Afrika’da uyanan her aslanın aklında tek düşünce vardır: O gün, en yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek… Aksi halde açlıktan ölecektir.
Aslan ya da ceylan olmanın aslında pek önemi yok. Önemli olan bir önceki günden daha hızlı olman gerektiğidir. Eğer aslansan bil ki en yavaş ceylan dün avlandı. Bugünkü ceylanlar dünkünden daha hızlı… Eğer ceylansan bil ki bugün daha hızlı olmalısın çünkü sıra sana gelmiş olabilir.
Önemli olan kimden daha iyi olup olmadığın değil, dünden daha iyi olup olmadığındır.
Hedeflerine varmak için her gün kendini geliştirip mesafe kat etmeli ve her yıl, yeni bir konuda yeterlilik kazanıp; genel kültür ve bilgi birikiminle çevrende itibar görmelisin.
“Hayat bisiklete binmek gibidir. Pedalı çevirmeye devam ettiğin sürece düşmezsin.” C. Pepper
Sen, başarı yolculuğuna çıkmış bir yolcusun. Oysa, ne zaman büyük bir hayalini paylaşacak olsan, çevrende seni ciddiye almayan insanlar tanıdın ve omuzların çöktü. Sınırlarını öğretip törpülediler sıra dışı düşüncelerini. Sen de inanmaya başladın söylenenlere ve gayretini büyütmek yerine, belki de hayallerini küçülttün.
Her hayal bir başarı ile sonuçlanmasa da her başarı bir hayal ile başlar.
İnsanlar uzaya çıkmayı hayal edememiş olsalardı şayet, ona ulaşmanın yollarını arayamazlardı. Yüzlerce kez başarısızlığı tatmış olan Edison, eğer hayal etmeseydi ampulü bulamazdı.
İş arayan kimi insanın en büyük hayali, para kazanacağı herhangi bir iş bulabilmektir. Limon satmayı hayal eder mesela ve bu hayali onu limon satmanın imkânlarını aramaya yöneltir. Sonuçta iyi bir limon satıcısı olur… Kimi ise dünyayı kurtarmayı hayal eder. Hayaller duaya dönüşür ve evrendeki tüm iyi güçler bu duaya “âmin” der. Bu hayalin sahibi, önce kendi dünyasını sonra da başka insanların hayatlarını kurtarır.
“Amaçlar her zaman bir beden büyük olmalı ki ona göre gelişelim.” Josie Bisset
Büyük hedeflere ilerlemek keyifli bir yolculuktur ama yolda gerekecek erzaktan biraz fazlasıyla yola çıkmalısın. Amacın ağaca çıkmaksa, aya çıkmayı hedeflemeli ve buna göre planlar yapmalısın. Hazırlığını aya çıkacak şekilde tamamlarsan, ağaca çıkmak, senin için işten bile sayılmayacaktır.
“Herkes zirveye çıkmak istemeyebilir bazıları istatistik insan olmayı seçer. Bu insanlar doğdukları zaman Devlet İstatistik Enstitüsündeki görevli “yeni doğanlar” hanesine bir çarpı atar. Zamanla evlenirler “evliler” hanesine bir çarpı atılır. Sonra çocukları olur o haneye bir çarpı atılır. En sonunda ölürler “ölenler” hanesine bir çarpı atılır. İstatistik insanın varlığı ya da yokluğu sadece Devlet İstatistik Enstitüsü’nün rakamlarını değiştirir. Kendi hayatlarının dışına taşıp dünyada olumlu ve güçlü bir iz bırakmadan ölürler. Bu bir seçimdir ve saygı gösterilmelidir.” Mümin Sekman
Başarı yolculuğunda dikkat edeceğin en önemli şey ise işin magazin boyutuna takılmamaktır. Reklam yapmaya ve hedeflerini insanlarla paylaşmaya hiç gerek yok. Unutma ki büyük nehirler, sessiz ve derinden akar. Büyük hayallerini, küçük insanlarla paylaşma çünkü; kiminin başarısına kiminin hayali bile yetişemez.
