında da çalışanlar var” diye de eklediler.

]]>