“Aptallığın göstergesi, bir şeyi hiç denemeden imkânsız olduğunu söylemektir… Bahse girerim ki bugün dünya tarihini şekillendirmekte olan bütün insanların, gençken büyük düşleri vardı” Anton Chechov
Sen ısrarla ve samimiyetle, olmak istediğin başarılı insanı düşünmeye devam edersen, bu düşünceler seni o kişiye dönüştürecektir. “İnanç, görmediklerimize inanmaktır. Bunun ödülü ise inandıklarımızı görmektir.” diyor bir atasözü… İleride yapmak istediğin büyük ve muhteşem şeyleri düşün. Benzer şeyleri başaran insanlar, senden çok da farklı değiller aslında. Belki de sende eksik olan iki şey var: İnanç ve cesaret…
Gelecekteki başarın için bir planlaman yoksa başarısızlığını planlıyorsun demektir.
Hayatının filmini, bir figüran olarak tamamlamayı da filmin başrolü olmayı da sen seçeceksin. Ya varlığı ile yokluğu çok şey değiştirmeyen biri olacaksın bir ömür boyu, hayatın zorluklarından şikâyet edeceksin her daim ve rüzgâr önündeki yaprak misali savrulacaksın; ya da kendi rüzgârını oluşturacak, gittiğin her yere başarıyı da götüreceksin.
]]>
]]>
Kâinatta var olan her şey aslında bir enerjidir. Olumsuz duygulardan, yıkıcı ve yıpratıcı bir enerji açığa çıkar. Bu enerji yalnızca insanlara değil, tüm varlıklara tesir eder. Bunun tersi de mümkündür. Çiçek yetiştirmekten anlayanlar, çiçeklerle konuşmanın ve onlara sevgi göstermenin şaşırtıcı sonuçlarını iyi bilirler. (yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı)
Ses dalgalarının kâinatta yok olmadıkları bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Japon bilim adamı Dr. Masaru Emoto, 2004 yılında “Suyun Gizli Mesajı” isimli bir kitap yazdı. Bütün dünyada büyük yankı uyandıran kitapta; su moleküllerinin özel bir yöntemle çekilen fotoğraflarıyla, suyun duygulardan nasıl etkilendiği ispatlandı. Su molekülleri olumsuz sözlerden olumsuz etkilenip bozuk şekiller alırken, güzel sözler duyduğunda ise simetrik ve uyumlu şekillere dönüşüyordu. Bu araştırmanın fotoğraflarını internette görmek ilgi çekici olacaktır. (yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı)
Aslında her şey, aynı bütünün farklı kısımlarıdır. Biz de her şeyle birlikte o bütünü oluşturuyoruz. Bu sebeple, herhangi bir varlığa sevgimizi verdiğimizde, o varlık bize tüm benliğiyle hizmete hazır olur. Buna, “alma-verme dengesi” denir. Bir bahçeye emek veren kişiye, bahçenin güzelliğiyle huzur vermesi gibi… Her şeyin her şeye etki ettiği bu âlemde mühim olan, her şeyle sevgi frekansında buluşabilmektir. (yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı)
Aşağıdaki video, gerçek bir hikayedir ve sevginin gücünü gösteren harika bir örnektir. (Tam ekran izleyiniz.) yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı, yaşar köksal budaklı
#yaşarköksalbudaklı yaşar köksal budaklı yaşar köksal budaklı yasar koksal budakli
]]>Karşınızdaki insanın gözlerini dikkatli incelerseniz onun psikolojisi hakkında bazı ipuçlarına ulaşabilirsiniz:
• Karşınızdaki kişinin gözbebekleri birden büyümüş ve göz kapakları biraz daha açılmış ise; kişi o an gördüğü şeyden memnundur ve sanki onu daha iyi görmek istemektedir.
• Konuştuğunuz kişi sohbetin bir yerinde daha sık göz kırpmaya başlarsa anlayın ki o an sıkıntı yaşamaktadır. Ya size tepkili olduğu için sizi daha az görmeye çalışıyor ya da yalan söylüyordur.
• Sizi dinleyen kişinin alt göz kapaklarında yukarı yönlü bir hareket olmuş ve gözler kısılmış ise, söylediklerinize tam inanmıyor ve yalan söylediğinizden şüphe ediyor demektir.
• Birini yukarıdan aşağıya süzen bakış “değer biçme”, birinin bedeni üzerinde gezdirilen bakış “sahip olma isteği”, birinin yüzünde dondurulan bakış “düşmanlık” anlamına gelir.
• Karşıdakinin çoğunlukla ağız, çene ve boyun bölgesine bakmak “mahrem bakış” olarak ifade edilir. Bu bakış, karşıdaki kişiyi duygusal olarak arzulamanın ifadesidir.
• İletişim esnasında kim muhatabının yüzüne daha sık bakıyorsa o, karşısındaki kişiyi daha çok önemsiyor demektir.
Karşınızdaki kişi bazen göz temasını keser ve gözbebekleri; yukarı, aşağı, sağa, sola ve köşelere olmak üzere 8 açıya kayabilir. Gözbebeğinin bu hareketlerinin anlamı şu şekildedir:

1. Konuştuğunuz kişi yukarı doğru bakmaya başlamışsa o an yardıma ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. (Allah’tan yardım isteyen birinin farkında olmadan yukarı bakması gibi.)
2. Kişinin gözbebekleri (kendisine göre) sol üst köşeye kaymışsa gördüğü bir şeyi hatırlamaya çalışıyordur. “Geçen hafta görüştüğün Ahmet’in kıyafeti nasıldı?” sorusunun cevabını hatırlamak isteyen kişinin gözbebekleri sol üst köşeye kayar. Ancak kişi, Ahmet’le görüşmediği halde, görsel bir yalan tasarlamaya çalışırsa gözbebekleri sağ üst köşeye kayar.
3. Gözbebekleri (kendisine göre) sol kulak tarafına kaymışsa işittiği şeyi hatırlamaya çalışıyordur. “Ahmet sana ne demişti?” sorusunun doğru cevabı için, kişinin gözbebekleri sol kulağı hizasına kayar. Ancak kişi, işitsel bir yalan tasarlamaya başlarsa gözbebekleri sağ kulağı hizasına kayar.
4. Gözbebekleri sol alt köşeye (kendi kalbi tarafına) kaymış ise hissettiği bir şeyi hatırlamaya çalışıyordur. “Ahmet’i görünce ne hissettin?” sorusunun doğru cevabı için gözbebekleri sol alt köşeye kayar. Ancak kişi, duygusal bir yalan tasarlamaya başlarsa gözbebekleri sağ alt köşeye kayar.
5. Gözbebekleri aşağı düşen biri, o an duygusal yoğunluk yaşamakta ve duygularıyla yüzleşmektedir. Bakışları birden aşağı düşen kişiye, mantıklı şeyler söylemeniz bir işe yaramaz çünkü o, duygusal bir ruh halindedir. Siz duygusal bir konuşma yaptığınızda ise; sizi dinleyen kişi, aşağı bakmak yerine farklı yönlere bakıyorsa bilin ki duygularınızı hissetmekten uzaktır.
Detaylı bilgi için TANIYORUM, sayfa 154
]]>Çevrenizdeki insanları doğru tanımak için yalnızca onların anlattıklarıyla yetinirseniz, manipüle edilebilirsiniz. İşte, bu sebeple; insanları kendi yöntemlerinizle gözlemleyip doğru okuyabilmeniz önemlidir.
Her insan; sözle ifade ettiklerinin yanı sıra beden dili, ses tonu, giyim tarzı, yazı stili, imza şekli ve alışkanlıklarıyla, aslında çok daha fazlasını anlatır. Kişinin, farkında olmadan verdiği bu mesajları fark edip yorumlamak, onu doğru tanımanızı sağlayacaktır.
Farkındalık Oluşumu
Yapmanız gereken ilk iş; çevrenizdeki tüm insanları, mümkünse onlara fark ettirmeden, sanki ilk kez görüyormuş gibi incelemektir. Onların genel görünüşlerine, hâl ve hareketlerine, konuşma şekillerine ve mikro tepkilerine anlamlar yüklemeye çalışın. Kendinizce yüklediğiniz bu anlamların doğru ya da yanlış olmasına takılmayın. Çünkü bu çalışmadaki ilk amacımız farkındalık oluşturmaktır ve kimi zaman; doğru tespitlere ulaşmanın yolu, yanlış tespitleri fark edip elemekten geçer.
Farkındalığı artırmak için, örneğin iş yerindeki arkadaşlarınızı her gün farklı bir yönden gözlemleyin. Bir gün tüm arkadaşlarınızın yürüyüşlerini gözlemleyin mesela. Hızlı mı yavaş mı, küçük ya da büyük adımlarla mı yürüdüklerine bakın. Diğer gün, insanların kullandığı aksesuarlara dikkat edin. Çeşidine, rengine, büyüklüğüne, maddi değerine ve kıyafetle uyumuna odaklanın. Bir başka gün çevrenizdeki kişilerin konuşma şekillerine, ertesi gün alışkanlıklarına dikkat kesilin. İlk etapta önemli olan; gördüğünüz farkların anlamını bilip bilmemeniz değil, o farkları görebilmenizdir.
Tanımak istediğiniz kişiyi, diğer insanlardan ayıran en belirgin birkaç özelliği görmeye çalışın. Onun duruşunu, beden ile kafa uyumunu, yürüyüşünü, kıyafetini, aksesuarlarını, ses tonunu ve alışkanlıklarını diğer insanlarla kıyaslayın.
Yakından Uzağa…
En iyi bildiğiniz şey, kendi duygu ve düşünceleriniz olduğu için, davranışlarınızın altında yatan sebepleri anlamaya çalışın. Örneğin konuşurken elinizi ara sıra yüzünüze götürdüğünüzü fark etmişseniz, bu hareketi yaptığınız anda hangi duygu ve düşüncede olduğunuzu düşünün. Sonra bu hareketi başkasında gözlemlediğinizde, onun da benzer duygu ve düşüncede olabileceğini öngörün.
Bir sonraki aşamada; size en yakın olan insanları, yani duygu ve düşüncelerini bildiğiniz kişileri gözlemleyin. Bu insanları yakından tanımanız, onların hâl ve hareketlerinin altında yatan sebepleri anlamanızı kolaylaştırır. Yakınınız olan birinde, her zamankinden farklı bir durum görürseniz ona, “o an ne hissettiğini, ne düşündüğünü” sorun. Aynı durumu tekrar gözlemlediğinizde, aynı his ve düşüncenin geçerli olup olmadığını öğrenin. Böylece, kendi kriterlerinizi oluşturup bu bilgileri, diğer insanları gözlemlerken de kullanabilirsiniz.
Yakından tanıdığınız insanlar üzerinde gözlem yapmanın, size kazandıracağı fayda şudur: Önce, kişiliğini bildiğiniz insanlarda tespit ettiğiniz durumlara anlam bulacak, sonra ise anlamını öğrendiğiniz durumları sergileyen diğer insanların kişilik bilgisine ulaşacaksınız.
Sezgilerin Sebebi
Bazen, gördüğünüz birinden tedirgin olursunuz ama sizi neyin tedirgin ettiğini bilmezsiniz. Sanki içinizden bir ses “Bu kişi tehlikeli, ondan uzak dur!” der; ama bunun sebebini anlayamazsınız. Bazen de ilk kez gördüğünüz birini cana yakın bulursunuz; ama onda sizi çeken şeyin ne olduğunu, tam olarak tarif edemezsiniz. Yani, sebebini okuyamasanız da bazı kişilerin sizde farklı algılar oluşturduğu bir gerçektir.
Karşınızdaki kişi hakkında duyu organlarınız size veri aktarırken duyu organlarınızın algılayamadığı, yalnızca bilinçaltınızın fark edebildiği durumlar da vardır. Fark edilen bu durumlar, her ne kadar anlamlı hale getirilip bilinç seviyesine taşınamasa da bilinçaltı, birtakım tespitler yapar. Ancak insan, düşünme ve değerlendirme gibi zihinsel faaliyetleri üst bilinçle yaptığından, alt bilincin sahip olduğu bu yetenekten genellikle habersizdir.
İnsan tanıma konusunda henüz bir uzman olmasanız da yıllardır bu hayatın içinde bulunan biri olarak, siz de çok sayıda insan gözlemleyip bir hayli tecrübe biriktirdiniz. İşte bu birikim; tanımadığınız biriyle karşılaştığınızda, olumlu ya da olumsuz sezgiler olarak kendini gösterir. Bu sebeple, hislerinizi önemseyip doğru yorumlamanız gerekir.
“İnsanları tanıyorum” diyebilmek; eğitim ve tecrübe ile edinilecek bir beceridir. Bu beceriyi geliştirmek, kişinin kendine yapacağı kalıcı bir yatırımdır.
Tanıyorum isimli kitapta, yukarıda özetlenen konuları daha ayrıntılı ve sistematik şekilde bulacak ve hayatınızı kolaylaştıran bir kazanım elde etmiş olacaksınız.
İnsan, doğduğu günden itibaren çevresini tanıma ve yorumlama çabasındadır; çünkü olayları, durumları ve insanları doğru tanıyıp yorumlamak, hayatı kolaylaştıran bir beceridir.
Çevrenizdeki insanları doğru tanımak için yalnızca onların anlattıklarıyla yetinirseniz, manipüle edilme ihtimaliniz oldukça yüksektir. Bu sebeple, insanları kendi yöntemlerinizle gözlemleyip doğru okuyabilmeniz önemlidir.
Herkese, herkesin baktığı gibi bakarsanız yalnızca herkesin gördüğünü görürsünüz. Oysa bakış açınız doğru olursa insanların aklından geçenleri bile anlar, onları doğru tanırsınız.
Her insan; sözle ifade ettiklerinin yanı sıra beden dili, ses tonu, giyim tarzı, yazı stili, imza şekli hatta alışkanlıklarıyla aslında çok daha fazlasını anlatır. Kişinin, farkında olmadan verdiği bu mesajları fark edip yorumlamak, onu doğru tanımanızı sağlayacaktır.
Tanıyorum kitabında bulacağınız yöntemlerle; insanların karakter özelliklerini, psikolojik hallerini ve gerçek duygularını çözebilmenin ayrıcalığını yaşayacaksınız.
# tanıyorum # taniyorum #tanıyorum aydın adaklı tanıyorum tanıyorum kitabı kitap
tanıyorum kitap tanıyorum kitabı tanı yorum aydın adaklı tanıyorum taniyorum
]]>
Hazırlık döneminde yapılan her şey, sınav puanına tesir eder. Bu dönemde; hayat felsefesinden sağlık durumuna, beslenme şeklinden uyku düzenine, aile içi iletişimden karşı cinsle münasebete kadar her şey titizlikle düşünülmelidir.
Başarıyı gerçekten isteyen bilinçli biri, hazırlık döneminde alacağı küçük bir tedbirin bile sıralamayı değiştireceğini bilir.
Bu kitap; başarı yolunda atacağı her adımı önemseyen “idealist beyinler” için hazırlandı… Son nefesine kadar başarıdan başarıya koşmak isteyen “doruklara sevdalı yüreklere” hitap edildi.
Her başarı, yeni bir başarıya kapı aralar ve başarıda bir “son” yoktur… Ve kâinatın Sonsuz’a olan aşkındandır, sonların hep yeni başlangıçlara gebe olması… Biz biliyoruz ki; bitmek bilmeyen bir türkünün içinde değişen, yalnızca ezgilerdir…
Hayy’dan gelip Hû’ya giden bu dünya hayatından, eli bile götürmek elde değilken, elde edilecek asıl şey nedir? Vakit; ümitsizliğe düşme vakti değil, geceyi gündüze çevirme vaktidir…
Haydi..! Şimdi sahne senin…
Hayatının filmini çekme zamanı…
Bu filmi bir figüran olarak tamamlamayı da filmin başrolü olmayı da sen seçeceksin.
Ya varlığı ve yokluğu önemsiz biri olacaksın ömrünce, rüzgâr önündeki yaprak misâli savrulacaksın ya da kendi rüzgârını oluşturacak ve gittiğin her yere başarıyı da götüreceksin…
Mahşerden öteye bile…
PARA İADE GARANTİSİ
Bu kitapta öğretilenleri uyguladığı hâlde sınavı kazanamadığını beyan eden herkese kitabın parası iade edilecektir. Bunun için aşağıdaki aşamaların izlenmesi gerekir:
NOT: 15. sayfada silinti – kazıntı olmamalı ve yazılacak isim ile iban ismi aynı olmalıdır. Paranın iadesi üç iş günü içinde gerçekleşir.
]]>
Aşağıdaki videoların sonunda, okuyucuların kitap hakkındaki görüşlerini izleyebilirsiniz.